Mukaddes Kitabın Görüşü
Mukaddes Kitap Düşünce Özgürlüğüne Engel Olur Mu?
ALMAN görevlilerin içine attığı değerli kitaplarla beslenen ateşin alevleri göğe doğru yükseliyor. Bu Nazi Almanyasından bir sahne, değil mi? Evet, fakat bu 1199 yılına ait bir sahne de olabilirdi, çünkü o zaman Roma Katolik Kilisesinin bir Başpiskoposu bütün Almanca Mukaddes Kitapların yakılmasını emretmişti.
Gerçek şu ki, düşünme ve konuşma özgürlüğünün bastırılmasının yaygın bir sembolü olan kitap yakma olayları birçok ülkede ve birçok yüzyılda yaşanmıştır. Böyle olaylar sık sık düşünce özgürlüğünün halk üzerinde yapacağı etkiden korkan dinsel liderler tarafından kışkırtılmıştır.
O halde, birçok kişinin, Mukaddes Kitabın serbest entelektüel incelemelere karşı katı kısıtlamalar koyduğunu düşünmesine şaşmamak gerekir. Fakat Mukaddes Kitap bunu gerçekten yapıyor mu? Düşünce özgürlüğünün sınırlandırılmasını teşvik ediyor mu?
‘Yehova’yı Bütün Zihninizle Sevin’
Mukaddes Kitap aklın kullanılmasına karşı değildir. Hatta, İsa her birimizi ‘Yehova’yı bütün zihnimizle sevmeye’ teşvik etti. (Markos 12:30) Onun hizmeti gösteriyor ki, kendisi, güncel olaylara (Luka 13:1-5), biyolojiye (Matta 6:26, 28; Markos 7:18, 19), tarıma (Matta 13:31, 32) ve insan doğasına (Matta 5:28; 6:22-24) karşı derin ilgi duymuştur. Tasvirler, yalnız Tanrı’nın Sözündeki prensipleri değil dinleyicilerinin geçmişini ve düşüncelerini de net bir şekilde anladığını, her ikisini bağdaştırmak için dikkatle düşündüğünü gösterir.
Pavlus, İsa’nın bütün takipçilerine, ‘akıl güçlerini’ kullanarak Tanrı’ya hizmet etmeleri için yalvardı. (Romalılar 12:1) Selâniklileri, aldatıcı ‘ilham edilmiş ifadelerin onları fikirlerinden sarsmasına’ izin vermemeye teşvik etti. (II. Selânikliler 2:1, 2) Pavlus’un, Yunan ve Girit edebiyatı (Resullerin İşleri 17:28; Titus 1:12), askeri donanım ve uygulamalar (Efesoslular 6:14-17; II. Korintoslular 2:14-16) hakkında bilgisi vardı. Ayrıca, yöresel âdetlere de dikkat ediyordu.—Resullerin İşleri 17:22, 23.
İsa ve Pavlus böylesine düşünce özgürlüğüne sahip oldukları halde, kendilerini doğruyu ve yanlışı ayırt edebilecek tek otorite olarak görmediler. İsa, kendi mantığını savunup Mukaddes Kitabı reddetmektense, tekrar tekrar Kutsal Yazılardan alıntılar yaptı. Petrus, İsa’yı, Tanrı’nın onunla ilgili iradesi olan kurban niteliğindeki ölümünden farklı bir yol düşünmeye teşvik ettiği zaman, İsa’nın ani ve sert cevabı onun böyle bir düşünceyi aklından bile geçirmek istemediğini gösteriyor. (Matta 16:22, 23) Benzer şekilde, Pavlus Korintoslulara şöyle söyledi: “Size geldiğim zaman, herhangi bir hitabet veya felsefe gösterisiyle değil, sadece Tanrı’nın neye güvence verdiğini söylemek için geldim.” (I. Korintoslular 2:1, The Jerusalem Bible) Onun yürüttüğü mantığın temeli, İsa’nınki gibi sağlam şekilde Kutsal Yazılara dayanıyordu.—Resullerin İşleri 17:2, 3.
Mukaddes Kitap zihinsel yetileri, tamamen sınırsız olmamak kaydıyla tam olarak kullanmaya teşvik eder. Bununla birlikte, kendi düşünüşümüzü Yehova’nınkiyle uyum içinde tutma sorumluluğunu cemaat değil, birey olarak İsa’nın her takipçisi taşımalıdır. Böylece, Efesosluların bir kısmı, ispritizma uygulamalarından vazgeçip İsa’nın takipçisi olduğunda, Pavlus onların kitaplarını yakma sorumluluğunu üstlenmedi; “sihirbazlık edenlerden bir çoğu kitaplarını toplayıp herkesin önünde yaktılar.” (Resullerin İşleri 19:19) İsa’nın bu takipçileri kendi kitaplarını yakmayı neden gerekli gördüler?
Başlıca Savunma Siperi
Şu benzetmeyi düşünün. Başarılı bir askeri savunma çoğu kez birden çok savunma hattını içerir. Başarılı bir general hiçbir zaman bunlardan herhangi birinin önemsiz olduğunu ve hiç savaşmadan gözden çıkarmayı düşünmez. İsa’nın bir takipçisinin günaha karşı sürdürdüğü savaşta da birden çok savunma hattı vardır.
Yakub 1:14, 15’e göre, “herkes kendi arzusu tarafından sürüklenerek ve aldanarak tecrübe olunur. Sonra arzu gebe kalarak günah doğurur.” Günaha doğru atılan ilk adım, zihinde yanlış bir arzu beslemektir. Bunun için ilk savunma hattı, böyle bir arzu beslemekten sakınmaktır—düşünceleri denetim altında tutmaktır.
Düşünceler ve davranışlar arasındaki bu bağlantı nedeniyle Mukaddes Kitap bizi şöyle uyarıyor: “Yeryüzünde olan şeyleri değil, yukarıda olan şeyleri düşünün.” (Koloseliler 3:2) İsa’nın takipçileri ahlaksızlık, ispritizma veya irtidat üzerinde düşünmeyi reddettiklerinde, bu fikirlerin Mukaddes Kitap hakikatlerinden üstün olabileceğinden korktuları için değil, kendilerini günahkâr bir yola çekebilecek herhangi bir şeyden sakınmak istedikleri için bu kararı verirler.
‘Her Şey Açılmıştır’
Yehova’ya olan sevgimiz ve O’nun düşüncelerimizi bilme yeteneğine duyduğumuz saygı, düşünüşümüzü kontrol altında tutmayı gerektiren başka önemli bir nedendir. Farz edelim ki kire veya toza karşı özellikle hassas olan sevdiğiniz bir arkadaşınız veya yakın bir akrabanız var. Ek bir temizlik yapmaya üşenip arkadaşınızı artık evinize davet etmez miydiniz? Arkadaşınıza duyduğunuz sevgi nedeniyle, eşyalarınızı temizlemek için gereken ek çabayı göstermez miydiniz? Mezmur 44:21’de Yehova’nın en gizli düşüncelerimiz karşısındaki hassaslığı gösteriliyor: “Yüreğin sırlarını bilen odur.” Pavlus, bu düşünceler için hesap vereceğimizi söyledi: “Onun nazarında belli olmıyan bir mahlûk yoktur; fakat işimiz kendisile olan zatın gözlerine her şey çıplaktır ve açılmıştır.”—İbraniler 4:13; Mezmur 10:4; Süleymanın Meselleri 6:16, 18.
Eyub, insanın düşünceleri konusunda Tanrı’ya karşı sorumlu olduğunu kabul etti: “Eyub . . . yakılan takdimeler arzederdi; çünkü Eyub derdi: Belki oğullarım suç işlemişler, ve yüreklerinden Allaha lânet etmişlerdir.” (Eyub 1:5) Yanlış bir davranışta bulunmayı kasten düşünmek bile Yehova’nın gözünde günah sayılabilir.—Çıkış 20:17 ile karşılaştırın.
Gerçek Düşünce Özgürlüğü
Mukaddes Kitap, İsa’nın her takipçisini “her fikri Mesih itaatine esir” etmeyi hedef edinmeye teşvik ediyor. (II. Korintoslular 10:5) Buna, dinsel liderlerin koyduğu kısıtlamalarla değil, birey olarak hem zaptınefs hem de Yehova ile O’nun prensiplerine karşı sevgi ve anlayış göstermek yoluyla erişilebilir. Bu hedefe erişmekle, düşünce özgürlüğü gerçek olur; bu, sadece Tanrısal standartlarla sınırlandırılmış olan ve düşüncelerimizle bile Tanrı’yı memnun ettiğimizin bilincinde olmanın sevinciyle artan bir özgürlüktür.
[Sayfa 20’deki resim tanıtım notu]
Bildersaal deutscher Geschichte adlı kitaptan