Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • g94 Kasım s. 28-29
  • Dünyaya Bakış

Bu kısım için bir video yok.

Üzgünüz, video yüklenirken bir hata oluştu.

  • Dünyaya Bakış
  • Uyanış!—1994
  • Altbaşlıklar
  • Hindistan’da Tütün Kullanımı
  • Uluslararası Dükkân Hırsızlığı
  • Yeni Doğanların Saçındaki Toksinler
  • Küresel Mülteci Krizi
  • Uykunuz Mu Var?
  • Din Adamlarının Yaptığı Suiistimaller Açığa Vuruluyor
  • Fransa’daki Kan Skandalı Derinleşiyor
  • Öfke ve Kalp Krizi
  • Uyku ve Lens Birarada Olmuyor
  • Akarları Alt Etmek
Uyanış!—1994
g94 Kasım s. 28-29

Dünyaya Bakış

Hindistan’da Tütün Kullanımı

“Hükümet istatistiklerine göre, Hindistan’da 15 yaşından büyük 142 milyon erkek ile 72 milyon kadın devamlı olarak tütün kullanmaktadır.” British Medical Journal’da çıkan bu rapor şunları ekliyor: “Fakir kişiler açlığı bastırmak için tütün çiğniyor.” Çin ve Amerika Birleşik Devletlerinden sonra dünyanın üçüncü büyük üreticisi olan Hindistan için tütün binlerce kişiye iş sağladığından çok büyük bir ekonomik öneme sahiptir. Bununla birlikte, ağız, yutak, boğaz, yemek borusu ve akciğer kanseri vakalarının sayısı ICMR’i (Hindistan Tıbbi Araştırma Kurumu) kaygılandırmaktadır. Journal’ın yazdığı gibi, ICMR “tütün kullanımına bağlı hastalıklardan çeken kişilerin tedavisi için gereken paraların tütün sanayiinden elde edilen geliri aşacağı” iddiasında bulundu. Doktorlar ve hükümete bağlı olmayan gruplar, tütün kullanımının sağlık açısından risklerini halka açıklama kampanyaların yapılmasını, tütün üretiminin aşamalı olarak ortadan kaldırılmasını ve tütün yerine başka ürünlerin tanıtılmasını tavsiye ediyorlar.

Uluslararası Dükkân Hırsızlığı

Şili’nin Santiago kentindeki bir “hırsızlık okulundan” “mezun olanlar” Kanada’nın Montreal ve Toronto şehirlerinde ve ABD’nin de bazı şehirlerinde faaliyettedirler. Kanada’da haber dergisi L’actualité’de çıkan bu habere göre, “okulda,” yankesicilik ve dükkân hırsızlığı teknikleri, Kanada hukuku ve polis yöntemleri ile ilgili öğretim veriliyor. “Mezunlar” grup halinde çalışıyor, yanlarında sahte evraklar taşıyor ve çaldıklarını saklamak için özel astarlı elbiselerle hediyelik kağıtları kullanıyorlar. Montreal Kenti Toplum polisi 1991’den beri örgütü takip ederek birkaç defa çalıntı elbiseler ele geçirdi. Yakın geçmişte yapılan bir operasyonda tekrar ele geçirilen en büyük parti, Şili’ye gidecek bir gemi konteyneri dolusu elbiseydi. Bu uluslararası örgütlü dükkân hırsızlığı şebekesi, hem polis hem de dükkân sahipleri açısından çok büyük bir mücadele anlamına geliyor. L’actualité’de sözleri aktarılan bir dedektif, konu interpole göre “öncelik taşımadığı” için onlarla işbirliği yapmanın zor olduğunu söyledi.

Yeni Doğanların Saçındaki Toksinler

Toronto (Kanada) çıkışlı The Globe and Mail gazetesinin yazdığına göre, sigara içmeyen hamile kadınların başkalarının içtikleri sigaradan akciğerlerine çektikleri dumanın cenine geçtiğine ilişkin şimdi elde biyolojik kanıtlar var. Toronto’daki Çocuk Hastanesinde klinik farmakoloğu olan Dr. Gideon Koren’in yönetimindeki bir araştırma ekibinin sunduğu yeni bulgular, yeni doğmuş bebeklerin saç örneklerinde nikotin ve onun yan ürünü kotinin bulunduğunu gösteriyor. Sigara içmeyen bu anneler evde ya da işyerinde günde en azından iki saat başkalarının sigara dumanına maruz kaldılar. Dr. Koren’e göre, sık sık başkasının sigarasının dumanını solumak “günde iki ila dört sigara içmeye” bedel olabilir. The Globe’un ilave ettiği gibi, bu yeni araştırma “sigara dumanına maruz kalmanın, çocukların davranış ve algılama yönünden gelişimini etkileyebildiğini gösteren daha önce yapılmış araştırmalara ağırlık kazandırıyor.” Dr. Koren “dava açmanın zevk haline geldiği bu ortamda bugünden 10 ila 20 yıl sonra bebeklerin, ana-babalarına sigara içmeleri yüzünden haksız doğurma davası açmayacaklarını garantileyemem,” diye uyardı!

Küresel Mülteci Krizi

1992 boyunca günde 10.000’e yakın sayıda insan mülteci oldu. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) tarafından hazırlanan The State of the World’s Refugees adlı yeni bir kitap bu gerçeği doğruluyor. 1992 yılında mülteci sayısı dünya çapında 18,2 milyon olup, 20 yıl önceki sayının sekiz katıdır. Ayrıca 24 milyon kişi kendi ülkelerinde oturdukları yeri terk etmek zorunda kaldı. Toplam olarak yeryüzünde yaklaşık 130 kişiden 1’i kendi evinden ayrılmaya mecbur kaldı. UNHCR’in Refugees adlı dergisi şöyle yazıyor: “Hem gerçek mültecilerin hem de ekonomik nedenler yüzünden göç edenlerin sayısındaki bitmeyen artış, 3.500 yıllık sığınma hakkı verme geleneğini ciddi ölçüde olarak zorlayarak, yıkılma noktasına getirdi.”

Uykunuz Mu Var?

Geceleri uykunuzu yeterince alıyor musunuz? Bir araştırmacıya göre, bunu anlamanın bir yolu, çok yemek yedikten sonra sıcak bir odada verilen sıkıcı bir konferansa katılmaktır. Eğer iyi dinlenmiş iseniz, sıkılıp kendinizi huzursuz hissedebilirseniz; fakat uykunuz gelmez. International Herald Tribune gazetesine göre, uzmanlar 100 milyon Amerikalının yeterince uyku uyumadığını tahmin ediyor. Çoğu insanın gecede sekiz ila sekiz buçuk saat uykuya ihtiyacı var; 17 ile 25 yaşları arasındakilere daha da fazlası gerekiyor. Birçok kişi gerçekten ihtiyacı olan uykudan daha azıyla idare ediyorsa da, uykusuz insanın hata yapma olasılığı daha yüksek. Onlar aynı zamanda bir “uyku borcu” biriktiriyorlar. Tribune’un söylediği gibi: “Ana-babalar, hafta sonları öğleye kadar uyuduklarından erinlik çağındaki çocuklarının ‘tembelliğinden’ şikâyet ederler, ancak bu gençlerin çoğu, hafta boyunca biriken uyku borçlarının sadece bir kısmını kapatmakla meşguldür.”

Din Adamlarının Yaptığı Suiistimaller Açığa Vuruluyor

Kanada’da Katolik Hıristiyan Kardeşleriyle ilgili olan en büyük cinsel suiistimal davalarından biri sonuca bağlandı. The Toronto Star’ın yazdığı gibi, Alfred (Ontario) St. Joseph’s okulu ve Uxbridge (Ontario) St. John’s okulundan “700’den fazla kurban ortaya çıktı.” Star, “29’u Hıristiyan Kardeşlerin Okullarına üye olan toplam 30 erkeğe karşı şikâyette bulunuldu. Eğer hâlâ hayatta olsalardı, başka 16 kişiye daha suçlama yapılacaktı” diyor. Kurbanlar “emanet edildikleri siyah cüppeli Roma Katolik halk tarikatı üyelerinden çocukken yedikleri dayak ve uğradıkları cinsel saldırılar”la ilgili rahatsız edici hatıraları hâlâ taşıyorlar. Star, genel bir araştırma olmadan Kanadalıların Tanrı’ya hizmet ettiklerini iddia eden erkeklerin hangi nedenle küçük erkek çocuklarını cinsel yönde suiistimal ettiklerini hiçbir zaman öğrenemeyeceklerini yazdı.

Fransa’daki Kan Skandalı Derinleşiyor

Fransa’daki kan skandalıyla ilgili incelemeler, hükümet yetkililerinin, ekonomik etkenleri Fransız hastaların sağlığının ve güvenliğinin açıkça üstünde tuttuğunu gösteren belgeler sundu. Paris çıkışlı International Herald Tribune’e göre bu belgeler, bir Amerikan laboratuvarı kan stoklarındaki AIDS virüsünü tespit edebilecek bir kan testi geliştirdiğinde, bu ABD ürününün Fransız piyasasını doyuracağından korkan Fransız yetkililerin, “bir Fransız üreticinin benzer bir ürünü geliştirmesine zaman tanımak için” satışı durdurduğunu gösterdi. Sonuç olarak, Fransız şirketinin kendi ürününü geliştirmek için harcadığı yaklaşık yedi ay boyunca, yüzlerce kişi hastalık bulaşmış kanı alarak AIDS oldu.

Öfke ve Kalp Krizi

The New York Times’ın yazdığına göre, “kalp hastalığı olan kişiler öfkelendikleri zaman kalp krizi geçirme riskini iki kat artırırlar ve bu tehlike iki saat devam eder.” Daha öncekiler, öfkenin artan kalp vuruşları, tansiyonun yükselmesi ve atardamarların tıkanması ile bağlantılı olduğunu gösterdiyse de bu yeni yapılan, öfkenin doğrudan bir kalp kriziyle sonuçlanabileceğini bilimsel kanıtlarla gösteren ilk araştırmadır. Araştırmanın başlıca yöneticisi Dr. Murray Mittleman, duygusal çatışmalarla karşı karşıya kalındığında sakin kalmaya çalışılarak riskin azaltılabileceğini söyledi. Makaleye göre “araştırmacılar kalp krizi riskini azaltan aspirini alan kişilerin öfke nöbetlerinin etkilerinden kısmen korunduğunu da gördüler.” Bunun nedeni, büyük olasılıkla aspirinin trombositlerin pıhtılaşarak arterleri tıkamasını önlemesidir. Böylece Dr. Mittleman’ın dediği gibi, öfkenin trombositleri etkilemesi mümkündür.

Uyku ve Lens Birarada Olmuyor

Geçenlerde yapılan bir araştırma, uyumadan önce kontakt lenslerini çıkarmayan kişilerdeki göz enfeksiyonu olasılığının çıkaranlara oranla sekiz kat daha yüksek olduğunu gösterdi. International Herald Tribune’ın yazdığına göre araştırmacılar, lenslerin özenle temiz tutulmasının bile, onları gece çıkarmamaktan doğan yüksek riskten korumadığını anladılar. Lensin türü ne olursa olsun, geceleyin lens takmak gözün saydam dış tabakası olan korneaya mikropların ve bakterilerin bulaşmasına neden olabilir. Kontakt lensleri yatmadan önce çıkaran kişi, korneanın enfeksiyon kapma olasılığını yüzde 74’e varan bir oranda azaltabilir.

Akarları Alt Etmek

Londra çıkışlı The Times’e göre, Britanya’da astım ve alerji vakalarında artışlar oldu. Nedeni mi? Toz böcekleri. Cambridge Böcek Bilimi Tıp Merkezinden Dr. John Maunder’in söylediği gibi, “daha önce hiçbir zaman insanların oturduğu mekânların havası bu kadar bozuk—kirli, rutubetli, alerji oluşturan maddelerle yüklü—değildir.” Toz böcekleri deri döküntüleriyle beslenir ve özellikle iyi havalandırılmamış yatakların nemli ortamında rahat eder. Temizliğine özen gösterilmeyen bir yastığın ağırlığının yüzde 10’u, canlı ve ölü akarlar, onların dışkıları, deri döküntüleri ve küflerden oluşmuş olabilir. Akarların dışkıları, astım nöbetlerine yol açtığı ve alerjik burun iltihabının (tıkalı bir burun) başlıca nedenlerinden biri olduğu sanılan bir protein içerir. Günümüzün iyi yalıtılmış evleri akarları alt edecek kadar taze havanın içeri girmesine izin vermiyor. Dr. Maunder daha sağlıklı bir yaşam için, mümkünse pencere açarak yatmayı, her gün yatakları havalandırmayı ve yastıkları, şilteleri, bataniyeleri düzenli olarak temizlemeyi öneriyor.

    Türkçe Yayınlar (1974-2027)
    Oturumu Kapat
    Oturum Aç
    • Türkçe
    • Paylaş
    • Tercihler
    • Copyright © 2026 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
    • Kullanım Şartları
    • Gizlilik İlkesi
    • Gizlilik İlkesi
    • JW.ORG
    • Oturum Aç
    Paylaş