Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • g 9/92 s. 28-29
  • Dünyaya Bakış

Bu kısım için bir video yok.

Üzgünüz, video yüklenirken bir hata oluştu.

  • Dünyaya Bakış
  • Uyanış!—1992
  • Altbaşlıklar
  • Çocuklar TV’yi Tercih Ediyor
  • Tehlikeli Kovalar
  • Güney Afrika’da Irza Geçme
  • Daha Çok İnsan
  • Günümüzdeki Kölelik
  • Brezilya’da AIDS
  • “İstikrarsızlığa Yol Açan Yeni Etkenler”
  • Sürekli Gençlik Arayışı
  • Silah Satışında Büyük Canlılık
  • Alkolizmin Yüksek Pahası
  • Avrupa’da Dürüstlük
  • “Bebek Katilleri”
Uyanış!—1992
g 9/92 s. 28-29

Dünyaya Bakış

Çocuklar TV’yi Tercih Ediyor

Çocukların çoğu okumayı çok zahmetli buluyor. Alman Eltern dergisinin 8 ila 15 yaşlarındaki 1.960 okul öğrencisi arasında yaptırdığı araştırmanın gösterdiği sonuç buydu. Çoğunluk TV seyretmeyi yeğliyor. Araştırma hakkında bilgi veren Schweinfurter Tagblatt gazetesi, çocukların yüzde 64’ünün TV’yi tercih ettiğini ve genel olarak okumaktan en çok hoşlandıkları şeyin televizyon program rehberi olduğunu yazdı. Görüşünü söyleyen 14 yaşında bir çocuk, okumayı öğrenilmesi zorunlu, fakat zahmetli bir süreç olarak görürken TV seyretmenin insanların doğal bir yeteneği sayılması gerektiğini söyledi.

Tehlikeli Kovalar

ABD Kaliforniya’da Santa Barbara Şehrinin İtfaiye Dairesinden Don Barkas “Ortalama olarak her iki haftada bir kez, aşağı yukarı bir bebek içinde su veya başka bir sıvı bulunan bir kovaya düşerek boğuluyor,” diyor. The California Fire Service tarafından yayımlanan bir makalede özellikle, birçok evde çeşitli işler için kullanılan yirmi litrelik kovalardan söz ediliyor. Anlaşıldığı gibi, bir bebek kendisine göz kulak olunmadığı sırada kovanın kenarına yaklaşabilir, oynamak için onun içine uzanabilir ve düşebilir. Sıvı ile dolu veya hatta kısmen dolu olan sert plastikten yapılmış yirmi litrelik kova ortalama olarak 8 ila 10 aylık bir bebekten daha ağırdır. Makalenin söylediği gibi, geçen yedi yıl boyunca Amerika Birleşik Devletlerinde 200’ü aşkın küçük çocuk sıvı dolu kovalara düşerek boğuldu.

Güney Afrika’da Irza Geçme

Güney Afrika’nın Johannesburg kentinde çıkan Sunday Star Review gazetesi “Güney Afrika yeryüzündeki en şiddet dolu yerlerden biridir,” dedi. Uluslararası çapta dikkat çeken şiddetli suçlardan biri ırza geçmedir. Güney Afrika’da yılda ortalama olarak 23.000 ırza geçme vakası bildirilmektedir. Bununla beraber “her 36 ırza geçme olayından sadece birinin bildirilmekte olduğu” tahmin ediliyor. Irza geçmelerin büyük bir yüzdesi kocalar, erkek akraba veya dostlar gibi, kurbanlarını tanıyan erkekler tarafından işlenmektedir. Sunday Star Review’un söylediği gibi, “Witwatersrant Üniversitesinden Lloyd Vogelman’ın şiddet üzerine yaptığı bir incelemeye göre, her iki Güney Afrikalı kadından birinin ömründe hiç değilse bir kez ırzına geçilecektir.”

Daha Çok İnsan

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu geçenlerde dünya çapındaki nüfus artışıyla ilgili yaptığı son tahminleri yayımladı. The New York Times gazetesine göre, “yeni tahminler, dünyaya yüzyılın sonuna kadar her yıl 97 milyon ve ondan sonra 2025’e kadar yılda 90 milyon yeni insanın ekleneceğini göstermektedir.” Bu nüfus artışının yüzde 97’sinin gelişmekte olan ülkelerde olması beklenmektedir. Böyle bir nüfus artışı insan hayatının kalitesi için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Times’ın dediği gibi: “Rapor, bu artış oranlarının fakir ve aç insanların sayılarının daha da artması şehirlere ve zengin ülkelere göç hareketinin büyümesi ve dünyanın gıda, su ve başka doğal kaynaklarından daha çok yararlanılması anlamına geleceği uyarısında bulunuyor.” Dünyanın şimdiki 5,5 milyarlık nüfusunun 2050 yılında yaklaşık 10 milyara yükselmesi beklenmektedir.

Günümüzdeki Kölelik

Kölelik meselesinin 19. yüzyılda halledilmiş olduğu düşünülüyor. Bununla beraber, Newsweek dergisi tarafından geçenlerde yaptırılan bir araştırma “gönülsüz esaret vakalarının milyonlara ulaştığı fikrini vermektedir.” İngiliz Anti-Slavery International örgütü dünya çapında 100 milyondan fazla insanın köle durumunda olduğunu ileri sürüyor. Karayipler, Ortadoğu, Afrika ve Asya gibi yerlerde insanlar mal olarak tutulmakta ve mecburi hizmete zorlanmaktadır. Newsweek’in yazdığı gibi “birçoklarının itaate zorlanarak dövülmesi alışkanlık haline gelmiştir.” Bazı işçilerin kızgın demirlerle dağlandığı ileri sürülmektedir. Bazı bölgelerde genç kadınları kaçırıp satmakta uzmanlaşmış köle tüccarları olarak geçimini sağlayan erkekler vardır. Bir ülkede bir genç kızın “satış ücreti” altı inektir.

Brezilya’da AIDS

Brezilyalı bir virolog olan Dr. Luís Alberto Pelegrino Ferreira, geçenlerde Santa Catarina eyaletinde AIDS’e yakalananların yüzde 42’sinin 20 ila 29 yaşlarında olduğuna dikkat çekti. Genç yetişkinler arasında yüksek oranda görülen AIDS’in “bizi bu kişilerin virüsü 15 ile 19 yaşları arasında almış olduğuna inandırdığını” söyledi. Anlaşıldığı gibi, erken yaşlarda rasgele cinsel ilişki kurma alışkanlığı bu üzücü duruma katkıda bulunmuştur. Bununla beraber, HIV virüsünün kan nakli vasıtasıyla aktarılabileceği geniş çapta kabullenilmektedir. O Estado De S. Paulo gazetesinin verdiği bir habere göre aynı aileden altı hemofilin hepsi kendilerine verilen virüs bulaşmış kan vasıtasıyla HIV’e yakalandı.

“İstikrarsızlığa Yol Açan Yeni Etkenler”

Doğu Avrupa’da yeni kavuşulan din özgürlüğü siyasal kargaşa içindeki bu bölgeye bir ölçüde barış ve uyum getirdi mi? Fransız Le Monde gazetesi şöyle diyor: “Romanya, Ukrayna ve Polonya’nın doğu sınırı boyunca Roma Katolik ve Ortodoks din adamları kiliseleri ele geçirmek amacıyla mücadele ediyorlar. Fakat bu münakaşayla ilgili çok akıldışı bir şey var .... Avrupa ve Kafkasya üzerinde yeniden başlayacak bir din savaşı ile ilgili bu imalar bütün milliyetçi çalkantıların üstüne gelerek istikrarsızlığa yol açan yeni etkenler yaratıyor ve gelecekle ilgili olumlu beklentiler getirmiyor.”

Sürekli Gençlik Arayışı

Piyasadaki birçok ürünün yaşlanma sürecini geciktirdiği ileri sürülüyor. Oysa Consumer Reports dergisine göre, böyle iddiaları desteklemek için az kanıt vardır. Ayrıca, bu pahalı ürünlerin zararlı yan etkileri olabilir. Güney Kaliforniya Üniversitesinde yaşlanma nörobiyolojisinde profesör olan Caleb Finch şöyle diyor: “Vücudunuza kimyasal maddeler sokarsanız garip şeyler oluyor. Her birinin kendine özgü etkisi var ve onların etkileşmelerini veya uzun vadeli sonuçlarını tahmin etmenin yolu yoktur.” Consumer Reports şöyle dedi: “Yakın gelecekte insanın azami yaşama süresinin uzatılabileceğini bekleyen araştırmacı sayısı azdır.” Derginin söylediği gibi, uygun yiyecekler, düzenli eksersiz, tütünden ve fazla alkolden kaçınmak ve uygun kiloda kalmak, “ömrü uzatan ürünlerle ilgili ileri sürülen aynı sonuçları meydana getir”ebilir.

Silah Satışında Büyük Canlılık

İngiltere’nin New Scientist dergisi “Silah tüccarları dünya çapında işlerin çok iyi gittiğini görüyorlar” diyor. Artan ticareti teşvik eden nedir? Uluslararası silah ticareti araştırmacısı Chris Smith’e göre, Sovyetler Birliğinin çökmesi ve yakın tarihli Körfez Savaşının oluşturduğu istikrarsızlık, tüm Ortadoğu ve Doğu Avrupa’da ucuz, kullanılmış silaha olan arz ve talebi kamçılamıştır. Smith’e ve ABD Deniz Savaş Kolejinden Andrew Ross’a göre, tedirginlik yaratan eğilim, “üçüncü dünya uluslarının giderek daha önemli silah satıcıları durumuna gelmeleridir.”

Alkolizmin Yüksek Pahası

Alkolizm pahalıdır. Hem alkolik hem de toplum için sayısız şeye mal olmaktadır, örneğin artan sağlık masraflarına, çöken yuvalara, kazalara ve ölüme. Bununla beraber, sık sık görmezlikten gelinen bir masraf, alkoliğin bağımlılığını karşılayabilmek için gerçekte harcadığı para miktarıdır. Paris çıkışlı Le Figaro gazetesine göre, Fransa’da yapılan bir araştırma, bir alkoliğin içkiye devam etmek için ayda ortalama olarak 3.000 frank (4.150.000 TL) harcadığını gösteriyor. Üstelik araştırma, alkol tüketiminin tipik olarak alkoliğin aile bütçesinin yüzde 50’sini—tek başına yaşayanlardaysa yüzde 80’ini aldığını açıkladı. Alkolden bir yıl tamamıyla uzak kaldıktan sonra araştırmada yer alan alkoliklerin hemen hemen tümünün yaşam standardı genel olarak yükselmişti. Daha iyi yemek yiyor ve daha iyi giyiniyorlardı. Onların yarısı para bile biriktirebildi.

Avrupa’da Dürüstlük

Avrupa’da toplum ahlakı ülkeden ülkeye değişiyor mu? Bunun cevabını bulmak için Avrupa Değerler Sistemlerini Araştırma Grubu 13 ülkede 19.000 kişiye çeşitli sorular sordu. Her birine vergi kaçırma, rüşvet verme, çöpleri yere atma ve devletten haksız yere yardım isteme gibi şeylerin doğru olup olmadığı soruldu. The European gazetesi İskandinavların en dürüst insanlar olduğunu söylüyor. Neden? Oradaki insanlar resmi kurumlara güvenebileceklerini düşünüyorlar, oysa başka ülkelerde düşük toplum ahlakı, devlete karşı eleştirici bir görüş yansıtıyor. Böylece anlaşıldığı gibi dürüstlük kişinin topluma karşı tutumunu yansıtıyor. Belçika Leuven Üniversitesinde Toplum Bilimlerinden emekli olan profesör Jan Kerkhofs şöyle dedi: “Kişiler devlet hakkında olumsuz bir görüşe sahipse, toplumla ilgili her şeye karşı olumsuzdurlar.”

“Bebek Katilleri”

Birleşmiş Milletlerin çıkardığı istatistiklere göre, bronşit, zatürree ve olağan soğuk algınlığının çeşitli türleri gibi solunum hastalıkları “beş yaşın altındaki çocukların bir numaralı katilleri”dir. Haftalık Corriere salute ekinin bildirdiği gibi, “bu hastalıklar yüzünden her bir dakikada sekiz çocuk ölüyor, ki bu her yıl toplam olarak dört milyon bebek demektir.” Çaresi nedir? Bazı uzmanlara göre, “antibiyotiklerin daha erken kullanılması, ayrıca, çocukların savunma mekanizmalarının geliştirilmesi, yiyeceklerinin kalitesinin artırılması ve aşıların daha geniş çapta kullanılmasıdır.”

    Türkçe Yayınlar (1974-2027)
    Oturumu Kapat
    Oturum Aç
    • Türkçe
    • Paylaş
    • Tercihler
    • Copyright © 2026 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
    • Kullanım Şartları
    • Gizlilik İlkesi
    • Gizlilik İlkesi
    • JW.ORG
    • Oturum Aç
    Paylaş