Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • g95 Şubat s. 3-5
  • Neden Bazı Çocuklar Böylesine Zor?

Bu kısım için bir video yok.

Üzgünüz, video yüklenirken bir hata oluştu.

  • Neden Bazı Çocuklar Böylesine Zor?
  • Uyanış!—1995
  • Altbaşlıklar
  • Benzer Malzeme
  • Okul Gerçek Bir Problem Olur
  • Bir Annenin Oğlu Ronnie İle Yaşadıkları
  • Zor Bir Çocuğu Yetiştirmek
    Uyanış!—1995
  • Çocukları Bebeklikten İtibaren Yetiştirmek
    Mutlu Bir Aile Hayatı
  • Çocuğunuzu Bebeklikten Başlayarak Eğitin
    Aile Mutluluğunun Sırrı
  • İnsan Denen Mucize
    Yaşam—Nasıl Oluştu? Evrimle Mi Yaratılışla Mı?
Daha Fazla
Uyanış!—1995
g95 Şubat s. 3-5

Neden Bazı Çocuklar Böylesine Zor?

“Genetik etkenler, beyin kimyası ve nörolojik gelişme çocukken kim olduğumuza ve yetişkinliğe erişince ne olacağımıza büyük ölçüde katkıda bulunur.”—STANLEY TURECKI, M.D.

HER çocuk, kendine özgü ve eşsiz bir gelişme süreci izler. Çocuklar, doğuştan gelen birtakım özellikler ve huylar sergilerler; bunları ana-babalar ya çok az kontrol edebilir ya da hiç kontrol edemez. Gürültücü, rahat durmayan ve ortalığı birbirine katan çocukların her zaman var olduğu bir gerçektir. En iyi ana-babanın da yetiştirilmesi zor bir çocuğu olabilir.

Fakat neden belirli çocuklar çok daha zor oluyor ve yetiştirilmeleri böylesine güç oluyor? Ciddi davranış sorunları olan çocukların sayısı artmaktadır. Klinik uzmanlarının ve araştırmacıların vardıkları genel kanıya göre, tüm çocukların yüzde 5-10’u aşırı hareketlilik sergilemektedir ve bu çocukların dikkat vermeyi, konsantre olmayı, kurallara uymayı ve dürtüleri kontrol altında tutmayı becerememeleri, kendileri, aileleri, öğretmenleri ve arkadaşları açısından birçok zorluk yaratıyor.

Yale Üniversitesi Tıp Okulunda pediatri ve nöroloji profesörü olan Dr. Bennett Shaywitz olası bir kilit soruna dikkat çekiyor: Beyin hücresinin işlevini kontrol eden ve beynin davranışları kontrol etmesini kolaylaştıran “beynin nöro-iletişim sistemlerindeki belirli kimyasal maddelerdeki kalıtımsal bozukluklar.” Çocuğun yetiştirilmesini zorlaştıran etken ne olursa olsun, ana-babaların ön plana koymaları gereken şey, eleştirerek ve hoşnutsuzluk yansıtarak değil, teşvik ve destek sağlayarak çocuklarının davranışlarıyla etkili bir şekilde başa çıkmak konusunda uzmanlaşmak olmalıdır.

Mukaddes Kitap devrinde, çocukların eğitiminden ve terbiyesinden sorumlu olanlar ana-babalardı. Onlar, disiplinin ve Tanrı’nın kanunları üzerine verilen bir öğretimin çocuklarını hikmetli kılacağını biliyorlardı. (Tesniye 6:6, 7; II. Timoteos 3:15) Dolayısıyla, yoğun bir programa rağmen bir çocuğun gereksinimlerini karşılayıp özellikle olumsuz davranışlara olumlu karşılık vermek için mümkün olduğu kadar çok çaba sarf etmek, Tanrı’nın ana-babalara verdiği bir sorumluluktur. Mademki pediatri alanında görülen davranış sorunlarından birçoğu aşırı hareketli, düşünmeden hareket eden veya dikkatsiz çocuklarla ilgilidir, yetiştirilmesi zor çocuklarda etkili olan ADD ve ADHD ile ilgili bir irdeleme yararlı olabilir.a

1950’lerde, bu bozukluklar “en alt düzeyde beyin işlevsizliği” olarak adlandırıldı. Pediatri nörologu Dr. Jan Mathisen’e göre, bulgular “ADD’nin kesinlikle beyin hasarı olmadığını” gösterdiğinde, bu terimler artık kullanılmadı. Dr. Mathisen şöyle diyor: “ADD beynin belirli bölgelerindeki bir bozukluk gibi görünüyor. Söz konusu olan nörokimyasal sorunlardan hâlâ tam olarak emin değilsek de, beyindeki, dopamin denen bir kimyasal maddeyle ilgisi olduğunu düşünüyoruz.” Kendisi, sorunun dopamin kontrolüyle ilgili olduğuna inanıyor. Şöyle ekliyor: “[Sorun] herhalde tek bir kimyasal madde değil, birçok kimyasal madde arasındaki ilişki.”

ADD’nin nedeni hakkında daha birçok yanıtsız soru olduğu halde, araştırmacılar, dikkatte, düşünmeden yapılan hareketlerde ve kas faaliyetinde kronik şekilde görülen kontrol zayıflığının, nörolojik kökenli olduğu konusunda genellikle Dr. Mathisen’e katılıyorlar. Amerika Birleşik Devletlerindeki Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsünde, Dr. Alan Zametkin ve araştırmacılar tarafından yapılan bir inceleme ilk kez, ADD’nin beyindeki belirli bir metabolik anormallikten kaynaklandığını tespit ettiyse de, “daha kesin yanıtlar elde edebilmek için daha çok araştırma yapılması gerektiği” itiraf edildi.

Okul Gerçek Bir Problem Olur

Ders ortamında konsantrasyonun ve sessiz olmanın gereği büyük oranda arttığından, kronik şekilde dikkatsiz, dikkati çabuk dağılan, düşünmeden hareket eden veya aşırı faal olan çocuklar için okul genellikle çok zordur. Bu tür çocuklar herhangi bir konu üzerinde uzun bir zaman boyunca konsantre olmakta böylesine zorluk çektiklerine göre, onlardan çıldırtıcı şekilde hareketli olmaktan başka ne beklenebilir? Bazılarının dikkat eksikliği, evde ya da okulda normal öğrenime devam edemeyecek kadar ciddidir. Davranışlarını denetlemekte ve hareketlerinin sonuçlarını değerlendirmekte zorluk çektiklerinden dolayı ya sınıf kabadayısı ya da sınıf soytarısı oldukları için onlara disiplin verilmesi nadir bir olay değildir.

En sonunda aşağılık duygusuna kapılarak, kendilerini “kötü” ve “aptal” olarak tanımlayıp o doğrultuda davranırlar. Çok uğraştıkları halde düşük not aldıklarından, bu çocuklar kronik nitelik taşıyan ve kendini sürekli besleyen bir başarısızlık eğilimi gösterirler.

Hayretler içindeki ana-babalar çocuklarının yıkıcı davranışları yüzünden çok kaygı çeker ve şaşkına dönerler. Bazen evlilikte anlaşmazlıklar ortaya çıkar; her biri diğerini bu durum yüzünden suçlar. Birçok ana-baba vaktin büyük bir kısmını öfkeyle, kötü davranışların üzerinde durmakla geçirip iyi davranışları unutur. Bundan dolayı, olumsuz davranış biçimlerine gösterdikleri tepkiler, daha çok olumsuz etkileşime neden olur. Böylece aile ve çocukla bir dereceye kadar ilişki içinde olan diğer kişiler de—Dikkat Eksikliği Sendromu olan veya olmayan—zor bir çocuğun davranışlarını anlamamanın ve kontrol edememenin sonucu olan bir güç mücadelesine kapılırlar.

Bir Annenin Oğlu Ronnie İle Yaşadıkları

“Ronnie dünyaya geldiği andan beri hiç mutlu değildi; sürekli sinirli ve ağlamaklıydı. Alerji kaynaklı döküntüler oldu, kulakları iltihaplıydı ve sürekli ishaldi.

Oysa, Ronnie’nin ilk koordinasyon yetenekleri iyi gelişti; böylece oturmayı, ayağa kalkmayı ve sonra da yürümeyi—daha doğrusu koşmayı—çabuk öğrendi. O uyuduğu zaman bütün ev işlerimi yapmak için acele ederdim, çünkü minik ‘kasırgam’ uyandığı zaman, oraya buraya koşuşarak ilgisini çeken bir şeyle uğraşırken—ki hemen hemen her şey ilgisini çekerdi—kendine ve eve zarar vermesini engellemeye çalışmakla meşgul olurdum.

Dikkat süresi çok kısaydı. Hiçbir şey onu uzun bir süre meşgul edemezdi. Sakin oturmaktan nefret ederdi. Tabii ki, sakin oturması istenen herhangi bir yere—özellikle cemaat ibadetlerine—götürdüğümüzde, bu bir sorundu. Sessiz oturmadığı için onu dövmek faydasızdı. Çünkü oturması asla mümkün değildi. İyi niyetli birçok insan şikâyet eder veya bize öğüt verirdi, fakat hiçbir yöntem başarılı olmadı.

Ronnie zekiydi ve böylece, yaklaşık üç yaşındayken onunla kısa, günlük bir okuma programı uygulamaya başladık. Beş yaşına vardığında oldukça iyi okuyabiliyordu. Sonra okula başladı. Yaklaşık bir ay sonra, öğretmenle görüşmek üzere çağrıldım. Bana, Ronnie’yi ilk gördüğünde onu melek gibi bir çocuk sandığını fakat bir ay sınıfında kaldıktan sonra artık bir şeytan olduğunu düşündüğünü söyledi! Sürekli zıpladığını, diğer çocuklara çelme taktığını ve onların giysilerini çekiştirdiğini anlattı. Sessiz sakin oturmuyormuş ve tüm sınıfı rahatsız ediyormuş. Kendini kontrol edemiyormuş. Onda isyankâr bir tutumun geliştiğini de söyledi. Sakinleşmesi için doktora gidip ilaç yazdırmamız ve bir özel sınıfa yerleştirmemiz önerildi. Yıkılmıştık!

İlaç, Ronnie için uygun bir seçenek değildi, fakat pediatrist bize birkaç pratik öneride bulundu. Ona göre Ronnie zekiydi ve canı sıkılıyordu; dolayısıyla Ronnie’yi meşgul etmemizi, ona sevgi, daha çok sevgi vermemizi, sabırlı ve olumlu olmamızı önerdi. Ronnie’nin, yaşı ilerledikçe ve farklı bir beslenme programı uygulanırsa artık o kadar büyük bir sorun olmayacağı görüşündeydi.

Oğlumuzun dikkate dayanan ortak bir çalışmaya ihtiyacı olduğunu ve enerjisini olumlu bir şekilde yönlendirmeyi öğrenmesi için ona yardım edilmesi gerektiğini anladık. Bu çok vakit alacaktı; bunun için, günlük programlarımızı değiştirip sabırla öğreterek ve konuları açıklayarak, onunla birlikte saatlerce ders çalışırdık. Olumsuz sözler kullanmayı ve onu düşüncesizliği, yaramazlığı yüzünden suçlamayı bıraktık. Hedefimiz, onun düşük öz saygısını geliştirmekti. Buyurmak ve talep etmek yerine karşılıklı konuşurduk. Onu ilgilendiren kararlar söz konusu olunca, onun fikrini de alırdık.

Başka çocuklar için doğal olan bazı şeyler Ronnie için kolay değildi. Örneğin, sabırlı olmayı, sakin olmayı, sessiz oturmayı ve aşırı hareketliliğini kontrol etmeyi öğrenmeliydi. Fakat kontrol edilebilirdi. Hareketlerini yavaşlatmak ve yaptığı veya yapacağı şeyler hakkında düşünmek için bilinçli bir çaba göstermesi gerektiğini anladıktan sonra, her konuda ilerlemeye başladı. 13 yaşına geldiğinde artık davranışları normaldi. Ne mutlu ki, o zamandan beri her şey pürüzsüz devam etti, genelde isyankâr geçen erinlik yılları esnasında bile.

Ronnie’ye, bol bol sevgi göstererek ve bir o kadar da vakit ayırıp sabırla davranarak yaptığımız yatırım, çok iyi bir kâr bıraktı!”

[Dipnotlar]

a Bu makalelerde ADD (Attention Deficit Disorder) Dikkat Eksikliği Sendromu’na ADHD (Attention Deficit Hyperactivity Disorder) ise, Dikkat Eksikliği Aşırı Hareketlilik Sendromu’na atfeder.

    Türkçe Yayınlar (1974-2027)
    Oturumu Kapat
    Oturum Aç
    • Türkçe
    • Paylaş
    • Tercihler
    • Copyright © 2026 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
    • Kullanım Şartları
    • Gizlilik İlkesi
    • Gizlilik İlkesi
    • JW.ORG
    • Oturum Aç
    Paylaş