Dünyaya Bakış
AIDS VİRÜSÜNÜN ENDER BİR CİNSİ
New York Şehrinde birçok kan örneklerinde, özellikle Batı Afrika’da bulunan AIDS virüsünün ikinci bir cinsine rastlandı. Birleşik Devletlerde kullanılan standart AIDS testlerinde bu yeni HIV-2 cinsinin antikorları her zaman bulanamıyor. Bu gerçek, iki tür insanı rahatsız etmektedir: standart testlerde AIDS’e yakalanmamış gözükenleri ve bağışlanan kanların temizliğinden emin olamayan kan bankalarını işletenleri. Uzmanlara göre bu yeni virüs cinsi hastalık belirtileri ortaya çıkmadan önce daha uzun süre vücutta bulunabilir ve HIV-1 olan birinci AIDS virüsü kadar salgın potansiyele sahip olabilir. New York Times’e göre HIV-1 virüsünü “bir milyondan fazla Amerikalının kapmış olduğu tahmin edilmektedir, 31 Mayıs [1989]’a kadar 97.193 AIDS vakası rapor edilmiştir, ve bundan 56.468 kişi ölmüştür.”
SOKAK ÇOCUKLARI
Söylendiğine göre dünyanın sokaklarında yüz milyon kadar çocuk yaşamaktadır. Sokak satıcısı, hırsız ve dilenci olarak sefilce yaşıyorlar. Dünya çapında bu çocuklara yardım etmek için kurulan bir grubun yöneticisi olan Peter Tacon’a göre, çocukların büyük bir sayısı büyüyen çocuk seks ticaretine kurban oluyor, ve pedofillere hizmet veren örgütler tarafından sömürülüyorlar. Tacon her gün ‛‛sokak için” 5.000 kadar ‛‛aday” doğduğunu tahmin ediyor.
DENİZDEN KEMİKLER
Genellikle, hasta, zarar görmüş veya eksik olan yüz kemiklerinin yerine vücudun başka kemiklerinden aşı yapılır. Bu yöntem karmaşık ve güç olmakla beraber, hastalara çok acı ve uzun bir iyileşme zamanı veriyor. Dahası var, bu yöntemin başarı orantısı uzun vadede hayal kırıklığına uğratıcı niteliktedir. Fakat Pennsylvania Hastanesinde plastik cerrahlığının baş hekimi Harvey Rosen, kemik aşıları yerine deniz mercanı kullanarak bu sorunu çözmüş gibi görünüyor. Kimyasal işlemlerden geçirilen mercanlarda bulunan mineraller, insan kemiklerinde bulunanlarla hemen hemen aynıdır. Kanada’nın Equinox dergisinin yazdığına göre ameliyattan bir yıl sonra yapılan biyopsiler, mercanın gözeneklerinin içinde insan kemikleri ile kan damarlarının yaşadıklarını göstermektedir; dolayısıyla aşılar enfeksiyona karşı direnç kazanıyor.
TV’NİN CİNAYETLE BAĞLANTISI
Televizyonu seyretmek toplumun şiddetine katkıda bulunmuş mudur? American Journal of Epidemiology’da yayımlanmış bir araştırmada üç ülke analiz edildi ve katkıda bulunduğu sonucuna varıldı. Araştırmada her bir ülkeye televiziyonun girmesinden 10 veya 15 yıl sonra, cinayet ortalamasının çok yükseldiği ortaya çıktı. Televizyonun daha geç girdiği ülkelerde şiddet daha sonra arttı. Araştırmanın yazarı Birleşik Devletler hakkında şunu söyledi: ‛‛Televizyonun toplumuzdaki şiddetin tek nedeni olmadığı belli ise de, teorik olarak televizyon yoksa yılda 10.000 daha az cinayetin işleneceği söylenebilir.”
STEROİDLERİN ARTAN SUİİSTİMALİ
Bir atletten Olimpiyat altın madalyasının alınmasının, sporda anabolik steriodlerin kötüye kullanılışını durduramadığı anlaşılıyor. Güney Afrika, Pretoria, Üniversitesinde Spor Araştırma Enstitüsünden Gert Potgieter’e göre, steroid kullanımında aslında “göze çarpan bir artış” vardır. Bir sporcu ve spor salonu sahibi olan Potgieter, görünüşlerini veya atletik başarılarını ilerletmeye çalışan atletlerin steroidleri devamlı kullandığını görmektedir. Dediğine göre, genellikle bu ilaçlar hiç sesleri çıkmayan doktor ve eczaneciler tarafından sağlanmaktadır. ‛‛Spor artık fiziksel bir başarı değildir. Kimyasal bir başarı olmuştur” sonucuna varıyor Potgieter.