Hayatımız ve Hizmetimiz İbadeti Kitapçığı İçin Kaynaklar
6-12 TEMMUZ
TANRI’NIN SÖZÜNDEKİ HAZİNELER | ÇIKIŞ 6-7
“Şimdi Firavuna Neler Yapacağımı Göreceksin”
it-2-E 436 p. 3
Musa
İsrailoğulları başta Musa’nın yetkisini kabul etseler de Firavunun emriyle iş yükleri ağırlaştığında Musa’ya karşı söylenmeye başladılar. Hatta o kadar ileri gittiler ki cesareti kırılan Musa Yehova’ya yakardı (Çk 4:29-31; 5:19-23). Mutlak Güce Sahip Tanrı onu güçlendirmek için İbrahim’in, İshak’ın ve Yakup’un beklediği vaadi gerçekleştireceğini açıkladı. Yehova İsrailoğullarını Mısır’dan çıkarıp Vaat Edilmiş Topraklarda büyük bir millet haline getirerek isminin anlamını tam olarak ortaya koyacaktı (Çk 6:1-8). Buna rağmen İsrailoğulları Musa’yı dinlemedi. Fakat dokuzuncu beladan sonra halk artık tamamen Musa’yı desteklemeye başladı. Onunla o kadar iyi işbirliği yaptılar ki onuncu beladan sonra Musa halkı teşkilatlandırabildi ve “savaş düzeni içinde” Mısır’dan çıkarabildi (Çk 13:18).
it-2-E 436 p. 1-2
Musa
Mısır Firavununun huzurunda. Adeta tanrılar arasında bir savaş vardı ve Musa’yla Harun bu savaşta kilit bir rol oynuyordu. Firavun, anlaşılan başları Yannis ve Yambris olan (2Ti 3:8) büyücü kâhinler aracılığıyla, tüm Mısır tanrılarının gücünü Yehova’nın gücüne karşı bir araya getirdi. Harun’un Musa’nın talimatıyla Firavunun huzurunda yaptığı ilk mucize, Yehova’nın Mısır tanrılarından üstün olduğunu kanıtladı ama Firavunun inatçı yüreği daha da katılaştı (Çk 7:8-13). Daha sonra, üçüncü bela gerçekleştiğinde, büyücü kâhinler bile “Bu işte Tanrı’nın parmağı var!” dediler. Altıncı belada çıbanlar onları öyle feci etkiledi ki Musa’ya karşı çıkmak için Firavunun huzuruna gelemediler (Çk 8:16-19; 9:10-12).
Belalar bazılarının yüreğini yumuşattı, bazılarının yüreğini daha da katılaştırdı. Musa ve Harun her bir belayı önceden bildirdi. Belaların gerçekleşmesi, Musa’nın Yehova’nın temsilcisi olduğunu kanıtlıyordu. Yehova’nın ismi Mısır’da duyuldu ve çokça konuşuldu. Bu, iki farklı etki yarattı: İsrailoğullarının ve bazı Mısırlıların yüreği yumuşadı; Firavunun, danışmanlarının ve destekçilerinin yüreği ise katılaştı (Çk 9:16; 11:10; 12:29-39). Mısırlılar bu belaların tanrılarını kızdırdıkları için başlarına geldiğini düşünmedi. Onlar Yehova’nın, tanrılarını alt ettiğini anlamışlardı. Dokuzuncu bela sırasında “Musa da Firavunun hizmetkârlarıyla tüm halkın gözünde büyük bir adam” olmuştu (Çk 11:3).
Ruhi Hazineleri Keşfedin
it-1-E 78 p. 3-4
Mutlak Güce Sahip
Yehova İbrahim’e, İshak’ın doğacağını vaat ederken “Mutlak Güce Sahip Tanrı” (El Şadday) unvanını kullandı. Çünkü İbrahim’in, Tanrı’nın bu vaadini gerçekleştirme gücü olduğuna sağlam bir imanı olmalıydı. Bu unvan, İbrahim ahdinin mirasçıları olan İshak ve Yakup’un Tanrı’dan nimetler alacağını bildiren kayıtlarda da geçer (Ba 17:1; 28:3; 35:11; 48:3).
Bununla uyumlu olarak Yehova daha sonra Musa’ya şöyle dedi: “İbrahim’e, İshak’a ve Yakup’a Mutlak Güce Sahip Tanrı [beʼEl Şadday] olarak göründüm, fakat Kendimi onlara Yehova ismimle tanıtmadım” (Çk 6:3). Bu sözler, bahsedilen imanlı kişilerin Yehova’nın ismini bilmediği anlamına geliyor olamaz, çünkü hem onlar hem de onlardan önce başka kişiler bu ismi sık sık kullandı (Ba 4:1, 26; 14:22; 27:27; 28:16). Onların hayatını anlatan Başlangıç kitabında, orijinal İbranice metinde “Mutlak Güce Sahip” ifadesi sadece 6 defa geçerken Yehova ismi 172 defa geçer. Onlar kendi tecrübelerinden Yehova’nın Mutlak Güce Sahip Tanrı unvanını taşımaya hakkı olduğunu ve bu unvanın gerektirdiği özelliklere sahip olduğunu görmüşlerdi. Fakat Yehova isminin anlamını her yönüyle ve tam olarak anlama fırsatları olmamıştı. Bu bağlamda The Illustrated Bible Dictionary (Cilt 1, s. 572) şöyle der: “İsmin atalara ilk bildirildiği olaylarda çok uzak gelecekle ilgili vaatler söz konusuydu; demek ki onlar, Yahve’nin, vaatlerini gerçekleştirmeye kadir (sadday kelimesinin muhtemel bir anlamı) bir Tanrı (el) olduğuna dair güvenceye sahip olmalıydı. Bu ismin yanan çalı olayında açıklanışında, anlam çok daha kapsamlı ve ayrıntılıydı. Zaten aşina oldukları Yahve ismi, Tanrı’nın güçlü olduğu ve O’nun hem o sırada hem de ilerde onların yanında olacağı gerçeğini içinde barındırıyordu” (Düzenleyen, J. D. Douglas, 1980)
it-2-E 435 p. 5
Musa
Çekingenlik Musa’yı yetersiz hale getirmedi. Musa akıcı şekilde konuşamadığını öne sürerek çekingen davrandı. 40 yıl önce İsrail ulusunun kurtarıcısı olabileceğini düşünen Musa artık çok değişmişti. Yehova’ya defalarca itiraz edip, en sonunda da görevi başkasını vermesini istedi. Tanrı buna kızdıysa da Musa’dan vazgeçmedi, fakat ona sözcülük etmesi için Harun’u görevlendirdi. Tanrı’nın temsilcisi olan Musa, kendi temsilcisi olan Harun için “Tanrı gibi” oldu. Daha sonra İsrail’deki ihtiyarlarla yapılan toplantıda ve Firavunla yapılan görüşmelerde anlaşılan Tanrı Musa’ya talimatlar ve emirler verdi ve Musa bunları Harun’a aktardı. Firavunun (Musa’nın 40 yıl önce kaçtığı Firavunun ardılı) önünde konuşan Harun’du (Çk 2:23; 4:10-17). Daha sonra Yehova Harun’un, Musa’nın “peygamberi” olduğunu söyledi. Başka sözlerle Musa Tanrı’nın peygamberi olarak O’nun talimatlarıyla hareket ettiği gibi, Harun da Musa’nın talimatlarıyla hareket etmeliydi. Ayrıca Yehova Musa’ya “Seni Firavunun karşısında Tanrı gibi yaptım” dedi, yani Musa’ya Firavun üzerinde Tanrısal bir yetki ve güç vermişti, dolayısıyla artık Firavundan korkmasına gerek yoktu (Çıkış 7:1, 2).
13-19 TEMMUZ
TANRI’NIN SÖZÜNDEKİ HAZİNELER | ÇIKIŞ 8-9
“Gururlu Firavun Farkında Olmadan Yehova’nın Amacına Hizmet Etti”
it-2-E 1040-1041
İnatçılık
Bireyler ve uluslar ölümü hak eden şeyler yaptığında bile Yehova Tanrı onların varlıklarını sürdürmelerine sabırla izin vermiştir (Ba 15:16; 2Pe 3:9). Bazıları buna olumlu karşılık verdi ve merhamet görmek için Yehova’nın isteğine uygun davranmaya başladı (Yş 2:8-14; 6:22, 23; 9:3-15). Bazılarıysa Yehova’ya ve toplumuna düşman olacak kadar yüreklerini katılaştırdı (Tkr 2:30-33; Yş 11:19, 20). Kutsal Kitap Yehova’nın insanların ‘yüreklerini nasırlaştırdığını’ ya da ‘yüreklerinin katılaşmasına izin verdiğini’ söyler, çünkü Yehova insanların inatçılık etmesini engellemez. Sonunda Yehova inatçı kişilere hükmünü infaz ettiğinde büyük gücü herkesçe görülür ve ismi duyulur (Ayrıca Çk 4:21; Yhn 12:40; Ro 9:14-18 ile karşılaştırın).
it-2-E 1181 p. 3-5
Kötülük
Yehova olayları öyle bir kullanabilir ki, kötüler farkında bile olmadan O’nun amacına hizmet edebilir. Kötüler O’na karşı gelseler bile Yehova, kullarının sadakatlerini koruyabilmesi için gerekli ölçüde kötülere engel olabilir, hatta onların davranışlarını Kendi haklılığını daha net göstermek için kullanabilir (Ro 3:3-5, 23-26; 8:35-39; Me 76:10). Bu düşünce Özdeyişler 16:4’te de ifade edilir: “Yehova’nın yaptığı her şey Kendi amacı içindir; kötü adam da felaket günü için.”
Örneğin Yehova, Musa ve Harun aracılığıyla Firavuna halkını serbest bırakmasını emretmişti. Firavunun kötü biri olmasının sebebi Tanrı değildi. Tanrı’nın yaptığı şey, Firavunun yaşamaya devam etmesine ve olayların seyri içinde kötü ve ölümü hak eden biri olduğunu ortaya sermesine izin vermekti. Yehova’nın bunu yapmasının nedeni Çıkış 9:16’da şöyle açıklanıyor: “Gücümü sana göstermek için ve ismim tüm yeryüzünde duyurulsun diye, işte bu yüzden seni hayatta bıraktım.”
Firavun ve ordusunun Kızıldeniz’de yok olmasıyla doruğa ulaşan On Bela, Yehova’nın gücünü olağanüstü şekilde gösterdi (Çk 7:14–12:30; Me 78:43-51; 136:15). Yıllar sonra bile çevredeki milletler bu olayı konuşuyordu ve tüm dünya Yehova’nın ismini duyuyordu (Yş 2:10, 11; 1Sa 4:8). Eğer Yehova Firavunu hemen öldürseydi, Kendini yüceltmek ve halkını kurtarmak için gücünü böyle görkemli şekilde göstermiş olmayacaktı.
Ruhi Hazineleri Keşfedin
it-1-E 878
Atsineği
Kutsal Yazılarda, Mısır’ın başına gelen dördüncü belada (Goşen’deki İsrailoğullarının etkilenmediği ilk bela) adı geçen sinek için kullanılan orijinal İbranice kelimenin tam karşılığı bilinmemektedir (Çk 8:21, 22, 24, 29, 31; Me 78:45; 105:31). İbranice arov kelimesi farklı İngilizce çevirilerde atsineği, tatarcık, böcek ve sinek olarak tercüme edilmiştir.
Dördüncü beladaki sinek türü, hem hayvanları hem de insanları sokarak kanlarını emen bir tür olabilir. Bazı sinekler larva döneminde insan ve hayvanların vücudunda asalak olarak yaşamlarını sürdürür; insan vücudunu istila eden türler çok sıcak bölgelerde görülür. Dolayısıyla bu belada sinekler Mısırlılara ve hayvanlarına büyük acı vermiş olmalı, hatta bazı vakalar ölümle sonuçlanmış olabilir.
20-26 TEMMUZ
TANRI’NIN SÖZÜNDEKİ HAZİNELER | ÇIKIŞ 10-11
“Musa ve Harun Büyük Bir Cesaret Gösterdi”
it-2-E 436 p. 4
Musa
Firavunun huzuruna çıkmak iman ve cesaret istiyordu. Musa ve Harun’un bu görev için yeterli olabilmeleri, Yehova’nın gücüne ve kutsal ruhun üzerlerinde işlemesine bağlıydı. Dönemin tartışmasız en büyük gücü olan Firavunun sarayını gözünüzde canlandırın. Bir tanrı olarak görülen kibirli Firavun benzersiz haşmetiyle tahtında oturuyor ve danışmanları, komutanları, korumaları ve köleleri etrafında toplanmış. Musa’ya muhalif olanların başını çeken büyücü rahipler de orada. Firavunun yanı sıra bu adamlar da o dönemin en nüfuzlu insanlarıydı. Onlar güçlü bir ordu gibi Mısır tanrılarını desteklemek adına, Firavuna arka çıkmak için oradaydı. Ve Musa’yla Harun yine Firavunun önündeydi, hem de kaçıncı defa! Firavun güçlü kuvvetli İbrani kölelerini salıvermemeye kararlı olduğundan, her seferinde yüreği daha da katılaşmıştı. Musa ve Harun sekizinci belayı bildirdiklerinde Firavunun huzurundan kovuldular ve dokuzuncu belanın ardından Firavun onlara ‘Sakın bir daha gözüme gözükmeyin, bir daha karşıma çıkarsanız ölürsünüz’ dedi (Çk 10:11, 28).
Ruhi Hazineleri Keşfedin
it-1-E 783 p. 5
Çıkış
Yehova gücünü olağanüstü şekilde göstererek ismini yüceltti ve İsrailoğullarını kurtardı. Artık Kızıldeniz’in doğusunda güvendelerdi. Erkekler Musa’nın önderliğinde bir ilahi söyledi. Kız kardeşi olan peygamber Miryam da eline bir tef aldı ve kadınlar onun önderliğinde tef çalıp dans ederek erkeklerle karşılıklı ilahi söylediler (Çk 15:1, 20, 21). İsrailoğulları düşmanlarından tamamen kurtulmuşlardı. Mısır’dan çıktıktan sonra hiçbir insan ya da hayvan onlara zarar veremeyecekti; onlara bir köpek bile havlamayacaktı (Çk 11:7). Çıkış kaydı ordusuyla birlikte Firavunun da Kızıldeniz’de yok olduğundan bahsetmez, fakat Mezmur 136:15 Yehova’nın ‘Firavunu ve ordusunu Kızıldeniz’e döktüğünü’ söyler.
27 TEMMUZ–2 AĞUSTOS
TANRI’NIN SÖZÜNDEKİ HAZİNELER | ÇIKIŞ 12
“Fıshın Hıristiyanlar İçin Anlamı”
it-2-E 583 p. 6
Fısıh
Fıshın bazı özellikleri İsa’nın hayatında gerçekleşecek bazı olaylara işaret ediyordu. Örneğin, son belada evlerin üstündeki kan, ilk doğanların melek tarafından öldürülmesine engel oldu. Pavlus meshedilmiş Hıristiyanlardan, ilk oğulların cemaati olarak (İb 12:23), Mesih’ten de kanı aracılığıyla onları kurtaracak kişi olarak bahsetti (1Se 1:10; Ef 1:7). Fısıh kuzusunun hiçbir kemiği kırılmamalıydı. İsa’nın da hiçbir kemiğinin kırılmayacağı bildirilmişti ve ölümü sırasında bu sözler gerçekleşti (Me 34:20; Yhn 19:36). İbraniler 10:1 ‘Kanunda, gelecek şeylerin gölgesi bulunur’ der; bunlardan biri, Yahudilerin yüzlerce yıldır kutladığı ve “Tanrı Kuzusu” İsa Mesih’e işaret eden Fısıhtır (Yhn 1:29).
Ruhi Hazineleri Keşfedin
it-2-E 582 p. 2
Fısıh
Mısır’ın başına gelen belaların hepsi Mısır tanrılarının aciz olduğunu gösterdi, özellikle de ilk doğanların öldürüldüğü onuncu bela (Çk 12:12). Koç, tanrı Ra için kutsal bir hayvandı; bu nedenle Fısıh kuzusunun kanının kapı sövesine sürülmesi Mısırlıların gözünde hakaretti. Boğa da kutsal görülüyordu ve boğaların ilk doğanlarının öldürülmesi tanrı Osiris’e bir darbe olacaktı. Bunların yanı sıra Firavun, Ra’nın oğlu olarak kutsal sayılıyordu. Dolayısıyla Firavunun ilk doğan çocuğunun ölümü hem Ra’nın hem de Firavunun acizliğini ortaya koydu.
it-1-E 504 p. 1
Toplantı
İsrail’deki ‘kutsal toplantıların’ kendine has bir özelliği vardı, o günlerde hiçbir ağır iş yapılmamalıydı. Örneğin Mayasız Ekmek Bayramının birinci ve yedinci günü “kutsal toplantı” günüydü ve Yehova şu talimatı vermişti: “O günlerde hiçbir iş yapılmayacak. Sadece herkes için gereken yiyecek hazırlanacak” (Çk 12:15, 16). Fakat o günlerde kâhinler Yehova’ya kurbanlar sunuyordu (Le 23:37, 38). Belli ki bu, günlük işlerin yapılmamasıyla ilgili emre aykırı değildi. Halk da iş yapmamak adına boş boş oturmaz, ruhen kendilerine büyük yarar sağlayan faaliyetlerde bulunurdu. Haftalık Sebt gününde insanlar hep birlikte ibadet eder ve eğitim alırlardı. Tanrı’nın yazılı sözlerinin halka okunup açıklanması onları ruhen geliştirirdi; daha sonra bu uygulama havralarda devam etti (Elç 15:21). Dolayısıyla insanlar Sebt günlerinde ya da diğer ‘kutsal toplantılarda’ ağır iş yapmıyor olsa da kendilerini duaya ve Yaratıcıları ve amaçları hakkında derin düşünmeye veriyorlardı.