Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • g98 Haziran s. 3-4
  • Bilime Ne Kadar Güvenebilirsiniz?

Bu kısım için bir video yok.

Üzgünüz, video yüklenirken bir hata oluştu.

  • Bilime Ne Kadar Güvenebilirsiniz?
  • Uyanış!—1998
  • Altbaşlıklar
  • Benzer Malzeme
  • Bilime Duyulan Güvenin Artışı
  • Bilim ve Dinin Uzlaşması
    Uyanış!—2002
  • Yehova’nın Şahitlerinin Bilim Hakkındaki Görüşü Nedir?
    Yehova’nın Şahitleri Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
  • Bilim Konuştuğunda Nasıl Dinliyorsunuz?
    Uyanış!—1998
  • Evren ve Yaşam Nasıl Oluştu?
    Uyanış!—2002
Daha Fazla
Uyanış!—1998
g98 Haziran s. 3-4

Bilime Ne Kadar Güvenebilirsiniz?

TIP, mühendislik, iletişim ve diğer alanlardaki çok sayıda başarısı nedeniyle, birçok insan bilime gerçekten hayranlık duyar. Bilimsel buluşlar bugün yaşayan insanların hemen hepsinin yaşamını etkilemiştir. Birçok bilim adamı tüm yaşamını bilime adamıştır ve yaşamın kalitesini artırmayı amaçlayan tüm dürüst bilimsel çabalar övülmelidir. Hatta, yazar Tony Morton daha da ileri giderek “bilim kesinlikle çağdaş uygarlığın temel direklerinden biridir” demiştir.

Fakat yaşamın tüm alanlarında, gerçek değeri saptarken dengeli olmak gereklidir ve bilim de bir istisna değildir. Böyle dengeli bir görüşü korumak üzere, bilimin yaşamımızda oynadığı rolden bu kadar övgüyle bahsetmeyen bir başka yazarın sözlerini ele alalım. Lewis Wolpert The Unnatural Nature of Science (Bilimin Doğal Olmayan Doğası) adlı kitabında şunları yazıyor: “Araştırmalar, bilime karşı duyulan büyük ilgi ve hayranlığa onun tüm sorunları çözebileceği yönünde gerçekçi olmayan bir inancın da eşlik ettiğini gösteriyor; başkalarında ise derinlere kök salmış bir korku ve düşmanlık vardır . . . . Bilim alanında çalışanlar soğuk, kişiliksiz, çevresine karşı ilgisiz teknisyenler olarak görülüyor.”

Bilime Duyulan Güvenin Artışı

Bilimsel deneyler yeni keşiflerle ilgiliyse, her zaman bir risk payı bulunur. Fakat yeni keşifler riskin çabaya değdiğini kanıtladıkça, bilime duyulan güven de artmaktadır. Bilim, bir ölçüde geçmiş başarılarının keyfini çıkararak, gittikçe daha fazla cesaret gerektiren riskler almış ve birçok insan hayranlık ve coşkuyla onu insanlığın dertlerine deva olarak düşünmeye başlamıştır. Bunun sonucunda, birçok insan “bilim” ve “bilimsel” sözcükleriyle mutlak hakikat arasında bağlantı kurmuştur.

American Studies adlı yayın şu gözlemde bulunuyor: “1920’li yıllardan başlayarak 1930’lu yıllarda gittikçe artan şekilde, beyaz laboratuvar önlüklü bilim adamları tüketicilere, bir ürünün, rakiplerinden ‘bilimsel’ yönden üstün olduğuna ilişkin tarafsız bir güvence sağladı.” Nation adlı yayında 1928 yılında yayımlanan bir makale, ‘“Bilim diyor ki” diye başlayan bir cümlenin genellikle toplumsal bir buluşmada her tartışmayı sona erdirmesinden ya da diş macunundan buzdolabına kadar her malı satabilmesinden’ yakınmıştı.

Fakat bilim her zaman mutlak hakikatle eşanlamlı mıdır? Tarih boyunca bilimsel buluşların güçlü muhalifleri olmuştur. Yapılan itirazların bir kısmı asılsızdı; diğerlerinin ise sağlam bir temeli var gibi görünüyordu. Örneğin, Galileo’nun buluşları Katolik Kilisesinde öfke uyandırdı. İnsanın kökeniyle ilgili kuramlar da hem bilimsel hem de Mukaddes Kitaba dayanan nedenlerle düşmanca tepkiler çekti. Bu nedenle, her yeni bilimsel buluşun hem taraftar hem de muhalifler toplamasına şaşmamak gerekir.

Eski bir Latin özdeyişi “Bilimin [ya da, bilginin] cahillerden başka düşmanı yoktur” der. Ancak, bu artık geçerli değildir, çünkü bilim daha önceleri hiç olmadığı ölçüde saldırı altındadır—ve bu, cahillerden gelen bir saldırı değildir. Görünüşe göre, bir zamanlar çoklarının eleştirilemez gözüyle baktığı bilim, artık bazı eski destekçilerinin de saldırısına uğramaktadır. Gittikçe artan sayıdaki yandaşının, bilimin hâkimi, jürisi, ve infazcısı haline geldiği söylenebilir. Ünlü bilimsel merkezler artık sık sık çatışmaların yaşandığı arenalar haline geliyor. Bilimin karşılaştığı sorunların bir nedeni de, geçmişte bazı bilim adamlarınca yapılan yolsuzluk ve hilekârlıkların artık gün ışığına çıkmış olmasıdır.

Bu nedenle, şu soru eskisinden çok daha sık soruluyor: Bilime gerçekten tümüyle güvenilebilir mi? Gittikçe artan sayıda insanın bu soruyu sorma nedenlerinin bazıları, takip eden makalede ana noktalar halinde verilmektedir.

[Sayfa 4’teki pasaj]

Bilim her zaman mutlak hakikatle eşanlamlı mıdır?

    Türkçe Yayınlar (1974-2027)
    Oturumu Kapat
    Oturum Aç
    • Türkçe
    • Paylaş
    • Tercihler
    • Copyright © 2026 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
    • Kullanım Şartları
    • Gizlilik İlkesi
    • Gizlilik İlkesi
    • JW.ORG
    • Oturum Aç
    Paylaş