KARL RIETZ | YAŞAM ÖYKÜSÜ
Yehova’nın Elinin Her Durumda Yardıma Yetiştiğini Gördüm
Babam Clarence gençken dedeme şöyle dedi: “Okulda 1+1+1’in 3 olduğunu öğretiyorlar. Kilisede ise Tanrı’nın üçleme olduğunu öğretiyorlar, yani 1+1+1’in 1 olduğunu söylüyorlar. Ya okula gitmeyi ya da kiliseye gitmeyi bırakacağım çünkü ikisinden biri yalan söylüyor olmalı.” Bunun üzerine dedem, Wisconsin’de (ABD) bulunan küçük kasabamızdaki bazı Luthercilerden babama üçlemeyi açıklamasını istedi. Çemberler ve üçgenler kullanarak açıklamaya çalıştılar fakat Kutsal Kitap’tan kanıt gösteremediler. Sonraki gün babam kilise üyeleri listesinden isminin silinmesini istedi. Dedem istemeyerek de olsa bunu kabul etti.
Yıllar sonra babam akrabasının evinde o zamanlar Mukaddes Kitap Tetkikçileri olarak bilinen Yehova’nın Şahitlerinden biriyle tanıştı. Babam ona “Üçlemeyi anlayabileceğim şekilde açıklayabilir misin?” diye sordu. Mukaddes Kitap Tetkikçisi “Hayır, açıklayamam.” cevabını verdi. Babam bunun üzerine “Açıklayamayacağını biliyordum zaten.” dedi. Adam sözlerine şöyle devam etti: “Açıklayamam çünkü üçleme Kutsal Kitap’ta yer almıyor.” Bütün gece konuştular ve babam sonraki gün hiç uyumadan doğrudan işe gitti.
12 yaşındayken
Babam, Mukaddes Kitap Tetkikçisinden aldığı kitapları okuduktan sonra hakikati bulduğuna ikna oldu. Daha sonra babam evlendi. O ve annem Kathryn vaftiz edildi. Bana Yehova’yı sevmeyi öğrettiler ve ben de 1945’te dokuz yaşıma girmeden hemen önce vaftiz oldum.
Anne Babamın Tavsiyelerini Dinledim
Bir keresinde babam bana şöyle demişti: “Yehova’nın hizmetinde yeni bir iş yapman istendiğinde asla ‘Bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum.’ deme. Bunun yerine ‘Öğrenmeye istekliyim ve elimden gelenin en iyisini yapacağım.’ de. Yehova sana yardım edecek O’nun eli her durumda yardıma yetişir” (Sayılar 11:23). Annemle babam hizmeti hayatlarında ilk yere koymak konusunda mükemmel bir örnek oldular. Örneğin Oklahoma’da ihtiyacın olduğu bir yere taşındık. Onların örneği beni tamgün hizmete başlamaya teşvik etti. Böylece 1956’da daimi öncü olarak hizmet etmeye başladım.
1960’larda annem ve babam
Anne babamın eş bulma konusunda verdiği tavsiyeleri de dinledim. Onlar Yehova’ya hizmet eden birini bulmam konusunda beni teşvik etti. Bir gün babam bana şöyle dedi: “Biriyle çıkmaya başladığında kız arkadaşını annenle tanıştır. Eğer kızdan hoşlanırsa mutlu olma şansın yüksek. Hoşlanmazsa dikkatli ol.” Annem onu tanıştırdığım ilk kızdan pek hoşlanmadı. Fakat daha sonra Arlene ile görüşmeye başladım ve annem onu sevdi.
Düğünümüzde
Arlene, İbadet Salonuna daha yakın olabilmek için büyüdüğü çiftlikten ayrılmıştı. Geçimini sağlamak için bir huzurevinde çalışıyordu. Yehova’ya hizmet etmeye odaklı biriydi ve gayretli bir daimi öncü oldu. 1959’da evlendik. Annem ve Arlene çok iyi anlaşıyorlardı. Hatta Arlene’le bir anlaşmazlık yaşadığımızda annem sık sık Arlene’in tarafını tutardı.
Arlene’in iyi haber uğruna yeni koşullara uyum sağlayabilmesini her zaman takdir etmişimdir. Örneğin, bir yaz Arlene ve ben Kansas’ta Şahitlerin olmadığı bir sahada hizmet ederken kalacak yer bulamadık. Bu yüzden küçük bir çadırda kaldık. Çadırı devlete ait bir kamp alanına kurduk ama orada sadece beş gün kalmamıza izin veriliyordu. Neden Kansas’ta olduğumuzu ve ne yaptığımızı kamp yerindeki görevliye açıkladığımızda, görevli “Burada istediğiniz kadar kalabilirsiniz.” dedi. Bu çok güzel bir deneyimdi.
Gilead ve Brezilya’ya Gidiyoruz
Bir gün Gilead Okulu için bize iki başvuru gönderildi. Bu bizi şaşırttı çünkü başvuru için bir istekte bulunmamıştık. Fakat zaten bir çadırda yaşadığımız için kendimizi görevli vaizler gibi hissediyorduk. Öyleyse neden Gilead’a başvurup gerçek görevli vaizler olmayalım dedik. Kısa bir süre sonra Gilead’ın 38. sınıfına katılmak için bir davet aldık. Kasım 1963’te mezun olduk ve Brezilya’ya tayin edildik.
1964’te Brezilya’ya vardığımızda görevli vaizler evinde yer yoktu. Bu yüzden geçici olarak Rio de Janeiro’daki büroda kalmamız ve o bölgede görevli vaiz olarak hizmet etmemiz istendi. Brezilya’daki en büyük zorluğumuz dili öğrenmekti. İlk ay çoğu gün 11 saat Portekizce çalıştık, ikinci ayda günün yarısını ders çalışarak diğer yarısını da hizmete giderek geçirdik. Dili konuşmaya başladığımda birkaç kez mahcup olduğum hatalar yaptım. Bir gün hizmetteyken bir kadın bize kocasının öldüğünü söyledi. Fakat henüz öğrenmediğimiz bir kelime kullandığı için onu tam anlamadık. Ben de “Bunu duyduğumuza sevindik.” diye cevap verdim. Fakat ev sahibi Portekizce öğrenmeye çalıştığımızı anladığı için bizi anlayışla karşıladı.
Günde 11 saat Portekizce çalıştık
Beytel Hizmetini Sevdik
Birkaç ay görevli vaiz olarak sahada hizmet ettikten sonra Beytel’deki matbaada haftada bir gün çalışmam istendi. Brezilya’ya varışımızdan yaklaşık bir yıl sonra sahadan Beytel hizmetine tayin edildik. Beytel’de ben bakım alanında, Arlene ise temizlik alanında çalıştı. Dürüst olmak gerekirse ilk Beytel’e davet edildiğimizde biraz üzülmüştüm. Sahada hizmet etmeyi çok seviyorduk ve bir gün çevre hizmetinde çalışmayı umuyorduk. Yine de yeni tayinimizi kabul ettik ve zamanla Beytel’i sevmeyi öğrendik. Birkaç yıl sonra Beytel, São Paulo’da yeni bir yere taşındı.
Brezilya’daki yayın ihtiyacı gittikçe büyüyordu. Yıllar içinde Yehova’nın bu konudaki çabalarımızı nasıl desteklediğini gördüm. Örneğin, bir keresinde benden bir baskı makinesi bulmam istendi. Çok düşük bir fiyata ikinci el bir baskı makinesi buldum ve bakmaya gittim. Adama makineyi neden sattıklarını sordum. O da bana kâğıdın girdiği yerin bozuk olduğunu söyledi. Yine de satın aldık çünkü baskı makinesinin geri kalanı iyi durumdaydı. Baskı makinesi, matbaamıza getirildikten sonra daha büyük parçalardan bazılarını çıkardım ve makinenin içine girdim. O zaman sadece tek bir parçanın kırık olduğunu gördüm. Kırık parçayı değiştirdik ve baskı makinesi uzun yıllar boyunca sorunsuz çalıştı.
Duanın Gücü
Zamanla Brezilya’daki duyuru faaliyetimiz hızla büyüdüğü için matbaa tesislerimizi genişletmemiz gerekiyordu. Binalarımızın birinin bitişiğinde boş bir arsa vardı. Ancak bir yıl süren aramalardan sonra bile arazinin sahibini bulamadık. Meğerse arazinin sahibi 1.000 kilometreden uzakta, telefon veya posta hizmeti olmayan kırsal bir bölgede yaşıyormuş.
Bu konuda dua etmeye devam ettik. Sonra bir gün Beytel’i ziyaret eden bir adam, yakındaki bir dükkânın müdürünün arazi sahibini tanıdığını söyledi. Müdürle görüşmeye gittiğimizde şöyle dedi: “Şu karşıdaki mekânda bira içen adamı görüyor musunuz? O, arazinin sahibi.” Hemen adamla konuşmaya gittik ve adam araziyi satmayı kabul etti. O gün yıllardır kasabada bulunduğu tek gündü! Hemen matbaa tesislerimizi genişletmeye başladık.
Yönetim Kurulundan Frederick Franz 1974 yılında büromuzu ziyaret etti
Daha sonra, dünya merkez bürosu iki yeni baskı makinesi alacağımızı söyledi. Yeni makinelerin matbaa binamıza sığmayacağını fark ettik. Yine Yehova’ya dua ettik. Ertesi gün matbaacı olan bir komşumuzun baskı makinelerini binasından çıkardığını gördük. Ekipmanlarını başka bir yere taşıyordu ve yanımızdaki binayı satmak istiyordu. Bina, yeni makineler için tam olarak ihtiyacımız olan boyuttaydı.
1970’lerin ortalarına geldiğimizde São Paulo’daki binalarımıza sığamıyorduk. Bu sefer Yönetim Kurulu, Temsil Heyetinden kırsal alanda ileride genişletebileceğimiz bir arazi bulmasını istedi. São Paulo’dan yaklaşık 150 kilometre uzaklıkta bir arazi seçtik. Yönetim Kuruluna yeni bir matbaa binasının inşa planlarını gönderdik. Ancak onlar bize şöyle cevap verdiler: “Çok küçük düşünüyorsunuz. Planladığınızdan yaklaşık iki kat daha büyük bir bina inşa etmelisiniz.” Ayrıca çok daha büyük bir matbaa binasının çizimlerini gönderdiler. Biz de bu çizimlere göre binayı inşa ettik.
Alçakgönüllülükle İlgili Dersler
Brezilya Temsil Heyetinin bir üyesi olarak bazen bir konuda en iyi fikre sahip olduğumu düşündüm. Ancak konuyu diğer üyelerle görüştükten sonra sık sık haksız olduğumu fark ettim. ‘Çok kişiye danışmanın’ daha iyi sonuçlar doğurduğunu gördüm (Özdeyişler 15:22).
Bir keresinde, yayın dağıtımında çalışan bir birader başkalarına sert konuşmakla suçlandı. Hikâyenin sadece bir tarafını dinledikten sonra kardeşin Beytel’den ayrılmasını önerdim. Kısa bir süre sonra olayların bana anlatıldığı gibi olmadığını fark ettim. Zor olsa da hatamı kabul ettim. Kardeş Beytel’e döndü ve birkaç yıl boyunca gayretle hizmet etti. Bu benim için çok büyük bir ders oldu. Özdeyişler 18:13’teki şu sözlerin doğruluğunu gördüm: “Gerçekleri dinlemeden cevap vermek akılsızlık ve utançtır.”
Arlene ve ben 1964’te Brezilya’ya vardığımızda yaklaşık 28.000 müjdeci vardı. Şu anda 926.000’den fazla müjdecimiz var. Yehova’nın faaliyetimizi nasıl hızlandırdığını görmek harika (İşaya 60:22). Şimdi 80’li yaşlardayız ve genç yaşta tamgün Yehova’ya hizmet ettiğimiz ve elimizden gelenin en iyisini yaptığımız için minnettarız. Bu sayede Yehova’nın elinin her durumda yardıma yetiştiğini gördük.