Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • g93 Nisan s. 30-31
  • Dünyaya Bakış

Bu kısım için bir video yok.

Üzgünüz, video yüklenirken bir hata oluştu.

  • Dünyaya Bakış
  • Uyanış!—1993
  • Altbaşlıklar
  • Hoşgörüsüz Komşular
  • Japonya’da Alkolden Ölümler
  • Sigara ve Kırık Kemikler
  • Nesli Tükenme Tehlikesinde Olan Kuşlar
  • Bebeklere Yapılan Masajın Yararları
  • Boğulmakta Olan Bir Göl
  • Beyin Alıştırmaları
  • Azalan Ürün Çeşitliliği
  • Uyuşturucu Maddelerin En Öldürücüsü
  • Daha Uzun Yaşam Süresi Bir Nimet Mi?
  • Enflasyon Ahlakı Yozlaştırıyor
Uyanış!—1993
g93 Nisan s. 30-31

Dünyaya Bakış

Hoşgörüsüz Komşular

Yakın çevrenizde oturmalarını en az tercih edeceğiniz insanlar kimlerdir? Avrupa Değerler Sistemini Araştırma Grubu, yaygın korku ve önyargıları saptamak amacıyla 14 ülkedeki 20.000 kişiye bu soruyu sordu. The European gazetesine göre, Portekiz en az hoşgörülü ülke olma özelliğini taşırken, “büyük farkla en hoşgörülü millet Danimarkalılar.” AIDS’li komşulara gelince, en fazla düşmanlığı İtalya, İspanya ve İrlanda gibi çoğunluğu Katolik olan ülkelerdeki insanlar gösterdiler, oysa Belçika’lılar daha çok ırksal ve dinsel hoşgörüsüzlüğü ortaya koydular. Almanlar komşu olarak siyasal radikallere karşıydılar. Hoşgörüsüzlük konusunda erkekle kadın arasında az fark vardı. Ama bütün ülkelerde şu etkenin hoşgörüsüzlükle bağlantılı olduğu görüldü: Yaş. Genel olarak yaşlılar, komşu olarak istedikleri kişilerle ilgili daha seçiciydiler.

Japonya’da Alkolden Ölümler

The Daily Yomiuri gazetesi son zamanlarda Japonya’da görülen akut alkol zehirlenmesi vakalarının sayısının çarpıcı şekilde arttığını söylüyor. Buna katkısı olan etkenlerden biri: ikkinomi veya “fon dip,” yani, alkollü içkiyi ara vermeden içip bitirme alışkanlığının canlanmasıdır. Bu sık sık, içenleri bu yönde teşvik eden bir seyirci kitlesinin baskısı, hatta zoruyla olmaktadır. Bu alışkanlığın modası biraz geçmiş görünmesine karşın, geçen yıl yeniden canlandı. Toho Üniversitesinin tıp okulunda doçent olan Miyako Omoto, bir kimseyi bir içkiyi ara vermeden içip bitirmeye zorlamayı onu öldürmeye girişmekle eşit tutar. Kendisi şöyle dedi: “‛Fon dip’ tehlikelidir, çünkü kişi vücudu bir uyarı sinyali vermeye başlamadan önce vücudunun başa çıkabileceğinden daha fazla alkol tüketir.” Tokyo İtfaiye Dairesine göre, 1991’de 9.122 kişinin akut alkol zehirlemesiyle hastaneye kaldırılması gerektiğiydi. Bu, önceki yıla oranla yüzde 8 bir artış demekti. Bu kişilerden altısı öldü.

Sigara ve Kırık Kemikler

Brezilya’da çıkan Folha de S. Paulo gazetesi “ortopedistlerin bile hastalarına sigara içmekten vazgeçmelerini tembih ettiği günlere gelindi” diye yazıyor. Kemikleri kırık olan 29 kişiyle ilgili yapılan bir inceleme, tütün dumanından gelen nikotinin sigara tiryakilerinin kan damarlarını sertleştirdiğini ortaya koydu. Buna karşıt olarak sigara içmeyenlerin ve iki yıldan az sigara içenlerin damarları daha iyi büzülebilir ve genişleyebilirlerdi; bu durum kırıkların daha çabuk iyileşmesine yardımcıdır. Sigara içmeyenlerin kırıkları uzun zamandır sigara içenlerinkilere oranla ortalama olarak yüzde 28 daha çabuk iyileşti. Ayrıca sigara içerken solunan karbon monoksit oksijen akımını azalttığından, kırık kemikler daha az besin alıyor.

Nesli Tükenme Tehlikesinde Olan Kuşlar

Alman Doğayı Koruma Kurumu’nun iddiasına göre, Almanya’da üreyen 273 kuş türünden 166’sının nesli tükenme tehlikesi içindedir. Bunun nedenleri arasında yol yapımı, endüstri, yoğun tarımcılık ve turizm amacıyla boş arazilere yapılan saldırılar sayılmaktadır. Frankfurter Allgemeine Zeitung’a göre, Almanya’da birçok göl, ırmak ve sulak yer korunmuş bölge ilan edildiği halde, bu önlemler, siyah kanatlı deniz kırlangıcı, cüce balaban ve beyaz kartal gibi türlere yardımcı olmaya yeterli değildir. Kuşların, Afrika gibi yerlerde buldukları kışlık sığınaklar da korunmadıkça, üreme bölgelerinin korunması fazla yararlı görülmemektedir. Böylece, gazete şunları söylüyor: “Birçok durumda, korunma sadece uluslararası işbirliği yapıldığında iyi sonuç verebilmektedir.”

Bebeklere Yapılan Masajın Yararları

Stress & Health Report dergisine göre, “önsezgi ve kişisel tecrübe insana kişilerin birbirine dokunmasının sağlıklı olduğunu söyler.” Bu ilke vaktinden önce doğan bir grup bebeğin bakımında uygulandı; Kaliforniya Enloe Hastanesi tarafından yayımlanan haber bülteninde böyle bebeklerin 40’ı üzerinde yapılan bir bilimsel araştırma aktarıldı. Onlardan yirmisine günde üç defa 15 dakika süreyle hafifçe masaj yapıldı. Vaktinden önce doğan diğer yirmi bebek normal bir bakım gördü. Masaj yapılan 20 bebek, diğer yirmisinden birçok yönden daha iyi durumdaydı. Onların günlük ağırlık kazanımı yüzde 47 daha fazla ve davranış testlerindeki puanları daha yüksekti; ayrıca daha faal ve uyanık oldukları görüldü. Stress & Health Report şu sonuca vardı: “Çok küçük bebekler için iyi olan herhalde hepimiz için iyidir.”

Boğulmakta Olan Bir Göl

Bazı bilim adamlarına göre, dünyanın ikinci en büyük taze su gölü olan Afrika’daki harikulade Victoria Gölü oksijensizlik yüzünden acı bir ölümle karşı karşıyadır. Anlaşıldığına göre, gölün dibinde bollaşan yosunlar suyu oksijenden yoksun bırakıyor. Bunun nedeni nedir? Özetle ormanları kesen, çiftçilik yapan ve fazlasıyla çoğalan insan. Toprakların aşınması, lağım pislikleri ve yakılan odunların dumanından kaynaklanan yüksek miktarlardaki besinler yosunlara gıda olmaktadır. Ayrıca, görevliler yaklaşık 30 yıl önce Nil levreğini getirerek balıkçılık sanayiini geliştirmeye karar verdiler. Bu balıklar bollaştı ve balıkçılık ticareti planlandığı gibi gelişti. Bununla beraber, Nil levrekleri yosunlardan beslenerek dengeyi koruyan küçük balıkları yedi. Böylece balık türlerinin yarısından fazlası yok olmuştur. Şimdi fazla balık tutulması ve oksijen yokluğu yüzünden levrek de ortadan kalkabilir. Yaklaşık 30 milyon kişinin geçimi Victoria gölünün balıkçılık ticaretine bağlıdır.

Beyin Alıştırmaları

“Sağlıklı Beyinler”. Finlandiya’ da beynin kullanılmasını vurgulayan bir kampanya bu adı taşıyordu. Temel ilkesi basittir. Beynimizi ne kadar kullanırsak—düşünerek, tasarlayarak, yeni şeyler öğrenerek—o kadar iyi çalışmaktadır. Kampanyada proje yöneticisi olarak çalışan beyin araştırmacısı ve hastane yönetmeni Juhani Juntunen şunu vurgulamaktadır: “Beynimiz sorunları çözmek üzere sonsuz bir potansiyele sahiptir, ama ne yazık ki insan ortalama olarak beyninin kapasitesinin sadece yüzde 10’unu kullanmaktadır. Beyninizi formda tutun, yeni şeyler öğrenin; kullanmanıza hazır daha büyük bir kapasite bulacaksınız.” Kendisi, birçoklarının gençlik dönemini fazla önemseyerek yaşlı kişilerin beyin kapasitesine az değer vermesini rahatsız edici buluyor, çünkü kanısınca daha yaşlı beyinler belirli yönlerde daha genç olanlara oranla daha iyi çalışmaktadır. Juntunen şöyle diyor: “Deneyimli olanların yüksek mevkilerde bulunmaları rastlantı değildir. Beyin, işlevi zamanla bozulan bir alet olabilir, ama yaşlılar onu gençlerden daha maharetli bir şekilde kullanmaktadırlar.”

Azalan Ürün Çeşitliliği

Brezilya’da çıkan Superinteressante’ye göre, İspanya’da birkaç kavun türü ve Orta Asya’da soğan türleri yok olmaktadır; Brezilya’da ise şeker kamışı ve mısırın bazı türleri zaten yok olmuştur. Dergide B.M. Gıda ve Tarım Örgütünün genel müdürü Edouard Saouma’ nın şu sözleri aktarılıyor: “Hata endüstride ve tüketicidedir, çünkü onlar hep aynı ürünleri tercih ediyorlar.” Dergi şunları ekliyor: “Çiftçiler pazarı doyurmak istedikleri için, türlerin azalması her geçen gün daha belirgin olmaktadır.” Saouma’nın uyardığı gibi, böyle bir standartlaşma yüzünden insanlık gelecek onyıllarda 40.000 sebze türünü yitirebilir. Bilim adamları, biyolojik çeşitlilik olmadan hasatların türleri mahveden hastalıklara daha savunmasız olacağından korkmaktadırlar.

Uyuşturucu Maddelerin En Öldürücüsü

Study of Smoking Behaviour and Policy Enstitüsünün eski müdürü Thomas C. Schelling Sigara uyuşturuculardan sadece en çok bağımlılık yapanı değil, aynı zamanda “büyük farkla en öldürücü” olanıdır, diyor. Kendisinin 24 Ocak 1992 tarihli Science dergisinde söylediği gibi, sigarayı bırakmak zordur. İki yıl veya daha uzun bir zaman için sigarayı bırakmanın başarı oranı 5 girişimde birdir. Bu neden o kadar zordur? Schelling şu nedenleri sıralıyor: “Sigara ucuzdur, kolay elde edilebilir, taşınabilir ve depolanabilir; yetilerimizden hiçbirini bozmaz; ve içmek için gereçlere ihtiyaç yoktur.” Şunları ekliyor: “Zararlar yavaş ortaya çıkmaktadır. Sigara yüzünden kanser ve akciğer ile kalp hastalıklarına yakalananlar, belirtiler görülene kadar tipik olarak 30 yıl veya daha uzun bir zaman boyunca sigara içenlerdir.” Schelling, sigara dumanındaki başlıca uyuşturucu madde nikotin olduğu halde, tütün dumanının tadının da, sigara içmenin kişide oluşturduğu düşkünlüğe katkıda bulunduğunu sanıyor. Bu alışkanlığın depreşme oranı neden o kadar yüksek? Schelling şöyle diyor: “Sigarayı bırakmış olanların çoğu ender olarak kendilerine en yakın sigaradan 5 dakikadan daha uzaktırlar ve içme arzusuna teslim olmak için en ufak kontrol kaybı yeterlidir.”

Daha Uzun Yaşam Süresi Bir Nimet Mi?

Tıp bilimi geçen yıllarda insanın ortalama ömür uzunluğunu biraz uzatabildiyse de, WHO’nun (Dünya Sağlık Örgütü) genel müdürü Dr. Hiroşi Nakajima’nın kabul ettiği gibi, “dünya nüfusunun sağlığı ve yaşamının kalitesi daha iyi olmaktan çok uzaktır.” Paris’te yayımlanan Le Figaro gazetesiyle yapılan bir söyleşide Dr. Nakajima şöyle dedi: “Aldığımız bilgilere göre, özellikle yaşlılar arasında, hasta veya sakat olanların sayısı artmış bile olabilir.” Küresel olarak ortalama ömür uzunluğu şimdi 65 yıldır. Bu rakam gelişmiş ülkelerde 76 iken, gelişen ülkelerde 62 ve dünyanın en az gelişmiş bölgelerinde sadece 50’dir. Gelecek beş yıl boyunca WHO ortalama ömür uzunluğunu dört ay uzatmayı umuyor. Ancak Dr. Nakajima şunu da söyledi: “Daha uzun ömrün, sakatlık veya kronik hastalıklar olmaksızın yaşamak anlamına gelmeyebileceği ortadadır.”

Enflasyon Ahlakı Yozlaştırıyor

Uzun süreli yüksek enflasyon insanları nasıl etkiliyor? Veja dergisi bu soruyu yanıtlarken, São Paulo Üniversitesinden iktisatçı Eduardo Giannetti da Fonseca şunları söyledi: “Enflasyon toplumun ahlak standartlarını etkilemektedir. Halkı cebindeki paraların ay sonunda ne değerde olacağını bilmeyen bir ülkede, insan ilişkilerinin en temel ahlak kurallarında uzlaşma başlar. Güven, hakikat, dakiklik, dürüstlük ve ahlaksal bütünlük, ekonomik istikrarsızlık tarafından yozlaştırılır.” Yüksek geçim masraflarına karşı kendilerini korurken, hem hükümet, hem de halk ‛gayesi iyiyse, yapılan günah, mubah görülüyor’ kanısına kapılabilir. Fonseca’nın dediği gibi: “Enflasyon bir fırsatçılık, uyanıklık ve yolsuzluk okuludur.”

    Türkçe Yayınlar (1974-2027)
    Oturumu Kapat
    Oturum Aç
    • Türkçe
    • Paylaş
    • Tercihler
    • Copyright © 2026 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
    • Kullanım Şartları
    • Gizlilik İlkesi
    • Gizlilik İlkesi
    • JW.ORG
    • Oturum Aç
    Paylaş