Dünyaya Bakış
● ÇILGIN HAVALAR
Bu yıl havalar, dünya çapında ıslak, çılgın ve kararsızdı. Sağanak şeklindeki yağışlar Güney Amerika’da bulunan birkaç şehri harabeye çevirdi; hatta sokakta lağım birikintileri meydana getirdi. Olağandışı havalar, Peru’nun balıkçılığını perişan etti; milyonlarca okyanus kuşunu yok etti ve yer kaymaları nedeniyle bazı şehirler toprağa gömüldüğü zaman, yüzlerce insan hayatına kaybetti. Ekvator’da görünümüyle çöle benzeyen Guayaquil, birkaç ay içinda yağan 254 cm. yağmurla tamamen suyla kaplandı. Batı Almanya’da, Ren nehri yağan yağmurlar yüzünden rekor bir düzeye, yani 7,1 metreye yükseldi; evler su altında kaldı ve Köln şehrinin merkezindeki sokaklar kanallara dönüştü. Bu su baskını, 36 yıldır görülen en kötü su baskınıydı. Amerika Birleşik Devletlerinin birçok yöresinde o zamana kadar görülmemiş yağmurlar yağdı.
Küre çapında neden böylesine zarar verici hava şartları oldu? Bu durum karşısında hava tahmin uzmanları şaşırıp kalıyorlar. Bazıları genellikle Peru açıklarında geçen El Nino sıcak okyanus akıntısını suçluyorlar. Başkaları, geçen yıl izlenen çok sayıdaki volkanik patlamalara işaret ediyorlar. Bu patlama, atmosfere büyük miktarda kükürtlü asit püskürttü; bu bileşim, dünyaya iletilen güneş enerjisinin oranını değiştirmiş olabilir. Digerleri ise, kuzey yarımküresinin ılık bölgelerinde 25 yıldan beri görülmemiş oranda sıcak son kışı suçluyorlar.
● KARINCALARIN HABERLEŞMESİ
Düzenli faaliyetleriyle tanınan karıncalar, birbirleriyle nasıl haberleşirler? Karıncalar konusunda dünyanın başta gelen uzmanı, sayılan Edward O. Wilson’a göre, bunu kimyasal maddeler salıvermekle yaparlar. Onun bulgusu, karıncaların tüm faaliyetleriyle ilgili 35 yıllık bir araştırmanın sonucudur. O şöyle diyor: “Karınca vücunun değişik organlarında bulunan 10-20 kimyasal maddeyi salıvererek tehlikeyi haber verir; yiyecek bulunan bir yere işçileri gönderir; düşmana saldırır veya belirli bir yerde toplanmalarını söyler; yani, 50 standart davranış biçimini haber verir. Kimyasal maddeleri algılamak için olağanüstü bir yeteneği vardır.”
Wilson’un bulduğu gibi, karınca, ölen karıncayı çürümeye başlayınca salıverdiği oleik asit vasıtasıyla tanır. Deney olarak, canlı bir karıncanın üzerine bir damla oleik asit damlatıldı. Diğer karıncalar, “kıvranıp tekmeleyen”, “Ölü” zannettikleri karıncayı yuvalarının dışındaki mezara götürdüler; o karıncayı her dönüşünde tekrar mezara götürdüler. Fakat Wilson: “Karıncaların karmaşık haberleşme sistemini ancak şimdi anlamaya başladık” diyor.
● YAKINDA DEVRİLECEK Mİ?
Eğriliğiyle meşhur olan Piza Kulesi’nin eğriliği geçen yıla oranla eksende, 1,27 milimetre artmıştır. Yetkililer, bu süreç durdurulmazsa, kulenin mutlaka devrileceğini söylüyorlar. Piza anıtının baş kontrol görevlisi olan Giusseppe Toniolo’nun söylediği gibi, “bu süreç yüz yıl daha sürebilir, fakat kule daha yakın bir tarihte de devrilebilir.” Uzmanlar, kulenin devrilmemesini sağlamak amacıyla, hükümetin harcadığı çabaların sonuçsuz kalacağından korkuyorlar. Bay Toniolo: “1934’te yapılan son büyük mü dahale, kulenin eğriligini büyük çapta artırdı. Bu sefer ne olacağını hiç kimse söyleyemez” dedi. Geçmişte alınan tedbirler arasında, kulenin yatan tarafının altına 90 ton beton dökmek ve su seviyesinin düşmesini önlemek için çevredeki 15 artezyen kuyusunu kapatmak vardı.
İnşasına 12. yüzyılda başlanan kule halen ekseninden 4,7 metre eğridir, yapım halindeyken 10,7 metreye gelindiği zaman, zaten yan yatmaya başlamıştı. Son üç katla çan yeri 14. yüzyılda eklendi ve kule şimdiki 54,9 metrelik yüksekliğine erişti; o zaman bile zaten tepesi ekseninden 3,1 metre eğri durmaktaydı. Kulenin meşhur eğriliği bazı günlerde 7.000 turistin dikkatini çekmektedir. Turistler, her gün onun sarmal olarak yükselen hemen hemen 3000 basamağından tepesine tırmanıyorlar. Bay Toniolo şöyle dedi: “Kuleyi doğrultmak istemiyoruz. İstediğimiz, sadece devrilmesini önlemektir.
● SİLAHLARIN FİYATI NEDİR?
Birleşmiş Milletlerin raporlarına göre, milletler silahlar için yılda aşağı yukarı 600 milyon dolar harcıyorlar. Birleşmiş Millelerin Genel Sekreteri Javier Perez de Cuellar bu muazzam rakama bir anlam vermek için bazı karşılaştırmalar yaptı. Örneğin: “Çiçek hastalığını yok etmek için WHO [Dünya Sağlık Örgütü] 100 milyon dolardan az para harcadı.” Bu miktar, uzaya geliştirilmiş füze atan bir sistem için harcanandan çok azdır.
Bu rakamın “yüzde birinin yarısı veya binde 5’i ile az gelirli ve yiyecek darlığı çeken ülkelerin, kendilerine yeterli duruma gelebilmeleri için, gerekli olan çiftçilikle ilgili donatımın büyük kısımı satın alınabilirdi. Değeri aşağı yukarı 200 milyon dolar olan son tip iki stratejik bombardıman uçağının bedeliyle dünya çapında bir okuma yazma kursunun giderleri karşılanabilirdi.”
Tüm giderlerin bir ortalaması olarak, dünyada kişi başına 112 dolar düşmektedir. “Bu miktar, bazı gelişmekte olan ülkelerde bir kişiye düşen gayri safi ulusal gelirden daha fazladır.” Aynı zamanda, dakikada bir milyon dolardan fazla para harcanmaktadır.
● MUKADDES KİTAP TERCÜMELERİ ARTMAKTADIR
Mukaddes Kitap, dünyada en çok tercüme edilen kitap durumunu korumaya devam etmektedir. American Bible Society’e göre, Mukaddes Yazıların hiç olmazsa bir kitabı 1763 dilde basılmıştır. Bu sayı, 1981’e göre, 24 adet fazladır. Bu dillerin birçoğu artık kullanılmadığı için, aşağı yukarı 500’ü ancak Mukaddes Kitap şirketleri tarafından sunulmaktadır. Mukaddes Kitabın bütünü 279 dilde bulunabilir. Bu sayı da, 1981’e göre 2 adet fazladır. Bugün dünyada tahminen 3000’den fazla dil ve farklı lehçe konuşulmaktadır.
● GÖZETİLEN HAKLI AYRIM
Malezya’da, sigara içenlere küçük işleri için faizsiz ödünç para verilmez. Acaba para almanın sigara içmekle ne ilgisi var? Ulusal ve Bölgesel Gelişme bakanı Sanuni Junid’e göre, ‘onların, eğer sigara satın almaya güçleri yetiyorsa, devletten ödünç para almaya ihtiyaçları yoktur.’ Ayrıca hükümet, ödünç para almak için baş vuranların sözüne de güvenmemektedir, Kişinin tütün kullanıp kullanmadığı, ancak tıbbi testlerle saptanmaktadır.
● GÜNEŞ GÖZLÜKLERİNİ KONTROL EDİN!
Kanada’da, Ontario’daki Waterloo Üniversitesinde optometri profesörü olan Anhony Culen’e göre, piyasada satılan bir çok güneşe gözlüğü güneşin ultraviyole ışınlarını önemli ölçüde süzemez. Işık radyasyonu tehlikelerinde uzman olan Culen’in söylediği gibi, bu durum sonraki yaşlarda bir katarakt veya başka bir görüş sorununun meydana gelmesine yolaçabilir. İnsanlar parlak güneş ışığından korunmak için genellikle gözlerini kısarak bakarlar. Oysa, güneş gözlükleri ışığın parlaklığını azalttıkları için, onları kullananlar, gözlerini kısma gereğini duymazlar ve böylece ultraviyole ışılarının gözbebeğinden girip zarar vermelerine izin verirler.
● YİYECEK İÇİN TÜTÜN
Roanoke Times and World News gazetesine göre, “tütün bu yüzyılın sonunda dünyanın başta gelen ekilen besini haline gelebilir.” Makalede değinilmiş olduğu gibi, bilginler, “taze tütün yapraklarından değerli proteinler çıkarmak için bir ezme” yöntemi buldular. Bu proteinler, “sadece katransız ve nikotinsiz değil, aynı zamanda tatsızdır da ve hiç kimse farkına varmadan” yiyecekleri zenginleştirmek için onlara katılabilir. Bilginlerin görüşüne göre, “yumurta akı gibi çırpılabilen” tütündeki proteinler, “hastanedeki özellikle böbrek diyalizinde hastaları ve sınıflı rejimle yeterince protein almakta güçlük çeken diğer hastalar için de değerli bir yiyecek türü” olacak ve “çözülmelerini önlemek için,” birçok gıda maddesine eklenen hayvansal proteinlerin yerine geçecektir. Bilginlerin söylediği gibi, “iyi bir tavuk ve domuz yemi olan nişastalı, unlu yeşil topak” şeklindeki protein artıkları çok yararlıdır. Onlar, neden tütün yaprağını yemenin sağlıklı, oysa içmenin sağlıksız olduğunu iddia ediyorlar. Times and World-News gazetesine göre, “bunun temel nedeni bilginlerin bu bitkiyi taze, yeşil ve proteinle doluyken kullanmasıdır. Sigaraya tadını veren (sağlıkla ilgili uyarıların yapılmasına yolaçan] katran ve nikotin, bitki çiçeklenip proteinleri kayboluncaya kadar birikmez.”
● OKUMA YAZMA BİLMEYENLER ARTMAKTA
UNESCO’ya göre, dünyadaki okuma yazma bilmeyenlerin sayısı 1970’te 742 milyondu, bu sayı 1980’de 814 milyona çıkmıştır. Bu Birleşmiş Milletler kolunun söylediği gibi, u artış devam ederse, onların sayısı 1990’a doğru 884 milyona ulaşacaktır. Ayrıca, okuma yazma bilmeyen kadınların sayısı da erkeklerinkinden daha büyüktür ve yükselmeğe devam etmektedir. En yüksek okuma yazma bilmeme oranı, genellikle kırsal bölgelerde ve aynı zamanda şehirlerin içinde veya yakınındaki fakir semtlerde bulunuyor. Fildişi Sahilinin Fraternite Matin gazetesi, şöyle diyor: “Böylece okuma-yazma bilmeme ve fakirlik birbirine yakınen bağlantılıdır.”
● BORÇLU MİLLETLER
Üçüncü dünya milletlerinin şimdi, aşağı yukarı 700 milyar dolarlık borcu vardır. Bazı ülkeler hâlâ borçlarını ödüyorlar, başkaları ise, ödeyemiyor. 1979’da, on yedi ülke ticari bankalardan aldığı borcu ödememişti. 1981’de yirmi altıya yükselen bu sayı, aynı oranda büyümeye devam ediyor. Sayısı hızla artan başka bir grup ülke de hükümet ve bankalara olan borcunun ödeme vadesini değiştirmek istedi. Kanada’daki Toronto şehrinin Sunday Star gazetesi, böyle borçlar iktisatçılar arasında “küre çapında ekonomik kargaşa korkuları” yaratıyor, dedi.