Dünyaya Bakış
Fransa Episkoposları Uzlaştılar Mı?
International Herald Tribune’ün Paris baskısına, “Fransa’daki Roma Katolik Kilisesi hiyerarşisini, Fransa Nazi yanlısı Vichy hükümetine tam destek vermekle” suçlayan bir rapor 48 yıl sonra yayımlamıştır. Söz konusu raporun, daha sonra bir kardinal olan bir Cizvit teolog tarafından 1944’te yazılmış olduğu söyleniyor. Raporda Nazi istilası boyunca Fransız Episkoposlarının çoğunluğu tarafından yapılan uzlaşmalar “bir skandal” olarak niteleniyor. Rapor kısmen şöyle diyor: “Adaletin her yerde çiğnenmesi, vicdanlara işkence edilmesi ve Hıristiyan değerlerinin silinip süpürülmesine rağmen kilise memnun görünüyordu .... Fransa’daki kilise herkesin gözünde iğrenç bir durumdan iğrenç olan bir surette yararlanır görünüyordu.” Tribune makalesi şöyle bitiyor: “Savaştan hemen hemen 50 yıl sonra Fransa, Kilisenin Alman işgali boyunca gösterdiği tutumu ancak yeni ele almaya başlıyor.”
Tatil Stresi
Belirli alışkanlıklarını değiştirmesi stresli bir kişiye, tatile çıkmaktan daha çok yarar sağlayabilir. Brazilya’daki São Paulo Tıp Okulunda profesör olan doktor Sérgio Tufik’in şu sözleri Veja dergisinde aktarıldı: “Bizim biyolojik ritmimiz bir saat gibi yürümek için programlanmıştır. Karayiblerde lüks içinde bir hafta geçirmek türünden herhangi bir değişiklik bile, organizmaya bir yük olabilir.” Bir işin kişiye engel oluşturan yönleri olsun ya da olmasın, kendisi zararlı stresten kaçınmak konusunda şu öneride bulunuyor: “Yapmakta [olduğunuz] şeylerden memnun olun.” Alışagelmiş günlük işlerden her zaman daha stresli olabilen başka bir şey yapmaya çalışmaktansa, doktor şunu tavsiye ediyor: “Belki meselenin sırrı her gün ‛tatile çıkmaktır.’ Yani işinizden başka, tatmin duygusu verecek çeşitli faaliyetlere katılın.”
BM İçin Bir Dönüm Noktası Mı?
San Francisco Chronicle gazetesinde bilimsel yazılar yazan Charles Petit “Birleşmiş Milletler Yer Gezegeni Zirvesi’nden sonra artık asla aynı olmayabilir,” diyen sözlerine şunları ekledi: “Dünya teşkilatı nihayet tüzüğünün 47 yıl önce San Francisco’da imzalandığı zaman kendisine verilen boyutu kazanır gibi görünüyor.” Haziran 1992’de Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde yapılan Yer Gezegeni Zirvesinde dünyanın şimdi karşılaşmakta olduğu çevresel sorunlardan bazılarına el atılmaya çalışıldı; bunlardan birçoğunun kapsamının ulusların tek başına çözemeyeceği kadar geniş olduğu açıktır. Worldwatch Enstitüsünden Hilary French şöyle dedi: “Uluslar aslında egemenliklerinin bir kısmını uluslararası topluma vermekte ve yeni bir uluslararası çevresel yönetim sistemini yaratmaya başlamaktadırlar.”
“Cehennem Var Mı?”
“Cehennem vardır; ebedidir.” Bunun tasdikini, Vatikan onaylı La Civiltà Cattolica dergilerinde İtalyan Cizvitleri yapmaktadır. Katolik Kilisesi içinde cehennem ateşinin sözde gerçekliğini ve onun işkencelerini yumuşatmak üzere beliren eğilimden endişelendikleri anlaşılan Cizvitler, örneğin, gençler için yazılan ve “kötülerin cezasının sırrı”ına tek bir sayfa bile ayırmayan bir kateşizmi eleştiriyorlar. Cehennem ateşinin “alevleri”nin sadece “Tanrı’nın huzurundan ayrı olma veya lanetlilerin nedameti anlamına gelmeyip” yeryüzünde işlenen günahların cezası olarak acı çekmeyi içerdiğinde ısrar ediyorlar. Onlar teologların, papazların ve kateşizmi öğretenlerin cehennem hakkında özellikle gençlerle konuşmalarını öğütlüyorlar. Bununla beraber, böyle bir doktrini öğretmeyen Mukaddes Kitap, ölülerin “bir şey bilmez” durumda olduklarını gösteriyor.—Vaiz 9:5.
Cinsel Saldırılardan Çizgi Romanlar Suçlu Tutuluyor
Japonya’nın Tokyo kentinde polis, geçenlerde 16 yaşındaki bir lise öğrencisini 25 cinsel saldırıyı gerçekleştirmekle suçladı. Delikanlı ise, müstehcen çizgi romanları suçlu tuttu. Polise göre, kendisi bir olayda bir süpermarketten açık saçık bir çizgi roman aldıktan sonra, 10 yaşındaki bir kızı bir tuvalete çekip kitabın ahlaksız sahnelerinden birini yerine getirmek için onu kendisine katılmaya zorladı. Polise itiraf ettiği gibi, kendisi buna benzer 24 saldırıda bulundu ve bunların çoğunda aynı şekilde çizgi romanlardan esinlendi. The Daily Yomiuri gazetesinin haberi şöyle: “Tokyo’da geçen yıl müstehcen çizgi romanlardan esinlendiğine inanılan ve reşit olmayanları kapsayan 86 cinsel suç rapor edildi.”
En Eski Fırın Mı?
Associated Press ajansının bir haberine göre, Mısır piramitlerinin yakınında çalışan arkeologlar dünyadaki en eski fırın olabileceği tahmin edilen bir yer buldular. Fırının, piramitleri inşa eden işçilere ekmek sağlamak için kullanıldığı anlaşılıyor. Ejiptolog ve kazının yöneticilerinden biri olan Mark Lehner şöyle dedi: “Muazzam çapta ekmek pişirmekten söz ediyoruz, burası günde otuz bin kişiyi beslemeye yeter.” Lehner, fırındaki çalışma şartlarının yoğun sıcaklık ve koyu kara duman nedeniyle kâbus gibi olması gerektiğini tahmin ederek şöyle diyor: “Yağmurlu bir gecede gökyüzü nasıl olursa bu odalar da öyle olurdu. Kazarak, siyah kadife gibi 45 santimlik birikmiş kül tabakasından geçtik.” Fırının piramitlerin inşa edildiği günlere ait olduğuna inanılıyor.
Kayafa’nın Mezarı Mı Bulundu?
Kudüs’te İsa Mesih’in ölümünde önemli bir rol oynamış olan Yahudi başkâhini Kayafa’nın mezarı ve kemikleri olduğu anlaşılan bir bulgu saptandı. Haberi veren Güney Afrika’nın Johannesburg kentindeki The Star gazetesine göre, bu bulgu “Yehosef bar Caiapha” kitabesini taşıyan kemikli bir sandıktan ibaretti. MS 18 civarında başkâhin olan Kayafa sadece Mesih’e değil, onun takipçilerine de zulmetti. Kendisi MS 36 civarında görevinden uzaklaştırıldı. Yahudi tarihçi Josephus’un da sözünü ettiği Kayafa eski zamanlarda yaşayan ve kemiklerinin yerinin belgelendiği bir kaç kişiden biridir. The Star, bir arkeologun şu sözlerini aktarıyor: “Kudüs’te bulunan bini aşkın kemikli sandıktan sadece beşinin adlarını tanıyabildik.”
Alkol ve Yağ Mı?
Fazla alkollü içkiler içen kişilerin daha kolay şişmanladığı gerçeği herkesi tarafından bilinir. Ama neden? İsviçre’nin Zürich Üniversitesinde geçenlerde yapılan bir araştırma ilginç bir olasılığı ortaya çıkardı. Anlaşıldığına göre alkolü çok şişmanlatıcı yapan etken, sadece içindeki kaloriler değil, aynı zamanda alkolün vücudun yağları yakma kabiliyetini etkileme tarzıdır. Beslenme uzmanları, vücudun yağları yakma konusunda biraz yavaş davrandığını çoktandır biliyorlar. Vücut şekerle karbonhidratları kolay yakarken, yağları depoluyor. Ama alkol, vücudun yağları daha da yavaş yakmasına yol açıyor. Yapılan bir deneyde erkeklere günde 85 gram saf alkolü—ki altı biraya eşittir—içeren bir diyet uygulandı. Bu diyete tabi tutulan erkekler, genelde olduğundan üçte bir oranda daha az yağ yaktılar. Tabii, birinin yediklerinde ne kadar çok yağ varsa onun etkisi o kadar çok belli olur.
Vaktinden Önce Seks ve Psikolojik Kargaşa
Cinsel ilişki gençler için zührevi hastalıklardan başka da çeşitli sorunlar yaratabilir. İtalyan La Stampa gazetesine göre, “önem verilmeyen bir risk, vaktinden önce yaşanan bir cinsel hayatın gençlerin zihinlerinde ve kişisel ilişkilerinde isyankâr davranış biçimlerine, alkole, uyuşturuculara ve suça yol açacak kadar kargaşa yaratan psikopatolojik durumlar”ın başgöstermesidir. Roma’da Psikososyal Araştırmalar Merkezi ve İtalyan Adalet Bakanlığı tarafından düzenlenen bir toplantıda genç kişilerin giderek daha erken yaşlarda cinsel ilişkide bulunmaya başladıkları doğrulandı. Bir danışmana göre bu konudaki ortalama yaş 17’dir.
Pasif İçicilik Davası
Avustralya’daki New South Wales bölge mahkemesi geçenlerde 34 yaşındaki bir kadına yüksek tazminatlar verdi. Bu kadın aşağı yukarı 12 yıl boyunca sigara dumanlı bir çevrede çalıştığından dolayı çektiğini iddia ettiği ciddi sağlık sorunları için eski işverenlerini dava etmişti. Önceki olaylarda davalar mahkeme dışında halledildi, fakat emsal teşkil eden bu kararda mahkeme davacıya 85.000 Avustralya doları verdi. The Australian gazetesinin bildirdiği gibi, bir jüri sigara içenlerin sigara dumanlı havaları teneffüs eden sigara içmeyenlerin sağlığına zarar verebileceklerini ilk defa karara bağladı. Bazılarının görüşüne göre, bu karar restoranları, otelleri gece kulüplerini ve başka çalışma yerlerini geniş çapta etkileyebilir, çünkü sigara içmeyen görevliler, kendilerine sigara dumanı olmayan çalışma yerleri sağlanmazsa, yüksek tazminatlar almak için dava açabilirler.
“Hüzünlü Bir Rekor”
Fransa’nın Le Figaro gazetesi, 1991’in Fransa’nın tarihinde suç açısından en kötü yıl olduğunu haber veriyor. Fransa’da yürütme organlarının yayımladığı en son suç istatistiklerine göre, 1991’de 3.7 milyondan fazla suç olayı rapor edildi, ki bu 1990’a göre yüzde 7’yi aşkın bir artış demektir. Tüm bu suçların dörtte biri Paris bölgesinde işlendi. Gazetenin söylediği gibi, “özellikle politikacılar arasında işlenen memur suçları”ndan “banliyölerdeki eşsiz şiddet eylemleri”ne kadar “hemen hemen her suç kategorisinde önemli artışlar” vardı. Bu son rakamlar, Fransa’daki suç oranının şimdi kırk yıl öncekinden yedi kat daha yüksek olduğunu gösteriyor. “Hüzünlü bir rekor” diye bitiriyor Le Figaro.