Dünyaya Bakış
ESKİ ÇİFTÇİLİK SIRLARI
Arkeologlar, yüzyıllardır kullanılmayan eski, Peru çiftçilik tekniklerinin çağdaş yöntemlerden daha etkili olabileceğini söylemektedirler. Titicaca Gölü etrafındaki ovalarda birkaç yüzyıl öncesine kadar görülen genel uygulama basitti: Tarlalar 4-10 metre genişliğinde, yaklaşık 1 metre yüksekliğinde ve 10-100 metre uzunluğundaki yükseltilmiş toprak sahanlıklarından oluşuyordu. Aralarında da eşit genişlik ve derinlikte kanallar vardı. Yağışsız mevsimlerde kanal yataklarındaki suyosunları, ekinleri beslemek için kürekle sahanlıkların üstüne atılırdı. Su ısıyı koruduğundan kanallar aynı zamanda ayazda da ekinleri sıcak tutmaya yarardı. Yükseltilmiş tarlalar hem sele hem de kuraklığa, olağan tarlalardan daha iyi dayanırdı. Modern deneylerde bu eski yöntemler şimdiye kadar alışıla gelmiş çiftçilik yöntemlerinden on kat fazla ürün verdi. Ayrıca makine ve suni gübre de kullanılmadı.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER YILI
Geçen yıl ard arda birtakım önemli başarıyı kaydeden Birleşmiş Milletler, eleştirmenlerinin çoğunu şaşırttı. Her ne kadar hiçbir savaşa son verdiremediyse de, Afganistan, Basra Körfezi, Güneybatı Afrika, Batı Sahra, Kıbrıs ve Kampuçya’daki çatışmalarda barış için arabuluculuk yaptı. Ayrıca onun barış güçleri, geçen Eylül’de Nobel Barış Ödülünü kazandı. Bundan başka aralık ayında 1990 ve 1991 yılları için olan bütçesinde süper güçleri çok memnun eden kesintileri yaptı. Geçenlerde B.M.’in barış güçleri sorumlusu olan ve emekliye ayrılan sekreter yardımcısı Sir Bryan Urquhart şöyle dedi: “Soğuk savaşın sert havası artık Birleşmiş Milletleri felce uğratmıyor. İnsanlığın bir milletler topluluğuna doğru büyük bir adım atması bile mümkün görünüyor.”
AFRİKA’DA AIDS
“Öldürücü AIDS virüsü salgını Afrika’da tırmanıyor” diyor WHO’nun (Dünya Sağlık Örgütü) bir bülteni. WHO’ya göre, orta Afrika’nın bazı şehirlerinde yaşayan 20 ila 40 yaşları arasındakilerin dörtte birinde AIDS virüsünün bulunduğu tahmin edilmektedir. British Colombia Üniversitesinden epidemiyolog Rick Mathias, birçok Afrika ülkesinde yaygın olan poligami yüzünden AIDS virüsü enfeksiyonlarının Afrika’da aynı düzeyde kalmaya eğilim göstermediğine inanmaktadır. WHO bülteni, kan naklinin de Afrika’da AIDS’in yayılmasının başka bir nedeni olduğunu belirtmektedir.
AVRUPA TÜNELİ YOLDA
Her şey plana göre giderse, İngiltere ve Fransa 1993’te nihayet bir tünelle birbirine bağlanacaktır. Bu fikir yeni değildir. Milletleri bir tünelle birbirine bağlamak üzere yapılan aşağı yukarı 27 girişimin ilki 187 yıl önce Napolyon tarafından onaylandı; bir Fransız istilasından korkan İngilizler buna karşı çıktılar. Yapımına 1880’li yıllarda başlanan başka bir tünel bundan vazgeçilmeden önce, her iki uçta bir buçuk kilometre uzunluğundaydı. Sonuncu girişim ise, 1975’te başarısız kaldı. Avrupa tüneli denilen bu en son girişim herhalde başarılı olacak. Avrupa tüneli 7,9 metre genişliğindeki iki tünelden ve hizmet ile kurtarma operasyonları için aralarındaki üç metre genişliğindeki başka bir tünelden meydana gelecektir. Kocaman tünel kazma makineleriyle projeye başlamış olan işçiler, özellikle hizmet tüneli üzerinde durmaktadırlar. İngiltere tarafından dört kilometre ve Fransa tarafından ise, 0,4 kilometre yol katedildi. İngiliz ve Fransız tünel kazıcıları 1991’de buluşmayı bekleyerek ancak birkaç santimle birbirlerini kaçırmayı umuyorlar.
DEPREM UYARISI
Bilim adamlarının uyardığına göre, geçen aralık ayında Ermenistan’da meydana gelen öldürücü depreme benzer “felaket getiren depremler gelecekte daha sık ve daha tahrip edici olacaktır.” Neden? New Scientist dergisinde çıkan bir rapora göre, en büyük ve en hızlı büyüyen şehirlerin üçte birinden fazlası, yüksek deprem riskli bölgelerde bulunmaktadırlar.” Uzmanlar 2035 yılında 600 milyon kadar kişinin bu şehirlerde yaşayacağını tahmin etmektedirler. Depremlerde insanların çoğu çöken binalardan ölüyor ve rapora göre, “çoğu kez yeni şehirlerde insanlara depreme dayanıklı binalar değil, sadece temel bir barınak sağlanıyor. Gelecekteki depremlerden herhalde en çok fakir ülkeler zarar görecek, oysa zengin ülkelerin de depreme karşı güvenceleri yoktur depreme dayanıklı en iyi binalar bile çökebilir.”
RAHATTA OLAN SUÇLULAR
Batı Avustralya’daki Cürüme Karşı Vatandaşlar Derneği, cezaevindeki hükümlülerin 1965’e göre daha hoşgörülü bir muamele görüp daha iyi durumda olduklarını iddia ediyor. Oysa o tarihten beri eyalette işlenen ciddi suçlar şaşırtıcı bir yüzde ile yani % 1200 ile artmıştır! Derneğin başkanı, West Australian gazetesinde bugün “hapse atılmanın düşük riskinin ve cezaevindeki nispeten rahat durumların” gelecekteki suçluları caydırmayacağını söyledi. O, aynı zamanda “cezaevleri ancak cürüm için bir okuldur” iddiasında gerçek payının bulunduğunu söyledi. Hapse atılma oranının, çok tırmanan cürüm oranıyla artmadığını gösteren rakamlara duyunarak birçok suçlunun herhalde hapse atlımaktan kaçınabileceklerine dair kaygısını dile getirdi.
ÇOK FAZLA TAVŞAN
Avustralya’da şehirlerden çok uzaklarda yaşayan çiftçiler, açlıktan ölecek hale gelmiş milyonlarca tavşanla kuşatılmaktadır. Söylendiğine göre, 220.000 kilometre karelik bir alanda 200 milyonu aşkın tüylü yaratık önlerinde ne bulursa yiyor. Bilim adamları çoğalmalarını kontrol altına almak için büyük telaşla yeni yöntemler aramaktadırlar. 30 yıldır kullanılan ve benzer tavşan salgınlarını kontrol etmekte öldürücü bir virüs olan miksomatosis başarılı olmuştur. Ancak şimdiki tavşan nüfusu, hastalığın “en öldürücü türlerine bile”, dayanıklı görünmektedir. Bunu haber veren The Australian gazetesine göre, bilim adamları, tavşanların muazzam çoğalması yüzünden “yerli bitki ve hayvan yaşamının olumsuz yönde etkileneceğinden” korkmaktadırlar.
KAN BANKASINDAN DAVACI
A.B.D.’de kan alan hastaya öldürücü AIDS virüsünü veren kan sağladığından dolayı bir kan bankasını mahkemeye veren kişi ilk defa başarılı olmuştur. Beş yaşında bir çocuk olan kurbana doğduktan sadece bir ay sonra geçirdiği açık kalp ameliyatı sırasında kan verilmişti. Çocuğun ailesinin avukatı, mahkemede, kan bankasının sadece kanı teste tabi tutup taramakta ihmalkâr olmakla kalmayıp, kâr amacıyla sevk edilerek ailenin gereken kanı bizzat sağlamasına izin vermemekle dolandırıcılık yapmış olduğunu söyledi. The New York Times gazetesine göre, jüri, kan bankasının ihmalkâr davrandığına, çocuk ve ana-babasına 750.000 dolar tazminat ödenmesi gerektiğine karar verdi.
“HİÇ OLASI DEĞİL”
Bilim adamları hayatın kökeni hakkında hâlâ şaşkın durumdalar. Fransız Le Figaro gazetesi, biyologların Paris’te yaptıkları bir toplantıyı haber verdikten sonra şu yoruma yer verdi: “Hayat nereden geliyor? . . . . Yeryüzünden olmayanlar veya asteroid şeklinde uzaydan bir müdahalenin sonucu mudur? Yoksa Tanrısal bir müdahale midir? Hiçbirinin bilimsel bir açıklaması yoktur.” Makale şöyle devam ediyor: “En karmaşık mineral sistemleriyle en basit hücreler arasında zaten öylesine büyük bir farklılık söz konusu ki, hiç kimse geçişin nasıl yapıldığını anlayamaz. Yeryüzünde yaşamın meydana gelmesi, hiç olası olmayan bir dizi etkenin birikimidir ki, bizzat yaşamın varolması hiç olası değildir.” Oysa hayat vardır. Bunun nasıl olduğunu evrim izah edemezken, Mukaddes Kitap açıklamaktadır.
EMNİYET KEMERLERİ HAYAT KURTARIR
Deliller emniyet kemerlerinin gerçekten hayat kurtarıcı olduğunu kanıtlamaktadır. Bu sonuca A.B.D.’deki zorunlu emniyet kemeri kullanma konusunda yapılan bir incelemede varıldı. JAMA adlı tıp dergisinde yayımlanan inceleme, emniyet kemeri kanununa itaat ederek “arabada önde oturanların kazalarda çok daha az ciddi ve öldürücü yaralar aldığını” ortaya çıkardı. Böylece gelecek sefer arabanıza bindiğinizde emniyet kemerini takın; hayat kurtarabilirsiniz—kendinizinkini.