Dünyaya Bakış
Öldürücü Bir Yanlışlık Yapılabilir.
Birçok Avrupalı bilgin ve bilgisayar uzmanı “yanlışlıkla bir atom savaşı”nın patlak verebileceği yolundaki korkularını açıkça dile getirmekteler. Geçen yıllarda Amerika hava savunması kontrolünde çıkan bilgisayar sorunları ve yalancı alarmlarla birlikte “Avrupa içinde erken uyarı için gereken vaktin önemli ölçüde azalması”, uzmanlarca sakıncalı bulunmuştur. Computerwoche dergisine göre, bir grup Alman profesörü, birkaç dakika içinde nükleer saldırıya karşı misilleme yapmak için tasarlanıp yapılmış olan elektronik sistemler hakkında, Federal Alman Hükümetine karşı anayasal bir şikâyette bulunmaya hazırlanıyor. Profesörlere göre söz konusu bu sistemler, “teknik hatalar veya insanın gösterebileceği beceriksizlikler yüzünden son derece güvenilmez ve nükleer bir savaşın yanlışlıkla patlak vermesine yol açabilecek yarı otomatik veya tam otomatik reaksiyon sistemleri”dir.
Kolesterolu Azaltın
Amerikalıların kolesterol düzeyi ortalama olarak çok yüksektir ve bu konuda bir şeyler yapılması gerekir. Maryland eyaletinin Bethesda şehrindeki Ulusal Sağlık Enstitüleri tarafından bir araya getirilen bir uzmanlar grubunun vardığı sonuç budur. Uzmanlar tipik ve orta yaşlı bir Amerikalının, 100 mililitre kan serumunda, 220’den 260 miligrama kadar kolesterol buldular. Amerikalılar arasında ölüm olaylarının yarısının nedeni olan kalp hastalıklarına aşırı derecede katkısı olan bu kolesterolün normal ölçüsü 20 yaşlarındakilerde 180, 30 ile daha yukarı yaşlarda olanlarda 200 miligramdan az olması gerektiği sonucuna varıldı. Amerikalılara ortalama olarak şunlar tavsiye ediliyor: “Daha az kırmızı et, bunun yerine balık ve (derisi soyulmuş) kümes hayvanları yiyin. Hiç değilse nadiren sosis ve jambon yiyin. Sert peynirleri, dondurmayı ve aynı zamanda tereyağ, margarin, sıvı ve başka yağları daha az yiyin. Genellikle donmuş yağlarla hazırlanan hazır yemeklerden sakının. Haftalık yumurta sarısı tüketimini iki ile dörde kadar indirin. The New York Times gazetesi bu tavsiyeleri “kolesterol ve kalp hastalıkları hakkında şimdiye kadar yapılan en geniş kapsamlı kamu sağlığı tavsiyesi” olarak adlandırdı.
Kanser Önleyici
“Her gün sebze yiyen kişilerin kanser olma riski, yemiyenlere oranla daha azdır.” Bunu söyleyen, kanser araştırması hakkında en büyük ve en uzun bir dizi yazan New-York Daily News gazetesidir. Japonya’nın Tokyo şehrindeki Uluslararası Kanser Araştırma Enstitüsünden Doktor Takeshi Hirayama tarafından yönetilen bu araştırmada, 1965’ten 1981’e kadar 40 yaşın üstünde kanserden ölen 122.000 erkeğin durumu incelendi. Sigara ve içki içen, et yiyip de hiç sebze yemeyen erkekler arasında, kanser nedeniyle ölüm oranı—100.000 erkekten 808 idi—bu en yüksek orandı. Aynı alışkanlıkları paylaşıp da her gün sebze yiyenler arasında ise, bu oran 100.000 erkekle 524 idi. Sigara ve içki içmeyen, et yemeyen fakat her gün sebze yiyen 100.000 erkek arasında ise sadece 324 kişi kanserden öldü.
Doğaya Başvuran Doktorlar
Bazı memleketlerdeki tıp uzmanları bu yönteme şüpheyle baktıkları halde, Almanya’daki doktorların çoğu, doğal tedavi şekillerini etkili buluyor. The German Tribune gazetesi şöyle demektedir: “Federal Alman Cumhuriyetindeki 67.000 doktorun yüzde 60’ından fazlası, doğal tedavi yöntemine bazen başvuruyor. Yüzde 20’si muntazaman bitkisel ilaçlar için reçete yazmakta ve yüzde 5 ila 10’u ise, bitkisel ilaçlardan başka şey kullanmamaktadır.” Stuttgarten Nachriehten gazetesine göre, bilimde çoğulcuğu savunan Dr. Veronika Carstens şöyle dedi: “Günümüzün doktorları modern tıbbın kesinlikle vazgeçilmez başarıları ile yumuşak, zararsız ve sık sık çok etkili olan doğal tedavi tekniğini birleştirmeğe istekli olmalıdırlar.”
İlk Sümer Sözlüğü
Aşağı yukarı 4000 yıl önce konuşulan Sümer dilinin ilk sözlüğü basılmaya başlandı. Pennsylvania Üniversitesindeki bilginler, geçenlerde sözlüğün ilk cildinin tamamlandığını duyurdular. Titizlikle yürütülen bu işe 1976’da başlandı. Bittiğinde bu sözlüğün hiç değilse 22 cilt olup takriben 16.000 maddeyi kapsayacağı beklenilmektedir. Sözlüğü yayımlayan 59 yaşındaki Profesör Ake Sjoberg bu konuda “İş bitmeden önce herhalde ben ölmüş olacağım. MÖ 2000 yılı civarında Dicle ve Fırat nehirleri arasında yaşayan eski Sümerliler, çivi yazısıyla balçıktan yapılmış tabletlere çok şey yazdılar. “Her şeyi kaleme aldılar.” Bunu söyleyen sözlüğün yayın yardımcısı, Erle Leichty şöyle devam etti: “Baskı makinesini icat edilmesinden önceki kültürler arasında, diğerlerine oranla en fazla yer tutanı Sümer kültüründen aldıklarımızdır.” Topraktan çıkarılan aşağı yukarı bir milyon tabletin çoğu, şifresinin çözülmesini bekliyor.
Yeni Bir Gezegen mi?
A.B.D.’deki Arizona Üniversitesinden ve Ulusal Astronomi Gözlemevlerinden bir astronom grubu, güneş sistemimizin dışında Jüpiter’in büyüklüğünde ve gezegene benzeyen bir gök cismi keşfetti. Araştırmacılar, Afiyukus takımyıldızından uzakta olan bir yıldızın yörüngesinde dönen bu son derece büyük gazlı gök cisminin, bizim gezegen sistemimizin dışında ilk defa görülen bir gezegen olduğuna inanıyorlar. Fakat başka astronomlar aynı fikirde değildirler. Bu cismin ne bir gezegen, ne de gerçek bir yıldız olduğunu söylüyorlar. Daha siyade “brown dwarfs” (Kahverengi cüceler) adında tamamen yeni bir cisimler sınıfının ilk delili olabileceği sanılıyor. Durum ne olursa olsun, iki taraf da, yeni keşfin hayret ve heyecan verici olduğunda hemfikirdir. Yeni görülen bu cisim yeryüzünden 21 ışıkyılı, yani yaklaşık 198 trilyon klm. uzaktır.
Şüpheli Olan Piskoposlar
Mukaddes Kitabın söylediği gibi, İsa Mesih’in bir bakireden doğmuş ve diriltilmiş olduğuna inanmayan bir teoloji profesörü olan Dr. David Jenkins, geçen temmuz ayında İngiltere Kilisesinde en yüksek mevkilerden biri sayılan Durham Piskoposluğuna atandı. Onun görüşleri nisanda ilk defa açıklandığı zaman, birçok kilise üyesi, böyle inançsız birinin bu yüksek mevki için aday olarak gösterilmesinden rahatsız oldu. Oysa, daha sonra Kilisenin 39 piskoposundan 31’i arasında yapılan bir anket, bunlardan birçoğunun Dr. Jenkins gibi düşündüğünü ortaya çıkardı. The South China Morning Post gazetesi bu konuda: “Yapılan ankette, 15 piskopos, Yeni Ahitte yer alan mucizelerin, İsa’nın hayat hikâyesine daha sonra yapılan ilâveler olduğunu söylediler” diye yazıyor.
Paranız Mı, Yoksa Hayatınız Mı?
Şikago Üniversitesinden iki araştırmacı, yaptıkları yeni bir incelemeye göre şu öğüdü veriyorlar: Bir soyguna uğradığınız zaman karşı koymayınız. Karşı koymanız, öldürülme tehlikesini büyük ölçüde artırır. “Kentteki Soygunlarda Kurbanların Yaralanması ve Ölmesi” başlıklı raporda, bir yıl boyunca Şikago şehrinde yapılan bir polise bildirilen bin dolayındaki soygun olayı incelendi. Rapor şöyle demektedir: “Kurbanın suçlu ile işbirliği yapmak istememesi, kimin iradesi daha güçlüdür çekişmesine yol açar.” Araştırmacıların vardığı sonuca göre, bir soygunda sorulması gereken: “paranız mı yoksa hayatınız mı sorusudur; doğru cevabı ise, paranızı veriniz şeklindedir.”
Gürültünün Çaresi
Şehirde oturanlar sık sık gürültü yapan komşulardan şikâyet ederler. Onlar hakkında ne yapılabilir? Tokyo’nun Keio Üniversitesinden olan profesör Kazuo Yamamoto bunun bir çaresini bulmuş gibidir. Mainichi Daily News gazetesi “Profesörün yaptığı incelemeye göre, birbirleriyle karşılaşmayan ve görüşmeyen komşuların yüzde 65’e yakını birbirinin çıkardıkları seslerden rahatsız olduklarını söylediler. Komşular görüşür, selamlaşırlarsa, rahatsız olma oranı yüzde 35’e düşüyor. Hele onlar birbirlerine sokakta ufak bir sohbet yapacak kadar tanırlarsa, bu oran yüzde 20’ye kadar iniyor.” Sonuç olarak profesör ‘komşularınızla tanışınız’ şeklinde öğüt veriyor.
Yıldırıma Karşı Güvenlik
İngiltere’de Oxford şehrinde toplanan bir grup Singapurlu bilim adamına göre, bir golf alanında, futbol sahasında, küçük teknede, kapalı otobüs durağında veya yaygın olarak bilindiği gibi, bir ağacın altında iken yıldırım düşecek olursa sonuçta o insanın ölmesi çok olasıdır. Yıldırımlı ve gök gürültülü bir fırtına kopunca yapılacak en iyi şey acaba nedir? İyi temellenmiş bir binaya sığınmak ve madeni şeylerden, örneğin borular, direkler veya ıslak duvarlardan uzak durmaktır. The Daily Telegraph gazetesi, konuya ilişkin olarak: “Sığınacak hiçbir yeri olmayan açık bir alanda bulunuyorsanız, en alçak noktaya veya bir çukurun içinde çömelin. Islanmak, ölmekten iyidir” diyor.
İnsanın En İyi Arkadaşı Mı?
Manchester Üniversitesinden Dr. David Bexter ve profesör İan Lack’a göre, köpekler insanlarda her yıl 70.000’den fazla enfeksiyon vakasına yol açmaktadırlar. Londra basımı Daily Telegraph gazetesinden alınan bir habere göre bu sayıya, köpek ısırmasından kaynaklanan 31.000 enfeksiyon vakası, 14.000 kadar şiddetli ishal olayı ve 9.000 mantar hastalığı dahildir. Bu sayı, aynı zamanda insanda körlüğe yol açabilen ve özellikle çocukları etkileyen 16.000 toksokariasis vakasını da içine alıyor.