Dünyaya Bakış
1914—“Tarihsel Devrim”
● Alman Die Welt gazetesinde çıkan bir başmakalede 1 Ağustos 1944’ün tarihsel önemi üzerinde bir yorum yapıldı. Buna karşılık, bir okuyucu gazeteye bir mektup yazarak, makalede daha önemli olan 1 Ağustos 1914 tarihine neden dikkat çekilmediğini sorarak yakındı. Okuyucuya göre o tarihte, “sadece Almanya’yı etkilemekle kalmayıp Avrupa’yı ve tüm dünyayı değiştiren dünya çapındaki tarihsel bir devrim başladı. Çıkan savaş muazzam kayıplar verdirdi ve daha sonraları ikinci dünya savaşının filizlenmesine de neden olan Versailles ‘antlaşması’ ile sona erdi. Sovyet Rusya’nın ve süper kudret A.B.D.’nin gelişmeleri, Avrupa’nın tahtından inmesi, Üçüncü Dünya’nın uyanışı, hep birinci dünya savaşı yüzünden oldu. Çok az tarih 1 Ağustos 1914 tarihinden daha az vahim veya önemlidir!”
B.M. Başarısız
● The Toronto Star gazetesine göre, “Birleşmiş Milletler kurulmasından kırk yıl sonra, dünya çatışmalarını çözmek üzere harcadığı çabalar konusunda kesinlikle kırık not alır.” Komünist olmayan 17 ülkede 20.000 kişi arasında yapılan bir Gallup anketi, kişilerin ancak üçte birinin B.M.’in “ele almak zorunda olduğu sorunları çözmeğe çalışmakta” başarılı olduğunu sandığını açıkladı.
B.M. örgütünün sorumluları da hayal kırıklığına uğradıklarını söylediler. The New York Times gazetesi şöyle dedi: “Hayal kırıklığına uğramış birçok ana-baba gibi, ‘Birleşmiş Milletler 40 yaşında’ konulu iki günlük konferansa katılanların birçoğu, meydana getirdikleri çocuğun istedikleri gibi çıkmadığı hususunda düş kırıklığı, öfke ve dargınlık ifade ettiler.” New York Üniversitesinde yapılan bu konferansta birçok eski B.M. gözlemcisi, hukuk profesörü ve aralarında B.M.’in tüzüğüne imzasını atan tek yaşayan Amerikalının da bulunduğu birçok eski büyükelçi bir araya geldi. B.M., “tartışma yeri”nden başka bir şeye benzemediği belirtilerek eleştirildi.
Yaşlanma Üzerine Bir Seminer
● Yakın zamanda İtalya’nın Roma şehrinde yapılan uluslararası kongrenin konularından biri, yaşlanmanın nedeniydi. İtalya’dan ve İsrail’den gelen molekül biyologları, fizyologlar, biyokimyacılar ve fizyopatologlar toplandılar. Bu seminer hakkında haber veren La Republica gazetesi şöyle dedi: “Bütün dünyadaki araştırmacılar, yaşlanma dediğimiz sürecin temelinin hücreyi inceleyerek bulunacağı kanısındadırlar.” İnsan vücudunun hücrelerinin kendilerini yenileme yeteneğinin farkında olan bazı araştırmacılar, “hücre seviyesinde, zannettiğimizden daha uzun yaşamak için tasarlanmış olduğumuz” sonucuna vardılar.
Çocuk Evliliği
● Hindistan’da 1929’dan beri yürürlükte olan yasalara aykırı olmasına rağmen çocukları evlendirme âdeti devam ediyor. Yakın tarihlerde yapılan bir araştırmaya göre, köylülerde kızların yüzde 13’ü 10 ila 14 yaşlarında evlendiriliyorlar. Hindular geleneğe uyarak Akha Teej Günü’nün evlenmek için en hayırlı gün, olduğuna inanıyorlar. The Times of India gazetesine göre, o gün Rajasthan eyaletinde 40.000 kadar çocuk gelin ve damat evlendiriliyor. Evlenenler arasında henüz doğmamış olanlar bile var. Onların cinsiyetinin astrologlar tarafından saptanmış olduğu söyleniyor.
Mutlu Evlilikler
● Dayanıklı evlilikler hakkında yakınlarda yapılan araştırmaların sonuçlarını özetleyen The New York Times gazetesinde çıkan bir habere göre, “bir çiftin, sorunlarını görüşebilme yeteneği, evlenmeden önce birbirine ne kadar aşık veya mutlu olduklarından daha önemlidir.” Denver Üniversitesinden psikolog Hovard Markman şöyle demektedir: “Bütün çiftler evliliklerinde tatlı ve tatsız olaylar yaşıyor. Böyle zor durumlarda birbirleriyle serbestçe konuşmayan çiftlerin evliliklerinin zarar görmesi daha muhtemeldir.” Massachusetts Üniversitesinden George Levinger buna şunu eklemektedir: “Mutlu bir evlilik yapmakta en önemli etken, birbirleriyle uyuşmanız değil, uyuşmazlıkları nasıl ele aldığınızdır.”
Lağım Pisliklerinden Enerji
● İngiltere’nin Greater Bristol bölgesinde oturan yarım milyon insanın lağım pislikleri kârlı kullanılıyor. Yöresel sular idaresinin Avonmouthtesisatı her gün bu pislikten 15.000 m3 gaz üretiyor. Bu gaz da elektrik üreten jeneratörleri çalıştırıyor. Londra’da çıkan The Times gazetesine göre, tesisatın günlük üretiminin dörtte birinden biraz fazlası, küçük bir köyün bütün ihtiyaçlarını karşılayacak kadardır. Lağım pislikleri işleme tesisatından gelen metan gazı aynı zamanda sular idaresinin gaza ayarlanmış 12 arabasını da çalıştırıyor.
Duyguların Yol Açtığı Sancılar
● Hollandalı doktor Wouter Oosterhuis, duyguların yol açtığı sancıları sadece fiziksel bir hastalık olarak tedavi etmenin iyileşmez kronik hastalıklarla sonuçlanabileceğini söylemektedir. Sancılarının fiziksel nedeni bulunamayan 500 hastanın olayını inceleyen Dr. Oosterhuis, sancı bölgesiyle duygusal sorun arasında çok kuvvetli bir bağlantı buldu. Londra’nın Sunday Times gazetesinde bildirildiği gibi, saldırganlık duygularından rahatsız olan hemen hemen herkesin sancıları enselerinden duyulmaktadır. Korku duyanlar, karın sancısı çekiyorlar. Belden aşağıdaki sırt sancıları, karamsarlığa kapılmış olanlarda görülür. Doktora göre, bu gibilerin sorunlarını çözmek için psikolojik destek ve yardım gereklidir.
“Hapsi Seçmek”
● Kanada, Toronto kentinin Globe and Mail gazetesinde, Ontario Board of Parole kurulunun bir üyesi olan Geoffrey Fellows şunları yazıyor: “Mevcut kayıtlar, her yıl, kışın başlamasıyla hapishane nüfusunun önemli şekilde arttığını gösteriyor.” Neden mi? Fellows şöyle tahmin ediyor: “Birçok kişi sırf soğukta kalmamak için suç işlemeye isteklidir.” Bu suçlular acaba kimlerdir? Şöyle devam ediyor: “Toplumdaki sahipsizler, iş yapamayanlar ve serseriler.” Ancak bunların hapsi seçmelerine yol açan sadece mevsim şartları değildir. Hapiste onlara yemek ve bir de yatak verilir; böylece onlar sorumluluklardan kurtulurlar ve güvenli bir hayat tarzları olur.
T.C. Yargıtay 9. Ceza Dairesi Yehova’nın Şahitlerinin Lehinde Karar Verdi
● Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinin 12. 12. 1984 gün ve E. 1984/1, K. 1984/5 sayılı mahkûmiyet kararını temyizen inceleyen T. C. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 14. 6. 1985 gününde bahis konusu kararı oybirliğiyle bozmuştur. Yargıtay kararında, “sanıkların (Yehova’nın Şahitlerinin) eylemleri olarak tespit edilen cemaat oluşturma, dinsel inanışlarına göre ibadet etme, toplanma, inanışlarını öğretme ve yayma faaliyetleri, din ve vicdan hürriyetini koruyan anayasanın 24. maddesinin sınırlarını aşmamış ve maddenin son fıkrasında yazılı hürriyeti kötüye kullanmak ve istismar etme durumu da gerçekleşmemiştir. . . .. Yukarıda belirtilen nedenlerle sanıkların beraatleri yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi bozmayı gerektirmiş(tir)” demiştir.
Yehova’nın Şahitlerinin Bölge İbadeti
● Yehova’nın Şahitleri 20, 21 ve 22 Eylül 1985 tarihlerinde İstanbul Şan Tiyatrosunda “Gökteki Krallıkla İlgili Artış” konulu Bölge İbadetlerini yaptılar. Çok ilgi toplayan bu ibadete son gün 966 kişi katıldı. Tüm katılanların “evet” diyerek teyit ettikleri on noktada toplanan inanç ve hedefler, bu dinsel gruba karşı yapılan asılsız suçlamalara kesin bir cevap teşkil etti. Bu on noktada özet olarak Yehova’nın Şahitlerinin bu dünyadan olmadıkları, yani bu dünya ile ilgili hedef ve amaçlara sahip olmadıkları, beklentilerinin Tanrı’nın yapacağı dünya çapındaki bir değişiklikten sonraki sisteme ait olduğu vurgulanmıştır. Bu on noktada belirtildiği gibi, şimdi Yehova’nın Şahitlerinden beklenen Tanrı’nın Mukaddes Kitapta kaydettirdiği ahlak standardına göre yaşamak ve imanla Tanrı’nın yeni nizamını beklemektir.
Derin Denizlerde Bitkiler
● Ontario Bilim Merkezi’nin (Kanada) Newscience dergisine göre, iki botanik bilgini Bahama adaları açıklarında okyanusun 268 metre derininde yaşayan bitkilere rastlayınca çok şaşırdılar, çünkü güneş ışınları 180 metreden daha derinlere nadiren ulaşır. Bitki çeşitlerinden biri olan sert kabuklu kırmızı yosun, ışığı kullanmakta sığ sulardaki akrabalarından yüz kat daha beceriklidir. Bunun bir nedeni, yosunun eşsiz yapısıdır. Onun hücre duvarları son derece incedir ve hücreleri sütun halinde üst üste bulundukları için en üsttekilere vuran ışık alttaki hücrelere de sızabilmektedir.
Genetik “Parmak İzi”
● Kanada’nın Toronto şehrinde çıkan The Globe and Mail gazetesine göre, “bilginler, parmak izinin genetik karşılığını keşfettiler”; böylece bir tek insan hücresi bir ırza geçme olayında saldırganı, yasal babalık davasında babayı ve bir cesedin kimliğini saptayabilir. Kimliği tanıtıcı etken, DNA’nın intron adlı “yararsız görünen bir kısmı”dır; bunların kopyalarına insan kromozomlarının hepsinde rastlanır. İki farklı kişinin DNA’larının bir telinde bulunan bu kopyaların aynı örneğine sahip olma ihtimali on milyar kere milyarda birdir. Leicester (İngiltere) Üniversitesinden araştırmacılar bunu keşfettiler.