Habu—Rahatsız Edilmemesi Gereken Bir Yılan
NEMLİ bir akşam üzeriydi; yaprak bile kıpırdamıyordu. Yağmur yeni dinmişti ve herkes hafif hafif yelpazelenerek serinlemeye çalışıyordu. Aniden çığlıklar duyuldu: “Habu!” “Habu var!” Çığlıklar köylüleri ayağa kaldırdı. Yetişkinler sopaları kavradıkları gibi koştular; meraklı çocuklar da arkalarından fırladılar. Yılan neredeydi? Herkes huzursuzdu. Yaklaşık 2 metre boyundaki bu yılanın sokması öldürücü olabilir. Yaşlı köylülerin yılanın başına uzun sopalarla vurarak onu bayıltması diğerlerini rahatlattı. Yılan, canlı olarak satılmak üzere hemen bir torbaya kondu.
Doğu Çin Denizinde bulunan Ryukyu adalarında yediden yetmişe herkes, bu adaların tümünde olmasa da bazılarında doğal olarak yaşayan bir çıngıraklı yılan olan sarı benekli mızrak yılanını, habuyu rahatsız etmekten kaçınır. Şimdi bu ürkünç yılana dikkatlice bir bakalım. Ancak, onu rahatsız etmekten sakınmayı ve her zaman güvenli bir uzaklıkta kalmayı unutmayın!
Ürkütücü Bir Tasarım
Habunun birçok türü vardır. Bu türlerden birinin, çürümüş yapraklar ve yeşillikler arasında kendisine mükemmel bir kamuflaj sağlayan, koyu yeşilimsi-kahve benekleri bulunur. Diğer türlerin ise, habunun gece yaşamına ve karanlık yerlerde saklanma eğilimine uygun düşen, daha siyaha çalan görünümleri vardır.
Her ne kadar biraz miyop olsa da bu hayvanın bizde olmayan bazı yetenekleri vardır. Başının her iki tarafında çukurcuk denen birer organ ile donatılmıştır. Bunlar, gözler ile burun deliği arasındaki ısıya çok duyarlı çukurlardır. Bu iki çukur, insanın ısı olarak algıladığı kızılötesi ışınları “görmesine” yardım eder. Habu, bunlarla koyu karanlıkta bile, vücut sıcaklığından yararlanarak küçük bir fareyi tam olarak hedefleyebilir.
Belki dilini hızla oynatan bir yılan görmüşsünüzdür. Yılanın dili olağanüstü bir ikinci burun vazifesi görebilir. Habu dilini bu şekilde oynatarak havadaki kimyasal maddeleri diline toplar ve daha sonra onları üst damağındaki kimyasal maddelere duyarlı bir organa bastırır. Bu ikinci burnunun görev yapmasıyla habu havadan çok zengin kimyasal bilgiler toplar.
Tennessee Üniversitesinde araştırmacı olan R. M. Waters ve G. M. Burghardt “bir saldırı sonrası habunun birbirini izleyen belirli zaman aralıklarıyla dilini hızla oynattığını gözlemlediler. Habu neden saldırı sonrası havada kimyasal bir uyarıcı arar? Çünkü, çaresiz durumdaki avının her zaman bir karşı saldırıda bulunması riski vardır ve bu yüzden habu kurbanına saldırıp zehrini akıttıktan sonra genelde onu serbest bırakır. Daha sonra zehir etkisini gösterince, çıngıraklı yılan dili ile “koklayarak” avını izler.
Şimdi artık çaresiz kalan avını izlemeyi tamamladığında, ki bu av bir fare, civciv ya da kuş olabilir, habu onu tümüyle—başı, ayakları, kuyruğu, postu, tüyleri ve geride kalan her şeyiyle—yutmak üzere harekete geçer. Alt çene, kemiklerinin büyük avları yutabilmek üzere ayrılmasına olanak verecek şekilde arkadan açılır, böylece yılan oldukça büyük bir av yutabilir. Okinawa’daki Habu araştırma merkezlerinin birinde, karnında bütün bir kedi bulunan bir habu sergilenmektedir.
Habu şırınga benzeri dişini bir saldırıda kaybederse ne olur? Onun yerine bir yenisi çıkar. Ağızlarının her iki tarafında ikişer adet sivri diş bulunan habulara rastlanmıştır. Ayrıca, habu sivri dişlerini kaybetse bile, açlıktan ölmez. Kayıtlara göre bir habunun yalnızca suyla üç yıl yaşayabildiği görülmüştür.
Saldırısından Kaçınmak
Güneydoğu Asya kobrası ve Afrika’nın siyah mambası sinir sistemini etkileyen bir zehri akıtırken, habu yılanları ise, hemorajenik bir zehir akıtır. Habu zehri kan damarlarına zarar vererek kanamaya neden olduğundan böyle adlandırılır. Zehir yanma hissi ve ağrıya, şişmeye neden olur, öldürücü de olabilir.
Bazıları yılanların saklandıkları yerden fırlayıp insanların peşinden giderek saldırdıklarını düşünür, ancak durum böyle değildir. İnsanlar habu için lezzetli bir yiyecek değildir. Sadece, bilmeden habunun üzerine basarsanız ya da davetsiz olarak onun toprağına girerseniz büyük olasılıkla saldıracaktır. Kurbanların çoğu habunun av aradığı sebze bostanları veya şeker kamışı tarlaları gibi yerlerde saldırıya uğramıştır. Ada halkı, ayaklarını uygun şekilde korumaya almadan yüksek otların arasına dalmazlar ve geceleri el feneri taşırlar. Habu özellikle gece boyunca daha hareketlidir. Bu yılanların ağaca tırmanmakta usta olduğu unutulmamalı. Böylece yazın serinleyebilirler, üstelik orada kendisini güvende sanan kuşlara da yakın olabilirler. Bu nedenle, onların yaşadığı yerlerin yakınındayken adımlarınız kadar başınızı da kollayın!
Bu çıngıraklı yılanla başa çıkmanın en iyi yolu, her şeyden önce onu davet etmemektir. Binanın temelindeki ve dış duvarlarındaki tüm delikleri kapatın. Bahçenizi uzun otlardan temizleyin. Başka sözlerle, habuya saklanacak yer bırakmayın.
Ya Sizi Sokarsa Ne Olacak?
Böyle zehirli bir yılanla karşı karşıya gelirseniz neler olabilir? Büyük olasılıkla habu, vücudunun üst yarısı S olacak şekilde çöreklenir. İşte geliyor! Vücudunun üçte ikisi size saldırmak amacıyla ileri fırlıyor, çenesi genişçe açılıyor, size ilk ulaşan onun zehirli dişleri oluyor.
Telaşa kapılmayın. Size saldıranın gerçekten bir habu olup olmadığından emin olun. Habu ısırığı, zehirli dişlerin yaklaşık 2 cm aralıkla derinizde açtığı iki kızarık nokta ile belirlenebilir. Bazı habuların, üç ya da dört zehirli dişi olabilir; bu da kızarık noktaların sayısını artıracaktır. Çok geçmeden yanma duygusu sanki biri elinizi ateşin üzerine tutuyormuş gibi, şiddetli bir hal alır. Neler yapabilirsiniz? Yardım isteyin. Daha sonra zehri emip yere tükürün. Handbook for the Control of Habu, or Venomous Snakes in the Ryukyu Islands şöyle diyor: “Peş peşe en az on kez kanı emin.” Habu zehri tedavisinde kullanılan serumun bulunduğu bir hastaneye gidin. Asla koşmayın. Koşmak zehiri vücudunuza çabucak yayabilir, bu da zararı artırıp iyileşmeyi yavaşlatacaktır. Eğer 30 dakika içinde bir hastaneye ulaşamazsanız, etkilenen kol ya da bacağı kalbe daha yakın bir yerden bantla sarın, böylece zehrin vücuda yayılması gecikir. Ancak, nabız atışının sürdürülmesi gerektiğinden çok sıkı bağlamayın. Kan dolaşımına izin vermek için her on dakikada bir sargıyı gevşetin.
Okinawa Çevre ve Sağlık Bölge Enstitüsü habu araştırma bölümünden Masatoşi Nozaki ve Seiki Katsuren insanların, yılan tarafından sokulduklarında bile, habu zehrine karşı kalıcı bağışıklık geliştirmediklerini söylediler. Geçmişte yılan sokması sık sık bir uzvun kesilmesine yol açardı, oysa bugün habu sokması yüzünden ölmek bir yana, bir uzvunu kaybeden insanların sayısı çok azdır. Artık, bu tür sokmaların yüzde 95’i, etkili ilaçlar ve tedavi teknikleri sayesinde iyileştirilebiliyor. Sadece, tıbbi yardım aramayan ya da tıbbi müdahaleden çok uzakta olanlar ciddi zarar görebilirler.
Satılık Habular
Habuların birkaç doğal düşmanı var. Ev kedileri ve köpekleri onunla oynama eğilimindedirler. Akamata olarak adlandırılan zehirsiz bir yılan, bazı gelincikler, yaban domuzları ve şahinler onun düşmanları arasında sayılabilir. Her ne kadar Ryukyu adalarına, habu nüfusunun kontrolüne yardımcı olması amacıyla firavun sıçanı getirilmişse de, bu onların kökünü kurutmakta etkili olmamıştır.
Habunun doğal düşmanlarının en öldürücü olanı insandır. Tıpkı “Habu!” diye bağıran çocuğu işittikleri anda fırlayan köylüler gibi, görüldüğü anda habuyu yakalamaya istekli pek çok kişi vardır. Tehlikelerine rağmen, 80 ile 100 dolar arasında piyasa fiyatı olan habu birçoklarına çok çekici gelmektedir.
Habular nasıl değerlendirilir? Sağlık gerekçesiyle tüketilen habu likörü ve kurutulmuş yılan tozu habulardan elde edilir. Birçok habu, turistleri çekebilmek için canlı gösterilerde kullanır. Elbette, zehri antitoksin serum yapmakta kullanılır; derisi de cüzdan ve kemerler için elverişlidir. Bu yararlarına rağmen yine de, habulardan uzak durmanızı tavsiye ederiz!
[Sayfa 10’daki resim]
Şırıngaya benzer dişleri ile habu. Alt çenesi daha büyük bir avı yutmak için açılıyor