Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • g93 Mart s. 31
  • Dünyaya Bakış

Bu kısım için bir video yok.

Üzgünüz, video yüklenirken bir hata oluştu.

  • Dünyaya Bakış
  • Uyanış!—1993
  • Altbaşlıklar
  • Bereketli Toprak—Yok Olmakta
  • “Büyük Tükeniş”
  • Afrika’nın Yeni Vebası
  • Venedik Deniz Yosununa Karşı Savaşıyor
  • Nüfus Fazlalığı—Neden?
  • Diller ve Beyin
Uyanış!—1993
g93 Mart s. 31

Dünyaya Bakış

Bereketli Toprak—Yok Olmakta

Science dergisinde çıkan bir rapora göre, dünyanın ekin alanları azalarak, “su tarafından hızla süpürülüp götürülmekte veya rüzgârda savrulmaktadır.” Geçen mart ayında Washington D.C.’deki WRI (Dünya Kaynakları Enstitüsü), yüzlerce uzmanın, toprak koşullarının II. Dünya Savaşından beri dünya çapında nasıl değiştiğini gözden geçirdiği üç yıllık bir incelemenin sonuçlarını yayımladı. Sonuçlar neydi? İnsanlığın—en çok ormanların kesilmesi, otlakların fazla kullanılması ve zararlı tarımsal uygulamalarla— toprakları kötüye kullanması yüzünden, bir zamanlar toplam alanı Çin ile Hindistan kadar olan verimli topraklar şimdi iyi niteliğini cidden yitirmektedir. Bu gidiş kötü bir haberdir, çünkü WRI başkanı Gus Speth’in tahmin ettiğine göre, dünya gelecek yarım yüzyılda artan nüfusa ayak uydurmak için besin üretimini üç katına çıkarmak zorunda olacaktır.

“Büyük Tükeniş”

Bugün milyonlarca bitki ve hayvan türü vardır. Bilim adamlarının bir zamanlar tahmin ettiğine göre, dünyadaki hayatın tarihi boyunca türler yılda on taneden az bir oranda (hastalıktan, besinsizlikten veya uyum sağlayamamaktan) yok olmaktaydı. ABD Kamu Enformasyon Dairesine göre, bilim adamları bu sayının şimdi yüzlerce belki binlerce kez daha büyük olduğuna inanıyor. 1970’te her gün bir türün yok olduğu tahmin edildi. 1990 yılı geldiğinde bu oran saatte bir olmuştu. 1992 yılına varılınca, her 12 dakika bir tür yok olmaktaydı. Türlerin yok olmasının başlıca nedeni, yetiştikleri doğal ortamın, ormanların kesilmesi, kentlerin büyümesi, kırsal bölgelerin gelişmesi ve havayla suyun kirletilmesine bağlı olarak yok oluşudur. Birçok çevreci, gezegenimizin “büyük bir tükeniş” içinde bulunduğunu söylemektedir. BM Çevre Programının bir yöneticisi Dr. Mustafa Tolba şöyle diyor: “Eğer Charles Darwin bugün hayatta olsaydı, çalışmalarının odak noktası herhalde türlerin kökeni değil tükenişleri olurdu.”

Afrika’nın Yeni Vebası

Güney Afrika’nın Afrika Enstitüsünden Dr. Simon Baynham, Johannesburg’un The Star gazetesinde Afrika “kıtasının istikrarı ve ekonomik gelişmesine en ciddi tehditlerden biri narkotik ticarettir”, diyor. Son on yıl içerisinde uyuşturucu ticareti, Kolombiya ve Asya’dan gelen mallar için coğrafi açıdan elverişli durumda bulunan Afrika’da dramatik şekilde artmıştır. “1990’a doğru, Avrupa’da ele geçirilen eroinin üçte biri Afrika yoluyla gelmiştir” diyen Baynham, uluslararası uyuşturucu ticaretiyle terör örgütleri arasında giderek daha büyük bir işbirliği yapılmakta olduğuna da dikkat çekti. Dr. Baynham, Afrika’daki uyuşturucu ticaretinden, “Afrika’nın savaş, açlık ve AIDS belalarına katılabilecek, ölçüleri çok büyük olan yeni bir salgın hastalık” olarak söz etmektedir.

Venedik Deniz Yosununa Karşı Savaşıyor

Kuzey İtalya’da bir denizkulağında yükselen güzel kent olan Venedik olağandışı bir kirlenme sorunuyla karşı karşıya kalmakta—deniz yosunu. Sulardaki pek bolca bulunan besinler sayesinde deniz, şaşırtıcı bir miktarda, yılda 500.000 ton yosun üretmektedir. Bununla ne yapılsın? Dünyada ilk defa yapılan bir deneyde—ki Le Scienze dergisi bir “gerçek başarı” olarak değerlendirmektedir—yosun kağıda dönüştürülmektedir. Denizden her yıl toplanan 40.000 ile 60.000 ton yosunu kullanarak bilginler çevre açısından yeniden değerlendirme sürecinden daha nazik olan bir yöntemle kağıt üretmektedirler. Elde edilen kağıt selülozdan yapılan kağıda benzemekte ve ondan bazı yönlerden üstün de olmaktadır. Ya rengi? Tabii, donuk, benekli bir yeşil!

Nüfus Fazlalığı—Neden?

Fazla nüfus neden fakir ülkelerde daha sık görülmektedir? Visão dergisinde Brazilya’nın çevre eski bakanı Paulo Nogueira Neto bu soruya net bir cevap vermektedir: “Brezilya’da bir öykü anlatılır. Neden dokuz çocuğu olduğu sorulan bir adam şöyle der, ‘çünkü üçü küçükken ölür; üçü São Paulo, Rio de Janeiro ve Brasília’ya göç eder ve üçü yaşlandığımız zaman bize bakmak için burada kalır.’ Çocuk fakir nüfusun sosyal güvenliğidir.” Neto buna felaket habercisi niteliğindeki şu sözleri eklemektedir: “Bunu dünyanın her tarafında görmek kolaydır. Nerede fakirlik varsa orada bir nüfus patlaması vardır ve böyle devam ederse gezegenimiz ölüme mahkûmdur. Ruhsal, ahlaksal veya bilimsel yönlerin dışında sonlu kaynakları olan bir dünyada sonsuz gelişme olmaz.”

Diller ve Beyin

İtalya’nın Trieste Üniversitesinde bir araştırmacı olan Franco Fabbro’ya göre, bildiğimiz veya kısmen bildiğimiz her dil beynin ayrı bir alanında bulunmaktadır. Kendisi bu sonuca nasıl vardı? Beyinlerinde zarar gördüklerinden artık ana dillerini doğru dürüst konuşamayan birden çok dil bilen birkaç kişi, sadece yüzeysel olarak bildiklerini sandıkları yabancı bir dilde akıcılıkla konuşmaya başladılar. L’Espresso dergisine göre bundan çıkan sonuç, “ana dillerinin diğerlerine karışarak onların konuşma olanağını sınırladığıdır.”

    Türkçe Yayınlar (1974-2027)
    Oturumu Kapat
    Oturum Aç
    • Türkçe
    • Paylaş
    • Tercihler
    • Copyright © 2026 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
    • Kullanım Şartları
    • Gizlilik İlkesi
    • Gizlilik İlkesi
    • JW.ORG
    • Oturum Aç
    Paylaş