Geçmişi Hatırlamalı mıyız?
“YAHUDİLER Soykırımı unutabilir mi?” Bu soru Amerika’da yaşayan Meksikalıların San Antonio’daki (Teksas) Kültür Merkezinin başkanı Virgil Elizondo tarafından ortaya atılmıştı. Onun sözleri bize, yüzyılımızda görülen vahşet olaylarının toplum belleğinde silinmez bir iz bırakabildiğini hatırlatıyor. Kamboçyalıların toplu katliamı (1975-1979) gibi katliamlar da 20. yüzyılın vahşetleri arasına dahil edilmelidir. Ancak liste bununla da tamamlanmış olmaz.
Dinsel ve siyasal liderler, kurbanlarla onlara eziyet edenleri barıştırma girişiminde bulunarak pek çok defa insanlara vahşice uygulamaları unutma çağrısı yaptı. Bunun bir örneği Atina’da (Yunanistan), MÖ 403’te yaşandı. Şehirde, hemen hemen tüm muhalifleri safdışı bırakan, hatta yok eden bir oligarşi, Otuz Tiranın baskıcı diktatörlüğü son bulmuştu. Yeni yöneticiler önceki tiranlığı destekleyenler için genel af kararı (Bazı dillerde “af” için kullanılan sözcük, Yunanca “unutulma” ya da “unutma” anlamına gelen bir kelimeden gelmektedir) çıkararak toplumsal uyumu yeniden sağlama girişiminde bulundu.
Hükümet Kararnamesiyle Unutulur mu?
Masumlara yönelik vahşice uygulamaların anılarını hükümet kararnamesiyle silmeye çalışmak nispeten kolay olabilir. Yöneticiler tıpkı eski Yunanistan’da ve II. Dünya Savaşının sonunda çeşitli Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, kendi politik çıkarları için böyle bir şey yapmayı düşünebilirler. Örneğin La Repubblica gazetesinin söylediği gibi, İtalya’da 1946’da bir hükümet kararnamesiyle “Faşist rejimin kötülüklerinde az veya çok payı olmaktan suçlu” 200.000’den fazla vatandaşın yararlandığı bir genel af çıkarıldı.
Bununla birlikte, hükümetlerin ve toplumsal kurumların aldıkları kararlarla toplumun her bir üyesinin geçmişe ait anıları birbirinden çok farklı şeylerdir. Hükümet kararnamesiyle vatandaşları—belki de zalimce çatışmaların, katliamların veya başka barbarlıkların kurbanlarını—geçmişte kişisel olarak çektikleri acıları unutmaya zorlamak mümkün değildir.
Sadece bu yüzyıldaki savaşlarda yüz milyondan fazla insan öldü, bunlardan birçoğu da ölmeden önce tarif edilemez acılar çekti. Eğer barış zamanı yapılan toplu katliamlarda öldürülenleri de ekleyecek olursak, vahşet olaylarının toplam sayısını tahmin bile edemeyiz. Pek çok insan bunların hiçbirinin unutulmaması için elinden geleni yapmaktadır.
Anıları Silip Atmak İsteyenler
Vahşet kurbanlarına ya da torunlarına bağışlayıp unutmaları konusunda ısrar edenler, özellikle üzerinden onlarca yıl geçtiyse, geçmişi hatırlamanın çoğu zaman ayrılık yaratmaktan başka bir işe yaramadığını ileri sürmektedirler. Çekilen acılar ne kadar feci olursa olsun, eski defterleri açmanın yaşananları düzeltemeyeceğini, unutmanın ise birleştirici bir özelliği olduğunu söylüyorlar.
Fakat bazıları insanların geçmişi unutmalarını sağlamaya çalışırken, insanlığa karşı işlenmiş en korkunç suçların gerçekliğini reddetme noktasına kadar ileri gitti. Örneğin kendilerine revizyonist diyen tarihçiler tarafından desteklenen bazı kişiler, Yahudi Soykırımı diye bir şeyin hiç olmadığını iddia ediyorlar. Hatta bu kişiler Auschwitz veya Treblinka gibi eski imha kamplarına geziler düzenleyerek, sayısız görgü tanıklarına, dağ gibi kanıt ve belgelere rağmen ziyaretçilere bu yerlerde hiçbir zaman gaz odaları olmadığını söylediler.
Bu tür yanlış revizyonist fikirler nasıl oluyor da belirli çevrelerde kabul görüyor? Çünkü bazıları kendilerinin ve halklarının sorumluluklarını unutmayı yeğliyor. Neden? Milliyetçilik, kendi ideolojileri veya Yahudi düşmanlığı ya da benzer duygular yüzünden. Revizyonistlere göre vahşet unutulduğunda sorumluluk ortadan kalkar. Fakat birçok insan, bir Fransız tarihçinin “hafıza katilleri” olarak adlandırdığı bu sorumsuz revizyonistlere şiddetle karşı çıkıyor.
Onlar Unutmuyorlar
Hayatta kalanlar için savaşta veya vahşet olaylarında kaybettikleri sevdiklerini unutmanın çok zor olduğu açıktır. Ancak, toplu katliamların ve soykırımların hatırlanmasını isteyenler, bu yolla, kendilerinin ve sevdiklerinin çektikleri acılardan çıkarılan derslerin benzer gaddarlıkların tekrarlanmasını önlemekte faydalı olacağını ümit ediyorlar.
Böylece Alman Hükümeti, Auschwitz toplama kampındaki korkunç olayların ortaya çıkarılışının yıldönümünü anmaya karar verdi. Almanya başbakanına göre amaç, “hatırlamanın gelecek nesilleri uyarmaya hizmet etmesidir.”
Benzer şekilde, Papa II. Jean Paul, II. Dünya Savaşının sona erişinin 50. yıldönümünde şunları belirtti: “Yıllar geçtikçe Savaşın anıları silinmemeli; tersine, onlar hem bizim neslimiz ve hem de gelecek nesiller için acı birer ders olmalı.” Yine de, Katolik Kilisesinin, o yılların vahşetlerini ve kurbanlarını hatırlamakta her zaman istikrarlı davranmadığını söylemek gerekir.
Yeni nesillerin de yüzyılımızda ve diğer yüzyıllarda gerçekleşmiş katliamlardan ders almaları için, Washington, D.C.’de Yahudi Soykırımını Anma Müzesi ve Los Angeles’te Beit Hashoah Hoşgörü Müzesi gibi bazı müzeler kuruldu. Aynı sebeple, bu konuyu duygusal olarak işleyen, etkileyici belgeseller ve filmler yapıldı. Tüm bunlar, insanlığın belleğinden, insanların insanlara çektirdiği acıyla ilgili anıların silinmesini önlemeye yönelik girişimlerdir.
Neden Hatırlanmalı?
İspanyol-ABD’li filozof George Santayana şöyle yazdı: “Geçmişi hatırlayamayanlar onu tekrarlamaya mahkûmdur.” Üzücüdür ki, binlerce yıldır insanoğlu geçmişini çabucak unutuyor ve böylece aynı acı hataları defalarca işlemeye kendini mahkûm ediyor.
İnsanlarca yapılan toplu katliamların uzun ve vahşet dolu dizisi, insanın insan üzerindeki hâkimiyetinin tamamen başarısızlık olduğunu vurgulamaktadır. Neden böyle oldu? Çünkü insanlar aynı temel hatayı sürekli tekrarladılar—Tanrı’yı ve O’nun kanunlarını reddettiler. (Tekvin 3:1-6; Vaiz 8:9) Bugün, tıpkı Mukaddes Kitapta önceden bildirildiği gibi, “iğri ve sapık [bir] nesil” aynı şeyi yaparak sonuçlarını görmektedir.—Filipililer 2:15; Mezmur 92:7; II. Timoteos 3:1-5, 13.
Yaratıcı Yehova Tanrı’nın da konumuzla ilgisi olduğuna göre, O’nun bakış açısı nedir? O, neleri unutur ve neleri hatırlar? İnsanların yarattığı vahşetin acı mirasının üstesinden gelinebilir mi? “Kötülerin kötülüğü sona” erecek mi?—Mezmur 7:9.
[Sayfa 7’deki pasaj/resimler]
“Geçmişi hatırlayamayanlar onu tekrarlamaya mahkûmdur.”—George Santayana
Auschwitz toplama kampındaki krematoryum ve fırın
[Tanıtım notu]
Oświęcim Müzesi