Dünyaya Bakış
“En Kötü Uyuşturucu”
Brezilya’nın Jornal do Brasil gazetesinde yakınlarda çıkan bir başlık, sigaraları “en kötü uyuşturucu” diye tanımladı. Brezilya’nın Ulusal Kanser Enstitüsü başkanı Dr. Marcos Moraes’e göre, tütün endüstrisi genç insanları hedef alıyor. O şöyle açıkladı: “Bir genç ne kadar erken sigara içmeye başlarsa, o kadar uzun süre içmeye devam eder ve ne kadar çok içerse, sağlık riski de o ölçüde artar.” Dr. Moraes, Brezilya’da sigara içen 30 milyon insanın “2.4 milyonu çocuklar ve ergenlik çağındakilerdir” diye bildiriyor. Ayrıca şunu da ekliyor: “Sigara, AIDS, kokain, eroin, alkol, yangınlar, araba kazaları ve intiharların toplamından daha çok [insanı] öldürüyor.”
Kilise ve Savaş
Sırp Ortodoks Kilisesi Balkanlar’daki savaşta nasıl bir rol oynadı? Bu soru, İngiltere, Almanya, Yunanistan, Rusya, Sırbistan, İsveç, İsviçre ve Amerika Birleşik Devletlerinin Ortodoks ve Protestan kilise liderleri arasında yapılan son yuvarlak masa toplantısında ele alındı. Almanya’da basılan Katolik gazetesi Christ in der Gegenwart, görüşmelerin Dünya Kiliseler Konseyi tarafından Cenevre’de (İsviçre) düzenlendiğini bildirdi. Bu görüşmeler, Sırp Ortodoks Kilisesinin, savaşta kayırdığı tarafa “büyük destek vererek” önyargılı davrandığı iddia edildikten sonra yapıldı. Ciddi suçlamalara rağmen, “görüş farklılıkları giderilemese de” görüşmelerdeki çoğunluk, Sırp Ortodoks Kilisesinin, Dünya Kiliseler Konseyine üyeliğinin sürmesine izin verme yönünde oy kullandı.
Ev İşini Kim Yapıyor?
İtalyan ailelerin zamanı kullanmalarıyla ilgili, Merkezi İstatistik Enstitüsü’nün bir araştırması hakkında Corriere della Sera, “[Kadın ve erkek arasındaki] eşitliğin aile çevresine hâlâ girmediği görülüyor” diye bildiriyor. Dışarda bir işte çalışsın ya da çalışmasın kadın hâlâ “aile düzeninin yükünü üstlenmek” zorunda; eşinin 1 saat 48 dakikasıyla karşılaştırıldığında, eğer çocuğu varsa, ortalama 7 saat 18 dakikasını ev işlerine ayırıyor. Çelişkili olarak yalnız yaşayan annelerin, ev işlerine her gün 2 saat daha az zaman ayırmayı başardıklarından, daha iyi durumda oldukları görülüyor. La Repubblica şunları da ekliyor: “Anneler küçük kızlarını genç yaşlarından itibaren ev işlerine ‘yönlendiriyorlar.’”
Teknoloji ve Sebt Günü Boşlukları
Yüksek teknoloji dünyasında, İsrail’de Sebt gününe uymak, Halaha’ya, yani eski Yahudi kanun ve hükümlerine bağlı kalarak yaşayanlar için bazı büyük zorluklar çıkarır. Örneğin Ortodoks Yahudiler, bir metal dedektörünün içinden geçme konusunda endişe duyarlar. Eğer anahtarları dedektörü çalıştırırsa bir elektrik devresini istemeden tamamlamış olurlar. Bunun Halaha’nın ateş yakmaya karşı olan emrini bozduğunu düşünürler. Bu nedenle, Tsomet isminde bir kuruluş, anahtarlar gibi sıradan nesnelere tepki vermeyecek bir metal dedektör tasarladı. Böylece Sebte uyma konusunda bir tehlike ortaya çıkmıyor. Benzer şekilde başka bir kuruluş, Sebt gününde olağan yazılar yazmak zorunda olan Ortodoks doktorların sorunlarını çözdü. Birkaç gün sonra silinen mürekkeple yazan keçe uçlu kalem tasarladılar. Bu nasıl yarar sağlar? Halaha, Sebt günü yazı yazmaya sınır getirir, ancak yazı yazmayı sürekli iz bırakmak olarak tanımlar. The New York Times ünlü bir hahamın mantık yürütme tarzından alıntı yapıyor: “Eğer [Tanrı] bir boşluk bıraktıysa kullanılması içindir.”
Uyuşturucu Ticareti Büyük Ticarettir
Avustralya gazetesi The Sydney Morning Herald, “Uluslararası uyuşturucu ticareti, silah ticaretinden sonra yılda 400 milyar doları yutarak ve Asya’daki politik sistemleri altüst ederek dünyanın en kazançlı ikinci işi olmuştur” diye bildiriyor. Interpol genel sekreteri, bu para “hemen hemen herkesi yozlaştıracak güce sahiptir” diyor. Asya, dünya eroininin yüzde 80’inden fazlasının, Afganistan ve Pakistan’ın Altın Hilalinde ve Myanmar, Tayland ve Laos sınırları yakınındaki Altın Üçgende üretilmesinden dolayı ilgi odağıdır. Interpol’ün uyuşturucu bölümü başkanı şunu ekliyor: “Uyuşturucular, terörizmin başlıca finansman kaynağı haline gelmiştir.”
Japonya’da Artan Silahlı Çatışmalar
Japonya dünyanın en güvenli ülkelerinden biri olarak tanınır. Yıllık cinayet oranı ancak 100.000 kişide 1’dir. Bu oran, Tayland ve Amerika Birleşik Devletlerinde neredeyse on misli daha fazladır. Bununla birlikte Asiaweek dergisi, son zamanlarda Japonya’nın, ateşli silahların kullanıldığı cinayetlerde görülen bir artışla sarsıldığını bildiriyor. 1990’dan 1993’e kadar, hepsi de örgütlü suç şebekesi üyeleriyle ilişkili olmak üzere, yılda 180 silahlı çatışma olayı oldu. Fakat ürkütücü olarak, 1994’te silahla çatışma olayları aniden arttı ve kurbanlardan yedisi sıradan vatandaşlardı. Japonya’nın özel silah taşımaya karşı çok sıkı kanunları olmasına rağmen polis, ülkede 100.000 yasadışı ateşli silah bulunduğunu belirtti. Bir doktorun kalabalık bir istasyonda, iddiaya göre eski bir küskün hastası tarafından vurulmasından sonra, bir kolej öğrencisi röportajda şunu söyledi: “Bunun sadece Amerika’da olabileceğini sanıyordum.”
Vücut Deldirmenin Sağlık Açısından Riskleri
Kanada’daki Calgary Sağlık Hizmetleri’nin çevre sağlığı yöneticisi olan John Pelton, “insanlar vücutlarında yıllar önce asla deldirmeyecekleri kısımları deldiriyor” diyor. The Vancouver Sun’daki bir rapora göre bu kaşları, dudakları, dili ve göbeği kapsıyor. Artan bu geçici hevesin AIDS ile hepatit B ve C’nin bulaşmasına neden olabileceği korkusu, Alberta Health’deki Çevre Sağlık Hizmetlerini, vücut deldirmeyi kontrol altına almak üzere yöntemler sunmaya zorlamıştır. Rapor şunları da ekliyor: “Yeni standartlar zamanla, dağlama, ağda, dövme, epilasyon ve duygusal yoksunluk oluşturma gibi bir düzenleme getirilmemiş tüm kişisel hizmetleri kapsayacak” ve bu düzenlemelerin bir taslağı, halk sağlığı yetkilileri ve sanayi kuruluşları tarafından gözden geçirilecek. Kulak delme aletinin, vücudun delinmesinde de kullanılmasıyla ilgili olarak, bu yöntemi uygulayanlardan biri şunu itiraf ediyor: “İnsanların enfeksiyonlar yüzünden hastaneye gittiğini gördük. Bu aslında gerçekten ürkütücüdür.”
Kan—Tehlikeli Bir “İlaç”
İngiltere’de çıkan Sunday Telegraph gazetesi, “Yehova’nın Şahitleri kan naklini reddetmekte haklı olabilir mi?” diye soruyor. Günümüzde kan naklinden korkulmasına hepatit C ve AIDS virüsüyle kirlenen kanlar da neden oluyor. Telegraph şöyle söylüyor: “Fakat enfeksiyon, profesyonel dergilerde anlatılan bazı tehlikelerden sadece biridir. Bir nakil olayında ters reaksiyon olasılıklarını yüzde 20 gibi yüksek bir oranda tahmin eden çalışmalar halk tarafından çok az biliniyor. Kan naklinin, karın ve kalınbağırsak ameliyatlarından sonra sorunlu bir nekahet dönemi için en belirleyici etken olduğunu ortaya çıkaran çalışmalar da aynı şekilde bilinmemektedir.” Aynı zamanda çalışmalar gereksiz yere yapılan kan nakillerinin oranının yüksek olduğunu, kan nakli uygulamalarının geniş çapta değiştiğini ve bilimsel veriden çok alışkanlık temeline dayandığını gösteriyor. Royal Victoria Infirmary’de uzman cerrah olan Tom Lennard, kanı, “cerrahların çoğunun küçümsemekten çok uzak oldukları, güçlü bir ilaç” diye adlandırıp şu yorumda bulundu: “Eğer kan yeni bir ilaç olsaydı, bir ürün lisansı alamazdı.”
Kadınlara Karşı Daha Çok Şiddet
The Australian gazetesi, BM’in bir raporuyla ilgili yayımladığı bir makalede, “kadınların kocaları ya da erkek arkadaşları tarafından tecavüze uğramaları dünyada en yaygın şiddet biçimidir” diye bildiriyor. Makale ayrıca şunu da açıklıyor: “Dünyada kadınların yaklaşık dörtte biri şiddet kullanılarak istismar ediliyor.” Kore Cumhuriyeti, Pakistan, Papua Yeni Gine, Şili ve Tayland gibi bazı ülkelerde bu oran daha da yüksektir. Aynı BM raporunu ele alan başka bir gazete, The Sydney Morning Herald, bir ülkede kadın nüfusunun yaklaşık yüzde 80’inin kötüye kullanıldığını bildirdi. Kurbanların birçoğu, sürekli olarak duygusal istismara katlanıyor. Ailedeki şiddete çözüm bulmak, hemen her zaman evin içinde gizli kaldığından çok zor. Çoğu kez arkadaşlar, komşular ve akrabalar bunu bildirmekte isteksizdir.