Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • g 6/83 s. 22-25
  • Eşsiz Bulgu Olan Penisilin

Bu kısım için bir video yok.

Üzgünüz, video yüklenirken bir hata oluştu.

  • Eşsiz Bulgu Olan Penisilin
  • Uyanış!—1983 (Bilimsel Seri 5-8)
  • Altbaşlıklar
  • Benzer Malzeme
  • MİKROORGANİZMALARIN DÜNYASI
  • BULGUNUN TARİHİ ANI
  • PENİSİLİN BAŞKA MADDELERDEN AYRILIYOR
  • ÇÖZÜLEMEYEN BİR SIR
  • PENİSİLİNİN TEHLİKELİ TARAFLARI
  • Dayanıklı Mikroplar Nasıl Yeniden Ortaya Çıkıyorlar?
    Uyanış!—2003
  • Küf Dost musun Düşman mısın?
    Uyanış!—2006
  • Dünyayı Değiştiren Adam
    Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—2010
  • Mikropların Öcü
    Uyanış!—1996
Daha Fazla
Uyanış!—1983 (Bilimsel Seri 5-8)
g 6/83 s. 22-25

Eşsiz Bulgu Olan Penisilin

HER nefes alışınızda, yemek yiyişinizde, bir şey içtiğinizde, bir şeyi kokladığınız veya bir şeye dokunduğunuzda, zararlı olan bakterilerin kanınıza girme ihtimalinden sizi korumak için, vücudunuz, gerekli savunma önlemlerini alır. Kanınızda bulunan milyonlarca akyuvar, herhangi zararlı bir saldırgana karşı harekete geçer, yani harfiyen hücum ederek saldırganı yutar ve hazmader. Vücuttaki sağlığı koruyan bu hayret verici bekçilerin işi son yıllarda net bir şekilde anlaşılabilmiştir.

Yüzyılımızdan önce, mikrop kapan ameliyatlar, ölüm olaylarının birçoğunun nedeni olmuştu. Operatörün kestigi yerden vücuda giren bakterilerin, kanı zehirlemeğe başladıkları yavaş yavaş anlaşılmaya başlandı. Kirli ameliyat gereçleri, kirli elbiselerden ve yıkanmamış ellerden şüphe edilmeye başlandı. Steril gereçler, sağlığa uygun yöntemler ve antiseptikler, ameliyat sırasında kullanılmaya başlandı ve bu sayede birçok hayat kurtarıldı. Bakterilerin gelişmesini durdurmak için, asitfenik (fenol), lizo ve iyot gibi kimyasal maddeler kullanılmaya başlandı. Antiseptikler, bakterilerin sadece vücudun dışında iken büyümelerini önleyebildiği için, bu bulgular, ancak kısmi başarı sağlayabildi.

Doktorların asıl ihtiyaçları olan şey ise, vücudun içine sızmış bakterileri yok edebilecek, fakat hastaya zarar vermeyecek olan dahili olarak kullanılabilecek bir antiseptik idi. Böyle bir antiseptik acaba bulunabilecek miydi?

MİKROORGANİZMALARIN DÜNYASI

Bir kaşık dolusu verimli toprakta, milyonlarca bakteri ve küf türü vardır, bunlar süratli bir şekilde çoğalırlar. Varolmak için, aralarında sonsuz bir mücadele vardır. Bazı çok saldırgan bakteriler, karşı duranları öldürmek için, az oranda öldürücü bir zehir yayarlar. İşte antibiyotik diye adlandırılan madde bu zehirdir. Böylece, değişik tip bakterilerden alınan değişik zehirler birbirlerinden ayrılınca, değişik türden antibiyotikler elde edilir.

Örneğin, belirli bir bakterinin vücudunuzda saldırıya geçtiğini farz edin. Günlerimizde doktorun hastalığınız için belirli bir antibiyotiği reçeteye yazması oldukça kolay olabilir. Oysa, 1920’lerde bile, İngiltere’deki doktorlar, belirli bir antibiyotiğin bakteriden ayrılıp, dahili olarak kullanılabilecek güvenilir bir antiseptiğin kana verilmesini kabul etmiyorlardı. Genel olarak, aynı zamanda insan hücrelerine de zarar vermeden bakterilere saldırabilecek bir maddenin varlığı düşünülmüyordu. Ancak bir doktor farklı düşünmekte ısrar etti.

İskoçya’da doğan Dr. Alexander Fleming, hemen hemen tüm hayatını Londra’da doktorluk yaparak geçirdi; ayrıca enfeksiyonların yarattığı sorunları ve antiseptiklerin kullanılışını inceledi. 1922 yılında kayda değer bir gözlemde bulundu. İçindeki suyu süt rengine çeviren saldırgan olmayan bakteriler bulunan bir deney tüpü aldı; bu karışıma bir damla da insan gözyaşı ekledi. Birkaç saniye içinde tüpteki süte benzeyen sıvı berraklaştı! Gözyaşında bu bakterileri şaşırtıcı bir hızla yok edebilen bir kimyasal maddenin bulunduğu açıkça belli oldu. Dr. Fleming buna “lisozim” adını verdi; çünkü bakterilerin “liz”, yani çözülüp kaybolmalarını sağlıyordu.

Ne var ki, lisozim zararsız mikroplara karşı etkin olmasına rağmen hastalıklara neden olan mikroplara karşı kuvvetsiz kaldı ve böylece hayal kırıklığı yarattı. Buna rağmen bu bulgu çok yararlı oldu; zira bunun sayesinde, Dr. Fleming, insanlığın hastalıklarla yaptığı savaşta yepyeni bir prensibe yöneldi—zararsız kimyasal maddelerin kullanımı ile bakterilerin yok edilmesi. Bu prensip, Dr.Fleming’i altı yıl sonra karşılaşacağı benzer bir olaya hazırladı.

BULGUNUN TARİHİ ANI

1928 yılında, Dr. Fleming laboratuvarında bir cam kapta çıbanlara neden olan stafilokok bakterilerini üretiyordu. Pryce adındaki eski bir arkadaşı kendisine uğradı. Milyonlarca insan için hayatla ölüm arasındaki fark anlamına gelecek olan bir şey oluşmak üzere idi. Pryce ile konuşurken Fleming kaplardan birkaçının kapağını kaldırdı. Birden durdu. Bir an ürettiği bakteri gruplarından birine baktı ve her zamanki sakin ses tonuyla “çok garip”, dedi. Bakterilerin etrafında her zaman olduğu gibi, bir küf türü vardı, ama küfün etrafında bulunan stafilokok bakterilerinden oluşan gruplar çözülmüşlerdi. Donuk sarı damlalar oluşturacaklarına, çig damlalarına benziyorlardı.

Dr. Fleming, küfün ürünü olan bir şeyin, bakterileri dağıtıp yok ettiği sonucuna vardı. Biz, bugün bu ürünün, tıpta devrim yaratan bir ilaç, yani penisilin olduğunu biliyoruz. Gerekli olan sporun havadan gelip tam isabetle bakterilerin üretildiği kaba düşmesi, ancak rastlantıların en büyüğü olabilirdi.

Daha sonra, Dr. Fleming et suyunun yüzeyinde, portakal, bayat ekmek, eskiyen peynir veya çürümeye başlayan meyvelerde oluşana benzeyen mavi yeşil bir küf yetiştirdi. Bu küf gıdayı emdi ve antibiyotiğini saldı. Birkaç gün sonra, bu ham sıvı filtre edildi ve Dr. Fleming buna penisilin adını verdi.

Bir deney tüpünde yapılan deneylerde, bu küf suyunun belsoğukluğu, menenjit, difteri ve zatürree mikroplarını yok ettiği görüldü. Ve en önemlisi de, insanları zehirlemiyordu! Dr.Fleming, tıp adamlarına bunun ideal bir antiseptik olabileceğini söylediğinde, soğuk bir tepki ile karşılaştı. Diğer tıp adamları, bakterilerin vücutta bir kere yerleştikten sonra, kimyasal maddelerden etkilenmeyeceklerine kuvvetle inanıyorlardı.

Fleming ve asistanları da, penisilinin başka maddelerden ayrılması ve saflaştırılması sırasında ortaya çıkan kimyasal sorunlar hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıklarından, penisilinin geliştirilmesi için hemen hemen sekiz yıl hiçbir şey yapılamadı. Sanki penisilin unutulmaya yüz tutuyordu.

PENİSİLİN BAŞKA MADDELERDEN AYRILIYOR

1939 yılında İngiltere’de, tıp ve kimya öğrenimi görmüş olan iki bilim adamı, Howard Walter Florey ve Ernst Boris Chain, özellikle askerlerin savaş alanında karşılaştıkları hastalıklarla ilgili olarak beraberce bakterilerin karşılıklı zıt etkisini incelemek için görevlendirildiler. Araştırmaları, onları Fleming’in lisozim ve penisilinle ilgili yazdıklarına yöneltti. Bu iki bilim adamı, kısa bir süre sonra, bu küf suyuyla deneyler yapmaya başladılar; arka arkaya gelen başarısızlıklardan sonra, kolay bulunamayan bu kimyasal madde nihayet sabit bir toz halinde elde edilebildi.

Hastalığa yakalanmış dört fare iyileştirilince herkes çok heyecanlandı. Daha sonra, 1941’de, ilk defa başarılı şekilde bir insan iyileştirildi. Bir bilim adamının dediği gibi, “penisilinin başarısı adeta mucizevi idi.” Penisilinin, 120 milyon defa sulandırıldıktan sonra bile bakterilere karşı etkinliğini sürdürdüğü görüldü. Hemen hemen inanılmaz bir şeydi!

Savaş sırasında ortaya çıkan sorunlar yüzünden Florey, değerli küfüyle İngiltere’den Amerika Birleşik Devletleri’nin İllinois eyaletinin Peoria şehrine gitti. Fleming’in küfü, penisilinin seri üretimi için uygun değildi. Geniş araştırmalardan sonra, Doktor K. B. Raper’e yardımcı olan ve “küflü Mary” unvanı verilmiş olan Periorialı Mary Hunt, çürümüş bir kantalup kavunundan uygun bir küf buldu. Bu küfün türü o zamandan beri penisilinin ana kaynağı oldu. Kısa bir süre sonra, penisilin birçok ülkede üretilmeye başlandı ve Fleming’e, Florey’e ve Chain’e 1945 yılının Nobel Tıp ödülü verildi.

ÇÖZÜLEMEYEN BİR SIR

Fleming’in 1928 yılında bakterileri ürettiği deney tüpünde, açıklanması zor olan olayı gördüğünde kullandığı ifade “çok garip” idi. Fleming de dahil olmak üzere birçok bilim adamının aynı şeyin bir kere daha olması için tekrar tekrar denemelerine rağmen, başarısızlığa uğramaları inanılmaz görünüyor. Lord Florey, buna “tıp tarihinde rastlanan en şanslı tesadüflerden biri” demiştir. Otuz altı yıl sonra, bu sırrı çözmeye uğraşan Profesör Ronald Hare dikkatle bir seri deney yaptı ve Fleming’in laboratuvardaki olayın olağandışı olduğu fikrini doğruladı.

1971 yılında ise, Sir Ernst Boris Chain o zamanki bilimsel görüşü şöyle özetledi:

“Fleming’in izlediği olay, basit ve açık görülebilir. Fakat gerçekte öyle değildir; karmaşıklığını ve olayın izlenebilmesi için, birçok alışılmamış durumun büyük bir rastlantı olarak bir araya gelmesi gerektiğini çok az kimse fark edebilmiş ve anlayabilmiştir.”

Başkaları ise, Fleming’in, laboratuvarındaki deney tüpünde gördüğü şeyi yanlış yorumlayıp, yanlış anladığı ve bu olayın Fleming’in zannettiği şekilde olamayacağı görüşünü savunmuşlardır. Aslında penisilini kimin, ne zaman ve nasıl bulduğu hakkında ne kadar şüphe olursa olsun, netice aynıdır: Gerçekten tıbbın hizmetine harikulade ve hayat kurtaran bir ilaç sunulmuştur.

PENİSİLİNİN TEHLİKELİ TARAFLARI

Çok duyarlılığı olmayan kimselerde penisilin, yan etkilere neden olmadan kullanılabilirken, duyarlı kimselerde kızarıklıklara neden olmuş ve nefes almada zorluklara yol açmıştır. Bazıları ise, bir tür şok geçiriyorlar ve hatta ölenler dahi olmuştur. Bu nedenle penisilin, herkesi iyileştirebilen bir ilaç değildir. Ayrıca birçok alışılmış hastalıklara karşı da etkin değildir, zira antibiyotikler, virüslerin neden olduğu hastalıklara karşı etkin oluyor. Bu hastalık arasında, örneğin soğuk alğınlığı da vardır. Antibiyotikler sadece bakteriyel saldırılara karşı etkilidir. Fakat 10 Ocak 1980 tarihli Science World dergisi, birçok doktorun, antibiyotikleri “emin olmak ve bakteri enfeksiyonu henüz oluşmadan önlemek” için hastalarına verdiklerini yazdı.

Birçok bilgisiz hasta ise, penisilinin çok tanınmış olduğu ve kendilerini hemen iyileştireceğine inandıkları için, onu talep eder; ne yazık ki, birçok doktor, reçetelerine kolayca “Penisilin”i yazıyor. Texas South western Medical School Üniversitesinin Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Bölümü Doçentlerinden ve Dallas Veterans Adminstration Hastanesi bulaşıcı hastalıklar bölümü şefi Dr. James Smith, “bakteriler yoksa penisilin vermme[m]”, tavsiyesinde bulunuyor. Tıp otoriteleri, halk açısından penisilinin yaygın ve lüzumsuz kullanımının daha önce yok edilmiş olmasına rağmen, şimdi penisiline bağışıklık kazanmış pek çok bakterinin ortaya çıkıp yayılmalarına neden olacağından, kullanımının kesinlikle istenmeyen bir şey olduğu konusunda uyarıyorlar. Washington Üniversitesi mikrobiyoloji ve tıp profesörü Dr. Stanley Falkow, “Antibiyotik kullanımının suistimali devam ederse, yakında bunun ücretini ödemek zorunda kalacağız”, diyor ve artık antibiyotiklere karşı bağışıklık kazanmış olan bazı süper-mikroplarla ilgili olarak şunu ekliyor: “Her zaman için, gerekli olan ilaca sahip olduğunuzdan emin olamayız.” Bazı tıp adamları penisilini sadece gerekli olduğunda veriyorlar, ve bunu da çok ender yapıyorlar. Bazı ülkelerde ise, penisilin artık en son verilen ilaçtır. Bir doktorun önerisi olmadıkça kesinlikle penisilin alınmamalıdır.

Penisilin hayatı tehdit eden hastalıklara neden olan bakterleri yok etmekteki muazzam kuvveti ve buna ek olarak bu işi vücudun savunma düzenini etkilemeden yapması, onu günümüzün harika ilaçlarından biri yapmıştır. Aslında, insanlığın ona ne şekilde rastladığını bilmediği gerçek eşsiz bir olaydır.

    Türkçe Yayınlar (1974-2027)
    Oturumu Kapat
    Oturum Aç
    • Türkçe
    • Paylaş
    • Tercihler
    • Copyright © 2026 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
    • Kullanım Şartları
    • Gizlilik İlkesi
    • Gizlilik İlkesi
    • JW.ORG
    • Oturum Aç
    Paylaş