Bilim Konuştuğunda Nasıl Dinliyorsunuz?
YENİ hastalıklar kadar yeniden ortaya çıkan hastalıklar da bilime meydan okumaktadır. Umutsuzca çare arayan insanlar bilim konuştuğunda dinlerler. Ölüm korkusu birçoklarını en son çıkan mucize ilaçları denemeye isteklendirir ve genellikle uzun süreli sonuçları fazla hesaba katılmaz.
Bilim çoğu kez ıstırap çeken insanların yaşamlarını daha kaliteli sürdürmelerini sağlamıştır. Bunun göze çarpan bir örneği, riskli kan nakillerini ortadan kaldıran ameliyat yöntemleridir. Bilim ve teknoloji insanlığa neredeyse inanılmaz şeyleri yapma gücünü sağlamıştır. Bir zamanlar bilimkurgu olarak düşünülen şeyler artık günlük yaşamın gerçekleri haline gelmiştir. Bununla birlikte, bilimin tümü bu kadar özgeci ve insanlığın acil ihtiyaçlarına yönelik değildir.
Konuşan Kim?
Bilimin büyük bir bölümü temelde maddi kazancı amaç edinir ve daha önce belirtildiği gibi güçlü lobilerce desteklenir. Bu nedenle, yeni bir bilimsel buluş hakkında sonuçlara varmadan ya da heyecanlanmadan önce, kendinize şunu sorun, “Gerçekte konuşan kim?” Gizli niyetleri fark etmeyi öğrenin. Haber medyasının sansasyon yaratarak büyüdüğü bir sır değildir. Bazı basın kuruluşları gazetelerinin satışını artırmak için hemen her şeyi yapabiliyor. Hatta bazı saygın gazeteler dahi zaman zaman bir ölçüde sansasyona yer verebiliyor.
Bilimle haber medyasının sık sık bir sevgi-nefret ilişkisi yaşadıkları görülür. Medya, bilimin iyi bir imaja sahip olmasını sağlayabilir, öte yandan “bilim adamları genellikle, yayımlanmadan önce makaleyi bizzat gözden geçirip düzeltmedikçe görüşme yapmayı kabul etmeyerek, basının meseleyi ele alışını denetim altında tutmak isterler. Gazeteciler, çıkar çevrelerinin sansüründen çekindikleri için, genellikle haberin kaynağı olan bilim adamlarına ayrıntıları teyit ettirmekle birlikte tüm makaleyi önceden göstermek istemezler.” Dorothy Nelkin, Selling Science (Satılan Bilim) adlı kitabında böyle yazıyor.
Daha sonra, fikrini desteklemek amacıyla örnekler veriyor: “Yeni bilimsel ilerlemelerle ilgili basında yer alan haberler çaresiz insanların umutlarını artırmaya yöneliktir. . . . . Hastalar doktor muayenehanelerine ellerinde popüler bir derginin son sayısını sallayarak gelirler ve en son tedavi yöntemlerini talep ederler.” Kitapta daha sonra, Dorothy Nelkin’in alıntıda bulunduğu bir örnek bulunuyor: Bir gazeteci Dünya Sağlık ve İşgücü İçin Uluslararası Görev Gücü’nün başkanına “kabile büyücülerinin Afrika’da ilaç kullanılmasını sağlamakta etkili olup olamayacakları konusunda ne düşündüğünü” sordu. Başkan “halk arasında büyük bir saygınlık kazanmış olduklarından bu mümkün olabilir” şeklinde cevap verdi. Fakat ertesi gün çıkan haberin başlığı nasıldı? Başlık şöyleydi: “BM Uzmanı Daha Fazla Kabile Büyücüsü İstiyor”!
Nelkin, “görünüşe bakılırsa, günümüzdeki eğilim ne yazık ki gittikçe artan sayıda insanın güncel bilim hakkında bilgi almak üzere gazete ve dergilere güvenmesidir,” diyor. Okumaya daha az eğilimli ya da okuma yetenekleri kısıtlı olan birçokları içinse, televizyon temel bilgi kaynağı olmaktadır.
Bilim Hakkında Dengeli Bir Görüşü Korumak
Bilimin insanlığa yarar sağlayan zaferlerine karşın, bilim adamlarının da insan olduklarını zihnimizde tutmalıyız. Onlar da ayartma ve yozlaşmaların dışında değildirler. Her zaman soylu amaçlar gütmezler. Bilimin toplumda uygun bir yeri olduğu doğrudur; fakat o, gittikçe kararan dünyada yanılmaz rehberlik sağlayan bir ışık değildir.
Speculations in Science and Technology dergisi şuna dikkat çekiyor: “Bilim tarihinin gösterdiğine göre, bilimin öncüleri ne kadar olağanüstü . . . . görünürlerse görünsünler, yine de yanılabilirler.” Aslında, onlardan bazılarının yaptığı, yanılmanın da ötesindedir.
Bu makalelerde belirtilen nedenlerle, İsa’nın takipçilerinin bilimsel çekişmelere karışmaları ya da kanıtlanmamış bilimsel kuramları savunmaları akıllıca olmaz. Örneğin, bazılarında elektromanyetizma korkusu bir saplantı haline gelebilir. Sonra da, tüm iyi niyetleriyle, başkalarını mikrodalga fırınlarını, elektrikli battaniyelerini ve benzer şeyleri atmaya teşvik etmeye başlayabilirler. Elbette, herkes başkalarınca eleştirilmeden seçimler yapmakta özgürdür. Fakat farklı bir seçeneği seçenlerin de aynı anlayışı görmeleri gerekir. Bu nedenle, sansasyonel bir hava yaymaktan kaçınmak akıllıca olur. Hâlâ alışılmışın dışındaki birçok iddianın doğruluğunun kanıtlanması gerekmektedir. Eğer sonunda bu iddialarının bazılarının temelsiz hatta yanlış olduğu ortaya çıkarsa, o zaman bunların savunuculuğunu yapmış olanlar sadece gülünç duruma düşmekle kalmayıp başkalarına bilmeden zarar da vermiş olabileceklerdir.
Sağduyulu Olmak Gerekir
İsa’nın bir takipçisi medyada çıkan sansasyonel nitelikteki bilimsel haberlere nasıl tepki göstermelidir? İlk olarak, makalenin eğilimini gözden geçirin. Makalenin ya da haberin asıl hazırlanma nedeni nedir? İkinci olarak, tüm makaleyi okuyun. Sansasyonel başlık makalenin kendi içindeki ayrıntılarla uyuşmayabilir. Üçüncü ve en önemli nokta olarak, konuşanların geçmişte yaptıklarına bakın. Hakikati mi konuşuyorlar? Gizli bir niyetleri var mı?—Romalılar 3:4.
Bilim adamları bazılarınca şüpheyle karşılanıyorsa, bu durumdan kendileri sorumludur. Bazı bilim adamlarının hakikati tarafsız biçimde arama yönündeki güvenilirlikleri ciddi şekilde aşınmıştır. Bilim, dünyamızla ve evrenle ilgili heyecanlı ufuklar açmıştır. Bununla birlikte, bilime dayanan daha iyi bir yeni dünya kehanetleri umuttan ziyade korku ve endişe uyandırmaktadır.
Bazı uzmanlar gelecekteki olası felaketlere dair ciddi uyarılar dile getiriyorlar. Nobel Barış Ödülü sahibi İngiliz fizikçi Joseph Rotblat kaygısını şu sözlerle dile getirdi: “Endişem şudur ki, bilimdeki diğer ilerlemeler, belki de nükleer silahlardan daha kolay elde edilebilecek daha başka kitle imha araçlarıyla sonuçlanabilir. Genetik mühendisliği, görülmekte olan korkutucu gelişmeler nedeniyle, bu yönden çok uygun bir alandır.” Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden Profesör Ben Selinger önceden görebildiği sorunlar hakkında konuştu: “Bana göre, bundan sonraki kriz büyük olasılıkla genetik mühendisliği alanında yaşanacak, fakat bunun ne olacağını, nasıl olacağını ya da ne zaman olacağını bilmiyorum.”
Öte yandan, Tanrı’nın Sözü olan Mukaddes Kitap ‘yolumuz için’ emin ve güvenilir bir ‘ışıktır’; Tanrı’nın Gökteki Krallığının yönetimi altında temizlenmiş bir dünyada barış, sağlık ve birlik içinde bir yaşam içeren geleceğe onun sayesinde kavuşabiliriz.—Mezmur 119:105; Vahiy 11:18; 21:1-4.
[Sayfa 11’deki çerçeve]
“Efsanenin Baskın Üstünlüğü”
Geçtiğimiz yıllarda bazı bilim adamları evrim kuramının Charles Darwin tarafından ifade edilen şeklinin geçerliliği konusunda ortaya ciddi şüpheler attılar. Bu özellikle moleküler biyologlar açısından geçerlidir.
Biyoloji alanında bir araştırmacı olan Michael Denton Evolution: A Theory in Crisis (Evrim: Krizde Olan Kuram) adlı kitabında şöyle yazdı: “Darwin kuramının kanıt gerektirmeyen bir aksiyom statüsüne yükseltilmesi sonucunda, Darwin’in Türlerin Kökeni kitabında sıkıntıyla uğraşmak zorunda kaldığı gerçek sorun ve itirazlar tamamen görünmez olmuşlardır. Kayıp halkaların bulunmaması ya da ara yaşam biçimlerini zihinde canlandırmanın güçlüğü gibi can alıcı sorunlar hiçbir zaman tartışılmıyor ve uyarlanmaların en karmaşığı bile en ufak bir şüpheye yer vermeden doğal seçmeyle açıklanıyor.”
Denton şöyle devam ediyor: “Efsanenin baskın üstünlüğü, evrim kuramının yüz yıl önce zaten kanıtlanmış olduğu şeklinde yaygın bir yanılgıya yol açmıştır . . . . Hiçbir şey gerçekten bu kadar uzak olamaz.”—Sayfa 77.
“Çok sayıda, ardışık ve küçük değişikliklerle oluşamayacak herhangi bir karmaşık organın varlığı gösterilebilseydi, teorim kesinlikle çökerdi.”—Türlerin Kökeni, Charles Darwin, sayfa 154.
“Açıklanamayan ve daha basite indirgenemeyen karmaşık biyolojik sistemlerin sayısı arttıkçaa, Darwin’in başarısızlık için kendi koyduğu ölçütün karşılandığına duyduğumuz güven, bilimin izin verdiği en üst noktaya ulaşmıştır.” (Darwin’s Black Box—The Biochemical Challenge to Evolution, [Darwin’in Kara Kutusu—Evrim’e Biyokimyasal Meydan Okuma] Michael J. Behe, sayfa 39-40) Başka sözlerle, moleküler biyoloji alanındaki son buluşlar Darwin’in kuramıyla ilgili ciddi şüpheler ortaya koyuyor.
“Hücreyi, yani yaşamı moleküler düzeyde inceleme yönündeki kümülatif çabaların sonucu yüksek sesli, net, keskin bir haykırıştır: ‘Tasarım!’ Sonuç o kadar net ve açıktır ki, bilim tarihindeki en büyük başarılardan biri sayılmalıdır. Bu buluş Newton ve Einstein, Lavoisier ve Schrödinger, Pasteur ve Darwin ile rekabet edecek düzeydedir. Yaşamın zekice tasarımının gözlemlenmesi dünyanın güneşin etrafında döndüğünün gözlemlenmesi kadar önemlidir.”—Darwin’s Black Box, sayfa 232-233.
[Dipnotlar]
a Evrim ve moleküler biyolojiyle ilgili ayrıntılı bir inceleme için Kule Kitapları tarafından yayımlanan Uyan! Dergisinin 8 Eylül 1997 sayısının 3-17. sayfalarına bakın.
[Sayfa 10’daki resimler]
İsa’nın takipçileri akıllıca davranarak, diğer gezegenlerdeki olası yaşamla ya da elektromanyetizmanın varsayımsal etkileriyle ilgili tartışmalardan kaçınırlar
[Tanıtım notu]
NASA fotoğrafı/JPL
NASA fotoğrafı/JPL