Dünyaya Bakış
Katliam Devam Ediyor
JAMA’ya (Amerikan Tıp Kurumu Dergisi) göre I. Dünya Savaşı boyunca savaş yüzünden öldürülenlerin ancak yüzde 19’unun sivil olduğu tahmin ediliyor. II. Dünya Savaşında savaş yüzünden öldürülenlerin hemen hemen yüzde 50’si sivildi. O zamandan beri dünya çapında yaklaşık 150 savaş yapılmıştır. JAMA’ya göre, “öldürülen 20 milyon ve yaralanan 60 milyon kişinin yüzde 80’inden fazlasının, birçoğu çocuk olmak üzere sivil olduğu tahmin ediliyor. Sadece son on yılda savaş yüzünden yaklaşık 1,5 milyon çocuk öldürülmüş ve 4 milyonu yaralanmıştır.”
Kediler ve Kuşlar
Araştırmacılar, sadece ABD’nin Wisconsin eyaletinde ev kedilerinin yılda 19 milyondan fazla kuşu öldürebildiğini tahmin etmektedir. Britanya’da yapılan bir inceleme, 5 milyon ev kedisinin yılda yaklaşık 20 milyon kuşu öldürdüğünü göstermektedir. Avustralya’da Sherbrooke Shire kenti görevlileri, ender rastlanan kuşların öldürülmesini önlemek amacıyla, ihlali durumunda 100 dolar para cezası uygulayarak, şehir sakinlerinin ev hayvanlarını geceleyin evde tutmalarını talep etti. Amerika Birleşik Devletlerinde her gün aşağı yukarı 35.000 kedi doğmaktadır. Ama National Wildlife dergisinin bildirdiği gibi, “Wisconsin araştırması kedi sahiplerinin yüzde 94’ünün mülklerinde ötücü kuşlar ve yüzde 83’ünün av kuşları istediği halde, sadece yüzde 42’sinin bu yabani türlerin korunması amacıyla kedi sayısını azaltmaya istekli olduğunu ortaya koydu.
“Spor ve Sağlık”
Uzmanlar, kişinin vücudunu alışık olmadığı yüksek bir performans düzeyine zorlamasının hastalıklara yol açtığı uyarısında bulunuyor. The European gazetesi şöyle haber verdi: “Tıp bilginlerinin yaptığı araştırmalara göre, kendi dallarında zirvede olan atletler, soğuk algınlığı, boğaz ağrısı ve uçuk gibi viral enfeksiyonlara başka kişilerden çok daha açıktırlar.” Alman Olimpiyat takımının tıbbi danışmanı olan Klaus Braumann böyle 481 Alman atletiyle söyleşi yaptı. Süddeutche Zeitung gazetesine göre, Braumann onların “arasında dudak uçuklarından [herpes simplex] çekenlerin oranının ülke genelinin dört katı daha fazla olduğunu buldu.” Yapılan tahminlere göre, Almanya’da nüfusun aşağı yukarı yüzde 10’unda bu kabarcıklar ara sıra gözüktüğü halde, zirvedeki atletler arasında bu oran yüzde 50’ye çıkıyor. Spor tıbbında bir uzman olan Heinz Liesen şöyle dedi: “Belirli bir sınırı aşan her fiziksel efor bağışıklık sistemini zayıflatabilir.”
Hastalardan Korku
The New York Times gazetesine göre, hastalarından hastalık kapma korkusu sağlık alanında çalışanların davranışlarını ciddi biçimde etkileyebilir. Birçok doktor hastalara tedavi uygularken derilerini tıbbi aletlerle kazaen delmek ya da kesmek yoluyla hepatite veya AIDS’e yakalanmaktan korkmaktadır. Bu korkunun yersiz olmadığı anlaşılmaktadır. New York şehrindeki bir hastanede yapılan araştırmaya göre, veremli hastaları düzenli olarak tedavi eden doktorların yaklaşık yüzde 60’ı bu hastalığa kendisi de yakalanmış bulunuyor. Ayrıca her yıl yaklaşık 12.000 sağlık görevlisi hastalarından hepatit kapmaktadır. AIDS salgınının başlamasından beri Birleşik Devletlerde yaklaşık 47 sağlık görevlisi hastalarından bu hastalığı kapmıştır.
Astım Ölümleri Artıyor
Süddeutsche Zeitung gazetesine göre, Almanya’da “astım krizinden ölenlerin sayısı dramatik biçimde artmıştır.” Alman Solunum Yolları Derneği’ne göre 1991’de bu ülkede solunum hastalıkları sonucunda 5.000’den fazla kişi öldü. 1970’lerin ortasında aynı rakam yılda aşağı yukarı 2.000 idi. Almanya’da oturanların yaklaşık olarak 20 milyonu alerjilerden, üçte biri solunum alerjilerinden çekmektedir.
Baskı Altında Bulunan Çocuklar
Tokyo’da yayımlanan Asahi Şimbun gazetesine göre, Japon şehirlerde yaşayan çocuklar fiziksel açıdan hasta olacak derecede baskı altında bulunuyorlar. Okulda bir gün geçirdikten sonra çocuklar akşamın geç saatlerine kadar hazırlık sınıflarına katılıyorlar. Lise ve üniversiteye giriş sınavlarında rekabet yüzünden baskı artmaktadır. Gazetenin haberine göre, ilk okuldaki erkek çocukların yüzde 37’si yorgunluğu yenmek için “tıbbi kuvvet içecekleri”ni kullanıyor ve yüzde 20’den fazlası omuz tutulması, uykusuzluk veya baş dönmesi çekiyor.
Katoliklerin “Yeniden” İncili Vaaz Etmesi
New York Newsday gazetesine göre, Roma Katolik Kilisesi incili vaaz etme işine yeniden önem veriyor. Kilise görevlileri göçmen Katoliklerin büyük sayılarda başka dinsel gruplara kaydolmasından kaygı duyuyorlar. Dolayısıyla, papa II. John Paul “incilin yeniden vaaz edilmesi” çağrısında bulundu ve sırf bu amaçla, İncil Vaazı 2000 adlı yeni bir örgüt kurdu. Newsday şöyle haber veriyor: “Bu stratejiler, normal olarak Yehova’nın Şahitleri ve başka Hıristiyan gruplarında görülen incili kapıdan kapıya vaaz etme yöntemini de kapsıyor.”
“Sineksiz Kent”
Çin’in Beijing kenti sakinleri karasineklere karşı topyekûn savaş ilan etti. Bu haberi veren International Herald Tribune gazetesinde, kıdemli bir sağlık görevlisi şöyle dedi: “Hedefimiz sineksiz bir kent yaratmaksa da, sadece sinek öldürmeyeceğiz. Temiz kentler yaratmak istiyoruz.” Bir “kitleleri harekete geçirme” kampanyasında yurttaşlar kampanyayı duyuran dövizler hazırladı ve iki milyon el ilanı dağıttı. Bunun ardından gelen özel “hücum haftası”nda kent belediyesi yaklaşık 15 ton böcek ilacı ve 200.000 sineklik dağıttı. Ertesi ay, başka bir hücum haftasında yaşlılar ve genç çocuklardan oluşan 1.000 ekip sineklere karşı 8.000 kilo zehirle savaştı. Haziranda Beijing’in bazı bölgelerinde sinek nüfusunun yoğunluğu bir odada 33’e kadar varmaktaydı. Hedef yoğunluk düzeyini 100 odada iki sineğe indirmektir.
Eski Mısır’da Uyuşturucular
Frankfurter Allgemeine Zeitung, “[Almanya’daki] Münich ve Ulm Üniversitelerinden bilginler, Mısır mumyalarında haşhaş, kokain ve nikotin izlerine rastladılar,” diyor. Araştırmacılar, MÖ 1070 ile 395 tarihleri arasına ait olduğu saptanan birkaç mumyadan alınan kemik, saç ve doku örneklerini incelediler. Bu bilimsel bulgular bize eski Mısır’daki hayat hakkında ne anlatır? Gazete şöyle diyor: “Mısırlılar, ağlayan çocukları yatıştırmak için bile açıkça uyuşturucular kullandılar.” Bilginler bunu nasıl bilebiliyor? Bir papirüs, kuvvetli bir yatıştırıcı olarak sinek dışkısıyla haşhaş tohumlarının bir karışımını tarif ediyor.
Şiddet Filmlerinin Etkisi
Brezilya’daki Veja dergisi tarafından yapılan bir söyleşide film yönetmeni Steven Spielberg’e eğlencelerdeki şiddetin seyircileri nasıl etkileyebileceği soruldu. Spielberg şöyle dedi: “Şiddeti filmlerde veya TV programlarında seyretmek, gördüklerini örnek almak bakımından seyircileri, onu canlı olarak veya TV haberlerinde görmekten çok daha fazla uyarıyor. Filmlerde şiddet mükemmel ışıklandırma eşliğinde, pek gösterişli sahnelerle yavaş yavaş çekilir ve böylece romantik bile kılınır. Oysa haberlerde şiddet, filmlerde var olmayan nedenlerle sunulur ve halk bunun ne kadar dehşetli olabileceğini daha iyi kavrar.” Spielberg, çok kanlı ve şiddetli olduğundan kendi iyi bilinen filmlerinden bazılarını (Jaws, Indiana Jones dizisi) küçük oğlunun seyretmesine şimdiye kadar izin vermediğini sözlerine ekledi.
Ay Çekimi
Yerin okyanuslarının gelgit olaylarına ayın neden olduğu çoktandır bilinmektedir. Bununla beraber, Fransız Terre Sauvage dergisinin yazdığı gibi, CNRS (Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi)’nin bilim adamları şimdi ayın, yerin kara yüzeyleri üzerinde benzer bir etkisi olduğunu doğrulamaktadır. Araştırmacılar, yeryüzünün 1.000 metre altındaki kapanmış bir mağarada bir tuzlu su havuzuna konulan sonda aracılığıyla mağaranın iç kısmının her 12 saatte bir kabarıp indiğini gözleyebildiler. Mağaranın duvarlarının çok az genişleyip büzülmesinden kaynaklanan bu devinim ayın yer etrafındaki dönüşüne uymakta ve Terre Sauvage’ın “şaşırtıcı yeraltı solunumu” olarak adlandırdığı olayın kaynağı olduğunu kanıtlamaktadır.
Araç Tutmasının Nedeni
İnsanların çoğu hayatlarının belirli bir noktasında deniz veya araba tutmasını yaşamıştır. Yolculuk yapan milyonlarca kişi bu rahatsızlığı düzenli olarak geçirmektedir. Bilim adamları şimdi bu tipik bulantıya neyin yol açtığını anladıklarını düşünüyorlar. Sorun, gözle iletilen mesajın iç kulaktan gelen bilgilerle uyuşmadığı beyinde yatmaktadır. Örneğin, iç kulak, sallanan bir gemide vücudun hareketini fark eder; oysa göz, vücudun gemiyle birlikte hareket etmesi nedeniyle sabit bir manzarayı görür. Beyne iletilen karşıt mesajlar, stresle bağlantılı hormonların salgılamasına ve mide kaslarındaki elektrik impulslarının artmasına neden olur ve zamanla bu ikisi mide bulantısı ve kusmaya yol açar. Araç tutmasını önleme yöntemlerinden bazıları yola çıkmadan önce nişastalı, az yağlı hafif bir yemek yemek; gözlerin iç kulağın hissettiklerini görmesi için bir arabadayken yolun virajlarını izlemek veya gemideyken ufuğa bakmak; baş ve vücut hareketlerini en aza indirmek; ve aklı başka şeylerle meşgul etmektir.
Yanardağ Gezegenimizi Soğutmakta
Filipinler’deki Pinatubo yanardağı 1991’de patladığı zaman bilim adamları bunun sonucu olarak gezegenimizin biraz daha soğuk olacağı tahmininde bulundular. Anlaşıldığı gibi haklıydılar. Söz konusu yanardağ stratosfere aşağı yukarı 20 milyon ton kükürt dioksit gazı püskürttü. Sülfürik asit damlacıklarından oluşan geniş bir bulut meydana getiren gaz birkaç hafta içinde yüksekteki, hızlı hava akımları tarafından küre çapında yayıldı. Damlacıklar dağılmakta ve güneş ışınlarının bazılarını engellemekte ve sonuç olarak aşağıda yeryüzünde ısı düşmektedir. Science News dergisine göre, kuzey yarıkürenin bazı kısımlarında yanardağın patlamasından beri ortalama sıcaklıkta yaklaşık 1 derece düşüş görülmüştür. Bununla beraber, bu sonuç geçicidir ve küresel ısınmaya karşı çare olarak görülmemelidir. Bir iklim uzmanının tahminine göre bu volkanik soğuma 1994’te etkisini yitirecektir.