Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • g93 Kasım s. 28-29
  • Dünyaya Bakış

Bu kısım için bir video yok.

Üzgünüz, video yüklenirken bir hata oluştu.

  • Dünyaya Bakış
  • Uyanış!—1993
  • Altbaşlıklar
  • AIDS Kontrolden Çıktı Mı?
  • Jogging Vücudu Zorluyor
  • Asya’da Çocuk Fuhşunda Patlama
  • Satılık Kiliseler
  • Karmaşık Yapı Nereden Kaynaklanıyor?
  • Egzersiz ve Yaş
  • Hayati Önem Taşıyan Ay
  • Kalbiniz İçin Biraz Şarap
  • Su Hayat Verir
  • Salmonella Artıyor
  • Babalar Da Suçlu
Uyanış!—1993
g93 Kasım s. 28-29

Dünyaya Bakış

AIDS Kontrolden Çıktı Mı?

AIDS’in dünya çapındaki yayılışı artık kontrolden çıktı mı? Olabilir; Birleşik Devletler’de Harvard Üniversitesindeki Global Aids Policy Coalition tarafından yayımlanan 1.000 sayfalık bir rapor böyle cevap veriyor. The Guardian Weekly gazetesine göre, bu rapor, hiçbir milletin AIDS’in yayılışını durduramadığını ve bu hastalığın şiddetinin Avrupa’da zayıfladığını iddia edenlerin yanılmış olabileceğini söylüyor. Şöyle devam ediyor: “HIV/Aids pandemisi yeni ve daha tehlikeli bir aşamaya girmektedir. Toplu tehdit arttıkça, kayıtsızlıkla birlikte ısrarlı inkârın arttığını ve ayrımcı önyargıların hortladığını gösteren işaretler var.”

Jogging Vücudu Zorluyor

Jogging, vücudun eklemlerini bisiklete binmekten on kat daha fazla zorluyor. Almanya’nın Berlin şehrindeki Ortopedik Üniversite Kliniğinin yaptığı bir araştırma bu sonucu ortaya koydu. Söz konusu üniversitedeki bilim adamları, bu amaçla özel olarak tasarlanıp geliştirilmiş yapay bir kalçayı ilk kez kullanarak, çeşitli etkinlikler sırasında her bir eklemin nasıl zorlandığını ölçmeyi başardılar. Süddeutsche Zeitung şöyle yazıyor: “Jogging yapanların kiriş ve eklemlerini bisikletçilerden daha fazla zorladıkları genellikle kabul edildiği halde, böylesine büyük bir farklılığı görmek araştırmacıları bile şaşırttı.”

Asya’da Çocuk Fuhşunda Patlama

“On yaşında küçük bir yetişkinsindir, yirmiye geldiğinde yaşlı bir kadın olursun, otuzunda ise ölürsün.” National Geographic Traveler dergisine göre, bu deyim Tayland’ın Bangkok kentindeki çocuk fahişeler için sık sık kullanılmaktadır. Asya’da, birçoğu on yaşından küçük, yaklaşık bir milyon çocuk fahişe vardır. Derginin söylediğine göre, patlama halindeki bu yasadışı endüstriyi besleyen, turizmdir. Avustralya, Japonya, Birleşik Devletler ve Batı Avrupa’da bulunan birçok pedofil örgüt (çocuklarla cinsel ilişkinin ticaretiyle uğraşan örgütler) Asya ülkelerine “seks turları” düzenliyor. Londra’nın The Times gazetesi, kısa zaman önce her yıl Nepal dağlarından 5.000 kadar kızın Hindistan’ın Bombay kentindeki genelevlerde fahişe olarak çalıştırılmak üzere ‘toplatıldığını’ yazdı. Şu anda orada bulunan yaklaşık 200.000 kızın aşağı yukarı yarısına AIDS’e neden olan HIV virüsü bulaşmıştır. Son derece iyi organize edilmiş bu ticaret, Batı Avrupa ile Birleşik Devletler’e bile kız çocukları ihraç ediyor.

Satılık Kiliseler

İtalya’daki Roma Katolik Kilisesi tam olarak kaç tane dinsel binaya sahip olduğunu bilmiyor, ancak bir şey kesin: Hepsine bakamıyor. Yavaş yavaş çürüyen, terk edilmiş kilise binalarının sayısı gün geçtikçe artıyor. Bu nedenle, İtalyan Kilisesi Kültürel Mirası Kurumunun başkanı olan Pietro Antonio Garlato’nun söylediğine göre, kilise artık dinsel amaçlarla kullanılmayan bazı binaları satma konusunu değerlendiriyor. Kaç kilise satılığa çıkarılacak? Piskoposun Il Messagero dergisinde açıkladığına göre, “kaba bir ön tahmin,” İtalya’daki 95.000’den fazla kilisenin “yüzde 10’u gibi bir rakam gösteriyor.”

Karmaşık Yapı Nereden Kaynaklanıyor?

Birçok evrimci, geçmişte yaşayan canlıların basit olduklarını, ama çağlar boyunca doğal seçmeyle gitgide daha karmaşık bir yapıya itildiklerini varsayıyor. Yakın zamanda yapılan araştırmalar daha karmaşık bir yapıya yönelen böyle bir dürtünün varlığını gösteremedi. Paleobiyolog Dr. Dan McShea çeşitli memeli hayvanların fosilleşmiş belkemiklerini inceledi; başka bir araştırma yumuşakça fosilleri üzerinde odaklandı. İkisi de daha karmaşık bir yapıya yönelen evrimsel bir dürtünün varlığını kanıtlayamadı. Daha karmaşık bir yapının artakalmak açısından yarar sağladığı da gösterilemedi. The New York Times’a göre, uzmanlar, bu bulguların “böyle eğilimler doğrultusunda düşünmeye alışık birçok biyolog için sürpriz olacağını” söylüyor. Times’ın söylediği gibi: “Dr. McShea’ye göre, karmaşık yapıya yönelen dürtüler kavramı, herhangi bir biyolojik gerçekten çok, evrimde bir tür ilerleme görmek isteyen bilim adamlarının arzularını yansıtabilir.”

Egzersiz ve Yaş

Egzersize başlamak için zaman çok geç olabilir mi? Yakın zamanda Birleşik Devletler’in doğusunda yapılan bir incelemeye göre, bunun cevabı hayırdır. 10.000’den fazla erkeği kapsayan bir araştırma, onların “orta derecede kuvvetli” egzersizler yapmaya hangi yaşta başlamış olurlarsa olsunlar, ortalama ömürlerinin uzadığını ortaya çıkardı. Egzersize başladıklarında 45 ila 54 yaşları arasında olanlar, ortalama ömürleri on ay kadar uzadığından en çok yarar görenlerdir. 65-75 yaş grubunun ömürleri altı ay ve 75-84 yaş grubununki iki ay uzadı. Araştırmayı yöneten Dr. Ralph S. Paffenbarger bunların ortalama sayılar olduğunu vurguluyor; dolayısıyla bazı kişiler, başkalarına oranla daha çok yarar gördü. Egzersizlerin en büyük faydasının kalp krizlerinin önlenmesi olduğu görülüyor. Ayrıca, egzersiz yapanlar başka nedenlerden ölme riskini de azalttılar.

Hayati Önem Taşıyan Ay

Yer gezegenini hayat için eşsiz biçimde uygun kılan etkenlerin listesine astronomlar başka bir etken eklemek zorunda kalabilir: Ay. Uydumuz olan bu gökcismi gece gökleri süsleyen bir ışık vermek ve gelgit olayını yaratmaktan çok daha fazlasını yapıyor. Fransız astronomlar tarafından bilgisayarla yapılan araştırmalara göre, Ay aynı zamanda dünyanın eğikliğinin, yani dönme ekseninin eğiklik derecesinin ayarlanmasında bir rol oynuyor. Böylesine büyük bir uydusu olmayan Mars’ın eğikliğinin çağlar boyunca 10 ila 50 derecelik sapma gösterdiği anlaşılıyor. Bu değişkenlik herhalde kutupları eritip yeniden dondurarak felaket getiren iklim değişikliklerine yol açmıştır. Bilgisayarlı araştırmalar, Ayın engelleyici etkisi olmasaydı, Yer’in eğikliğinin 85 derece kadar sapma gösterebileceği sonucunu ortaya koydu. Böylece Fransız astronomlar şu sonuca vardı: “Ay, Yer’in muhtemel bir iklim düzenleyicisi olarak görülebilir.”

Kalbiniz İçin Biraz Şarap

Kırmızı şarabın ölçülü tüketimi kalp krizi riskini azaltabilir. Bilim adamları uzun zamandan beri “Fransız Paradoksu” diye bilinen olay üzerinde düşünüp hayret ediyorlar. Ortalama bir Fransız’ın yemeklerinde kardiyo-vasküler sorunlarına katkıda bulunan doymuş yağlar az kullanılmadığı halde, Fransızlar sanayileşmiş Batı dünyasında koroner kalp hastalıklarıyla ilgili en düşük ölüm oranlarından birine sahiptir. İngiltere’nin The Lancet adlı tıp dergisinde yayımlanan raporlara değinen Paris çıkışlı Le Figaro gazetesine göre, bilim adamları, Fransızların genelde yemekleriyle birlikte içtikleri kırmızı şarabın bununla bağlantısı olabileceğine inanıyor. Kırmızı şarapta bulunan fenoller denen asitli bileşenlerin, ‘kötü’ kolesterolün (LDL) damarları kalp krizlerine yol açan yağlı tortularla tıkamasını engellediği kanıtlanmıştır. Le Figaro ayrıca, söz konusu fenollerin şarabın alkol sayılmayan bileşenleri olduğunu ve günde yarım litreden fazla şarap içilirse alkolün yarardan çok zarar vereceğini söylüyor.

Su Hayat Verir

Brezilya’da çıkan Claudia dergisi, bir kişinin su içmediği takdirde 48 saat içinde ölebileceğini söylüyor. Bilginler suyun, insan vücudunun ağırlığının yüzde 70 ila 80’ini oluşturduğunu tahmin ediyor. Su en çok hücrelerde bulunuyor. Küçük bir yüzdesi ise dokularda hücrelerin arasını dolduran sıvılardadır. Dolayısıyla, su olmadan normal biyokimyasal tepkimeler meydana gelemez. Ayrıca, Claudia dergisine göre, su eksikliği eklemlere ciddi zararlar verebilir ve kanın koyulaşmasına neden olabilir, bu da kalbe istenmeyen bir yük verir; böbrekler toksin dolu sıvıyı süzmeye çalışırken yorularak bitkin hale gelip rahatsızlanır. Doktorlar günde iki, üç litre su içilmesini tavsiye ediyor.

Salmonella Artıyor

Aylık Kosmos dergisinin verdiği bir habere göre, “Almanya’da her yıl 60.000 ila 100.000 Salmonella enfeksiyonu görülüyor, bunlardan hiç değilse 200’ü ölümle bitiyor.” Bu rakamları veren Frankfurt’taki Georg-Speyer-Haus Kemoterapi Araştırma Enstitüsünden Profesör Hans-Dieter Brede idi. Bu hastalık geçen yıllarda, özellikle hayvanların tutulduğu veya etlerinin kesilip işlem gördüğü yerlerin sağlıklı koşullarda olmayışından artmıştır. Hastalığın yaygın bir nedeni, salmonella taşıyan iyi pişmemiş yumurta veya tavuklardır. Dergi şöyle açıkladı: “Salmonella [bakterileri] 70 santigrat derecenin altında olmayan bir sıcaklıkta ölür.”

Babalar Da Suçlu

Uzun zamandan beri hamile kadınlara, bebeklerinin sakat doğmasına neden olabilen alkol ve sigaradan uzak durmaları ve sağlıklı beslenmeleri söylenmektedir. U.S. News & World Report’a göre “Şimdi ise, benzer uyarılar baba adaylarına da yapılıyor.” “Yeni araştırmalar gösteriyor ki, erkeklerin kimyasal etkenlere maruz kalması onların sadece baba olma kabiliyetini değil, aynı zamanda doğacak olan çocukların ilerdeki sağlığını da etkilemektedir.” Kanıtlar, erkeklerin “karılarındaki düşüklere ve çocuklarında görülen çeşitli sakatlıklar, kanserler ve yavaş gelişme gibi bozukluklara, daha önceleri fark edildiğinden çok daha fazla katkıda bulunduklarını” gösteriyor. Şimdi ilaçların ve (sigara içerken oluşan yan ürünler dahil) kimyasal maddelerin, ayrıca sebze ve C vitaminli meyveler içermeyen gıda rejimlerinin sperme zarar verdiği anlaşılıyor. Toksikolog [zehirbilimcisi] Devra Lee Davis şunları söyledi: “Oldukça uzun bir zaman sadece annenin rolüne bakılmıştır. Sağlıklı bir bebeğin doğmasında babanın rolü şimdiye kadar yeterince önemsenmemiştir.”

    Türkçe Yayınlar (1974-2027)
    Oturumu Kapat
    Oturum Aç
    • Türkçe
    • Paylaş
    • Tercihler
    • Copyright © 2026 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
    • Kullanım Şartları
    • Gizlilik İlkesi
    • Gizlilik İlkesi
    • JW.ORG
    • Oturum Aç
    Paylaş