Dünyaya Bakış
Büyükanne ve Büyükbabaların Rolü Artıyor
Birleşik Devletlerde yapılan araştırmalar, büyükanne ve büyükbabaların, özellikle de büyükannelerin, torunlarının hayatında giderek daha fazla rol oynadıklarını gösteriyor. National Institute on Aging tarafından sürdürülmekte olan bir araştırma, 1931 ile 1941 yılları arasında doğmuş olanların yüzde 69’unun büyükanne ve büyükbaba olduklarını, bunlardan yüzde 44’ünün yılda 100’ü aşkın saati bir ya da birkaç torununa bakmakla geçirdiklerini gösteriyor. The Wall Street Journal’a göre, bu büyükanne ve büyükbabalar ortalama olarak, sekiz saatlik 82 iş gününe eşit olan 659 saati çocuklarla birlikte geçiriyor. Araştırma, kadınların haftada ortalama olarak 15 ila 20 saati torunlarına bakmakla geçirdiklerini ve bakıcı olma olasılıklarının erkeklere oranla 2,5 defa daha fazla olduğunu gösteriyor.
Babalar Oralı Değil
Dünyanın her tarafında olduğu gibi, Japonya’da da aile bağları artık eskisi gibi değil. Kısa bir zaman önce The Daily Yomiuri gazetesi, yaklaşık 481.000 Japon erkeğinin iş nedeniyle ailelerinden uzakta yaşamak zorunda olduğunu yazdı. Bu rakam beş yıl öncekine göre yüzde 15 daha yüksekti; konut ve okul sorunları daha da kötüye gittiğinden bunun artması bekleniyor. Gazetenin aynı konuyla ilgili yer verdiği bir araştırmada, ilk ve ortaokul öğrencilerinin yüzde 43’ü, babalarıyla hiç konuşmadığını söyledi. Onların büyük bir kısmı, yüzde 18,4’ü, anneleriyle de konuşmadığını söyledi.
Oltaya Yem
Maryland’daki (ABD) bir protestan kilisesi, insanları çekmek için yeni bir yöntem geliştirdi. Geçenlerde bir pazar günü, kiliseye gelen ilk 125 kişiye 10’ar dolar verildi. Yapmaları gereken tek şey, bir skeç ve bir “hafif rock” grubu eşliğinde söylenen şarkılar içeren 75 dakikalık ayine katılmaktı. Associated Press’e göre, kilisenin papazlık hizmetleri müdür yardımcısı şöyle dedi: “Birçok insan, kiliseler daima para istediği için kiliseye gidemediğinden yakınıyor. Biz de ‘Öyle ise biz neden cüretkâr olup para vermeyelim,’ diye düşündük.” Rapora göre, çoğunluk parayı kabul ettiği halde, birçokları sonra onu geri verdiklerini iddia ettiler. Otuz iki kişi parayı geri vermedi.
Çocukların Sözcük Dağarcığı
İtalya’da yapılan bir araştırma, çocukların günümüz dünyasının hoş olmayan gerçekleri hakkında yetişkinlerin genellikle sandığından çok daha fazla bilgi sahibi olduklarını gösteriyor. İtalya Ulusal Araştırma Merkezi’nden bir grup, okula giden altı ila on yaş arasındaki çocuklar tarafından yazılan 5.000’den fazla kompozisyonu inceledi. La Repubblica gazetesine göre, çocukların kullandığı 6.000 kelimelik sözcük dağarcığı, çocukların okuması için yetişkinler tarafından yazılanlarla karşılaştırıldığında, çocuklara sunulan “neredeyse gerçekdışı, sorunsuz, sakin dünya”nın onları “aldatamadığını” gösterdi. Gazete şunları da söyledi: “‘Uyuşturucu,’ ‘AIDS’ ve ‘tecavüz’ün ne anlama geldiğini tam olarak biliyorlar.” Corriere della Sera’ya göre araştırmacılar, “çocukların yazdığı dünyanın, yetişkinlerin küçükler için yazdıklarından daha ileri ve daha zamana uygun olduğunu” söylediler.
Beyin Atrofisi
Japonya’daki Akita Üniversitesi Tıp Koleji’nin bir araştırma grubu tarafından yapılan bir incelemeye göre, yıllar boyunca aşırı alkol ve yağ tüketilmesi sadece pörsümeyi artırmakla kalmıyor, beyni de küçültüyor. Geçen yedi yıl boyunca bu araştırma grubu, MRI (Magnetik Rezonans Görüntüleme) yöntemini kullanarak 960 kişiyi içeren bir inceleme yaptı ve alkol bağımlısı olanların yüzde 58’inde beyin atrofisi olduğunu buldu. ‘Hiperlipemi,’ yani kandaki yağ bileşenlerinin düzeyi yüksek olanlar arasında 40’lı ve 50’li yaşlarda bulunanların yüzde 41’inde ve 60 yaşın üzerindekilerin yüzde 55’inde atrofi belirtileri görüldü. Bunun tam tersine, alkol bağımlısı veya hiperlipemi olmayanların sadece yüzde 4’ü atrofi belirtileri gösteriyordu. Yomiuri Şimbun gazetesinin yazdığına göre, kendisinde atrofi olanların yüzde 80’inde bunama belirtileri de görüldü. Araştırma grubundan doçent Ikuo Naemura şöyle öğüt veriyor: “Beyin atrofisi yavaş ama emin adımlarla ilerler. Fazla alkol kullanmaktan ve fazla yağlı yemekler yemekten kaçınmak önemlidir.”
Yeni ve Hortlayan Hastalıklar
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) yeni olanlar da dahil olmak üzere, hastalıkların aniden başgöstermesinin milyonlarca kişinin hayatını tehdit ettiğine ilişkin uyarıda bulunuyor. Bunun en çarpıcı örneği, on yıl önce neredeyse hiç bilinmeyen bir virüsten ileri gelen AIDS hastalığıdır. Başka yeni bir hastalık, geçenlerde Birleşik Devletlerin güneybatısında keşfedilen hantavirüsünün neden olduğu akciğer sendromudur. Asya’da ise tümüyle yeni bir kolera türü ortaya çıktı. Güney Amerika’da da, tipik özellikleri ateş ve kılcal damarlarda kanama olan, her ikisi de öldürücü iki tür hastalık gelişti. Örneğin, 1993 yılı boyunca iyi bilinen şu bulaşıcı hastalıklar başgösterdi: Latin Amerika’da kolera, Kenya’da sarı humma, Kosta Rika’da dang, ve Rusya’da difteri. WHO örgütü, yeni veya hortlayan hastalıkların tanı ve mücadelesi için küresel bir merkezler ağı kurulmasını istiyor.
Bira Çok—Yemek Yok
Venezuela El Universal gazetesine göre, ülkede altı ve daha aşağı yaşlarda 726.000 çocuk, kötü beslenme yüzünden yaşlarına göre olmaları gerekenden daha kısadır. Bu ürkütücü rakam, o yaş grubundaki çocukların yüzde 23,8’i, yani neredeyse dörtte biri demektir. Çocukları beslemek için yeterince besin yoksa da, ülkede bol bol bira olduğu anlaşılıyor. El Universal’ın yazdığı gibi, Latin-Amerika ülkeleri arasında bira tüketiminde birinciliği Venezuela alıyor. 1991 yılında Venezuelalılar, kişi başına ortalama olarak 75 litre bira içti.
Hollanda Kilisesine Üyelik Azalıyor
Yakın geçmişte yapılan bir araştırma, Hollanda’daki kilise üyelerinin sayısının son 40 yıl boyunca hızla azaldığını gösterdi. Ecumenical Press Service (EPS)’e göre, 1950’de 4 Hollandalıdan 3’ü kilise üyesiydi. 1991’de bu ortalama, 4’ten 2’nin altına düştü; araştırmacılar çok geçmeden her 4 Hollandalıdan sadece 1’inin kilise üyesi olacağını tahmin ediyor. Hollanda Trouw gazetesine göre, EPS, “araştırma yapılan 15 ülke arasından sadece eski Doğu Almanya’da kilise üyeleri ve Tanrı’ya inananlar ile ilgili rakamların Hollanda’nınkinden düşük çıktığını” kaydetti. Bununla birlikte, azalan üyelik sayılarına rağmen araştırma, Hollandalıların yüzde 75’inin hâlâ Tanrı’nın varlığına inandığını gösterdi.
Gözlerdeki Duman
Avustralya’daki, Görme Yeteneği Araştırma Ulusal Enstitüsü müdürü Profesör Robert Augusteyn, sigara dumanındaki kimyasal maddelerin katarakta neden olduğuna ilişkin tartışmasız kanıtlara sahip olduğunu iddia ediyor. Yapılan bir araştırma, sigara içenlerin katarakt olma olasılığının içmeyenlere göre iki veya üç kat fazla olduğunu gösterdi. Sigara dumanındaki kimyasal maddeler önce vücut tarafından emiliyor, fakat ondan sonra göze giden yolu bulup göz merceğinden tuz ve su fazlasını akıtan “pompa”yı harap ediyor. Gözdeki hücrelerin şişip patlaması katarakta neden oluyor. Profesör Augusteyn, “Ben eminim. Sigara dumanında bulunan bir maddenin göz merceğindeki pompanın çalışmasını önlediği şüphe götürmez,” diyor.
Papa’dan Vaaz Etme Çağrısı
Geçen yılın başlarında Papa II. Jean Paul, İtalya’da bir grup Katoliğe incili insanlara direkt olarak götürme zamanının geldiğini söyledi. Avustralya’daki Katolikler nasıl bir tepki gösterdi? Avustralya Illawarra Mercury gazetesindeki bir başlık, “Katolikler Papanın Vaaz Etme Çağrısına Aldırış Etmeyecek” şeklindeydi. Ülkedeki Katolikler “imanları konusunda Yehova’nın Şahitlerinin tarzına benzer bir yaklaşımı benimsemeye hevesli değiller,” diye yazdı. Yerel Katolik din adamı olan Sean Cullen, papanın vaaz etme çağrısının tüm Katoliklere mi, yoksa sadece İtalyadakilere mi yönelik olduğundan emin olmadığını söyledi. “Biz, insanları bildikleri İncil’i tüm hayatları boyunca yaşamaya teşvik ederiz. Bunun kapı kapı gitmek anlamına gelip gelmediği ayrı bir konudur.” Yerel belediye meclisindeki bir işçi daha az kaçamak bir cevap verdi. Şöyle dedi: Vaaz etmek “Katolik ruhunun bir parçası değildir.”
Dalgıçlık Kazaları
The New York Times’ın verdiği habere göre, Amerika Birleşik Devletlerinde “her yıl takriben 90 kişi tüple dalarken hayatını kaybediyor.” Hükümet görevlileri, bungee jumping ve özel uçak kullanma gibi başka riskli faaliyetler için yasalar varken, tüplü dalgıçlık sektörünü denetleyen hiçbir yasanın bulunmamasından yakınıyor. Sadece Birleşik Devletlerde sayısı üç ila beş milyon arasında ehliyetli dalgıç vardır. Tüplü dalgıçlık malzemeleri satan dükkânlar her yıl yaklaşık 300.000 ila 400.000 kişiye ehliyet veriyor. Bir dükkân sahibi sorunun “dalgıçların her zaman kurallara uymamasında” yattığını anlattı. Profesyonel Dalgıçlık Eğitmenleri Kurumu’ndan Al Hornsby, dalgıçlık kazalarının sayısının aslında azalmakta olduğunu iddia ediyor. Times şöyle yazıyor: “Ona göre, 1970’lerin ortasında 100.000 dalgıçta 12 ölüm vakası olurken, bu sayı şimdi 100.000’de 2’den azdır.”