Dünyaya Bakış
● UZUN YAŞAMAK İÇİN YEDİ YOL
Los Angeles School of Public Health’teki Kalifornia Üniversitesinde çalışan araştırmacılar, uzun ömürlü olmakla yakından ilişkisi bulunan yedi sağlık önerisinde bulundular.
Bunlar şunlardır: (1) Asla sigara içmeyin; (2) Düzenli olarak fiziksel hareketler yapın; (3) Alkollü içkileri ölçüyle kullanın veya hiç kullanmayın; (4) Düzenli olarak her gece yedi veya sekiz saat uyuyun; (5) Uygun vücut sağlığını koruyun; (6) Sabahleyin kahvaltı yapın ve (7) yemekler arasında hiç bir şey yemeyin. Araştırmacıların söylediğine göre, bu alışkanlıklar ne kadarı uygulanırsa, kişi o derece sağlıklı olacaktır. Bu alışkanlıkların sadece üçüne uyan 45 yaşındaki bir kişinin daha 21,6 yıl yaşamayı bekleyebileceği söylendi. Oysa normal şartlar altında bunların altısını veya yedisini uygulayan bir adam, daha 33,1 yıl yaşamayı bekleyebilir.
● FİZİKSEL EGZERSİZLER KALP KRİZLERİNİ AZALTIYOR
Orta yaşlı erkeklerde birkaç yıl boyunca yapılan muayeneler sonunda sıkı şekilde fiziksel egzersizler yapanların, yapmayanlara oranla koroner kalp hastalıklarının yarısından daha azına sahip oldukları saptandı. Bunun nedenini açıklayan teoriler vardır; ama eldeki deliller henüz kesin değildir. Bundan çıkan pratik sonuç şudur: Fiziksel egzersizler size iyi gelir.
● EN İYİ İLAÇ
Geçenlerde gülmenin yararlı etkilerini inceleyen bilim adamları, bunun bir ölçüde bedeni hareketlere eşit olduğu sonucuna vardılar. Newsweek dergisine göre, gülerken “karın, göğüs, omuz ve başka yerlerdeki adaleler ve kalbin vuruşları ve kan basıncı artıyor. Şiddetli ve ani bir gülme nöbetinde nabız 60’tan iki misline, yani 120’ye çıkabilir ve sistolik kan basıncı ise, normal olan 120’den çok heyecanlı bir seviyeye, yani 200’e yükselebilir.” Stanford Üniversitesinin bir doktoru, gülmeye bir tür “durağan koşuş” demektedir. Güldükten sonra, adaleler daha gevşemiş durumdadır ve kalbin vuruşu ile kan basıncı normalin altına düşmektedir. Bu durum, gerginliğin azaldığını göstermektedir. Bir üniversite psikoloğu, “gülmenin birçok yönden uzun ömürlülükle ilgili olduğu”nu savundu.
● KARINIZI KURTARIN—SİGARA İÇMEYİN
Japonya’da yapılan araştırmaların sonucu, kocalarının sigara dumanına maruz kalan sigara içmeyen kadınların kocaları sigara içmeyen kadınlardan çok daha yüksek oranda akciğer kanserine tutulacağı anlaşıldı. Akciğer kanserinden oluşan ölümlerin oranı, kocaları çok sigara içen ama kendileri içmeyen kadınlar için iki kat daha büyüktür. Kadınların da sigara içtiği durumlarda ise, akciğer kanseri ve anfizem, bronşit, kalp rahatsızlığı ve gebelikle ilgili bazı hastalıklar artmaktadır.
● KATOLİKLERİN KUTSAL YILI
Papa II. Jean Paul, 1983 yılını Kutsal Yıl olarak ilân etti. Yaptığı bu ilan, Vatikan kaynaklarını şaşırttı. Roma Katolik Kilisesi, 1470 yılından beri her çeyrek yüzyılı Kutsal Yıl olarak kutluyordu. Şimdi ise, Katoliklerin her yüz yılda altı kutsal yıl kutlayacakları anlaşılıyor. Çünkü 1933’te Papa XI. Pius, İsa Mesih’in ölümünün 1.900. yıldönümüne işaret etmek için, o yılı Kutsal Yıl olarak ilan etmişti. (Aslında işaretlenen şey Hitler’in iktidara gelmesiydi.) 1983 yılının seçilmesinin nedeni ise, İsa’nın ölümünün (Hıristiyanlık için kurtuluş’un) 1950. yıldönümünü anmaktır. Böylece izlenmeye başlanan yeni programa göre, her çeyrek yüzyılla beraber Kurtuluşu kutlamaları için ‘33 ve ‘83 yılları birer Kutsal Yıl olarak tesit edilecektir. Papa’nın verdiği başka nedenler ise, şöyle: Yakında toplanacak olan Episkoposlar Meclisi, 2000 Kutsal Yılı için “layık hazırlıklar” ve tüm düzeylerde ruhi bir yenileme gayreti içinde olacaktır.” Bir önceki 1975’teki Kutsal Yılın sonunda, Katolik dergisi Commonweal şöyle demişti: “Tanrı’nın sözü daha açık ve daha etkili şekilde va’zedilmemektedir.” Acaba bu durum 1983’te daha iyi olacak mı?
● İSVEÇ’TE KADIN PAPAZLAR
İsveç Devlet Kilise Konseyi, bundan böyle papazlık yeminini sadece kadınları papaz olarak kesinlikle kabul eden biri tarafından içilebileceğini kararlaştırdı. Konsey üyelerinin çoğunluğu, erkekle kadının tam bir eşitlik içinde papaz olarak hizmet edebileceği fikrini kabul etti. Göteborg Episkoposu Bertil Gartner, çoğunluğun görüşüne boyun eğmenin İsveç Kilisesinde konu olacak şaşırtıcı bir sorunu önlemenin tek yolu olduğunu söyledi.
● TEHLİKELİ ARTIKLAR
İkinci Dünya Savaşından kalma buldukları cephaneyle veya silahlarla oynayan Alman çocukları yine yaralanıyorlar. Nord Rheinland Westfalen eyaletinin bir görevlisi Die Welt gazetesinde, Rhein ve Ruhr nehirleri etrafında II. Dünya Savaşından kalma artıkların aranmasına daha “yıllarca” devam edilmesi gerektiğini söyledi. 1949 ile 1981’in sonu arasında aşağı yukarı 300.000 değişik yerde kazılarak ortaya çıkarılan yaklaşık 30 milyon bomba, mayın, roket, el bombası ve başka patlayıcı madde bulundu. Bulunan bu küçük silahların ağırlığının 5.718 ton olduğu tahmin edildi. Uzmanlara göre, bombalar “hiç olmazsa, 65 yıl patlayabilir durumda kalıyor”lar.
● DÜŞEN BİR GÖKTAŞI EVE GİRİYOR
Bilginler hergün yerin atmosferinde 200 milyon gök taşının veya kayan yıldızın görüldüğünü tahmin ediyor. Hemen hemen hepsi de henüz yere varmadan tamamıyla yanıyor. Bu nedenle, yılda sadece 500 göktaşı atmosferi aşıp yere düşüyor; ve bunlardan ancak çok azı bulunuyor. Bununla beraber geçenlerde bunlardan biri Wethersfield, Connecticut (A.B.D.)’de bulundu. Bu göktaşı bir evin damını delerek, birinci ve ikinci katları hızla geçip oturma odasına kadar girdi. Bir greyfrut boyundaki göktaşının ağırlığı aşağı yukarı üç kiloydu. İlginç olarak, bir göktaşının Wethersfield’deki bir evin damından şiddetle girmesi 11 yıl içinde ikinci kez olmuştu. Cambridge, Massachussetts (A.B.D.)’deki Smithsonian Astrophysical Observatory’nin bir jeologu olan Dr. Ursula Marvin, “iki göktaşının aynı kasabaya düşmesi adeta kavranılması güç bir olaydır” dedi. Jeolog, bu kara nesnenin herhalde “Mars ve Jupiter arasında bulunan bir tür göksel kaya bahçesi”nde, yani asteroid kuşağından geldiğini sözlerine ekledi.
● ARTAN UZAY HASTALIĞI
Uzay uçuşlarının kazandığı tüm övgü ve başarılar arasında, hem Amerikan, hem de Rus uzay kuruluşlarını kaygılandıran fakat az kişinin fark ettiği yeni bir sorun ortaya çıktı, bu, uzay hastalığıdır. Garip olan şey, uzay uçuşlarının ilk günlerinde, az sayıda astronot veya kozmonotun uzayda hastalanmasıdır. Skylab projesiyle hasta olanların sayısı arttı. Uzay mekiğinin uçuşlarında ise, üç uçuşun ikisinde astronotlar hastalandı.
Milli Hava ve Uzay Yönetimi, aracı yörüngeye oturtacak olan astronotların yarısının titizlikle ve zorlu bir antremanla seçilmesine rağmen, yine de uzay hastalığına tutulacağından korkmaktadır.
● ESKİ TOHUMLAR YEŞERİYOR
Bir bitki bilimcisi olan William Beal, 100’den fazla yıl önce toplanan bitki tohumlarının ne kadar sonra bile yeşerebileceklerini öğrenmek için bir deneye başladı. East Tansing, Michigan A.B.D. East Lansing şehrinde, laboratuvarın yakınında 20 bitki türünün biner tohumluk 20 şişesini toprağa gömdü. Beş yıl geçtikten sonra, şişelerden birini çıkarıp tohumlarını ekti. Yeşerdiler. Buna her beş yıl süreyle 1920 yılına kadar devam etti. Diktiği bütün tohumların yeşerdiklerini gördü. Beal 1924’te ölünce, meslektaşları, her on yılda bir defa bu deneylere devam etti. Bir yüzyıl sonra, yani 1980’de başka bir şişe çıkarılıp tohumlar ekildi. Yirmi dokuz tohumdan altı tanesi öldüğü halde, 23’ü yeşermeğe başladı. Büyüyen 23 tohum üç değişik türdendi.
● BEBEKLE BİRLİKTE UÇARKEN
Bir anne bebeğiyle uçaktayken çocuğunun kulaklarının ağrımasını önlemeye yardımcı olmak için yanında bir şişe bulundurursa, iyi yapmış olur. Bu tavsiye, New Haven, Connecticut (A.B.D.)’in Health Department’te çalışan Dr. Hans H. Neumann tarafından kaleme alınan bir mektupta belirtilmişti ve New England Journal of Medicine tıp dergisinde yayımlandı. Doktor: “Uçak yolcuları, iniş anında bebeklerin acıyla ağladıklarını biliyorlar” diye yazdı. “Doktorlar, uçak kalkarken ve özellikle inişe geçerken annelerin bebeklerine çok sevdikleri bir sıvıyı içirmelerini tavsiye etmelidirler.” Buradaki sorun, değişen hava basıncı olduğu için, “sık sık yutkunmanın kulak zarının her iki tarafındaki basıncın dengelenmesini kolaylaştırmasıyla ilgilidir” dedi. Doktorun söylediği gibi bebeklerin kulakları daha çok ağrıyor, çünkü östaki boruları dardır ve burunları ise, çok defa tıkanıktır.
● BİLGİNLER VE SAVAŞ
Avustralya’nın ileri gelen bilginlerinden olan Sir Mark Oliphant’a göre, dünyadaki fizikçilerin yarısı savaş silahları yapımında rol oynamaktadır. Avustralya’nın Kanberra şehrinde yapılan Fifth Physisc Congress toplantısında bu bilgin şöyle dedi: “Şimdi dünyada varolan korkunç ve şaşmaz kütle harabiyetini sağlayan yeni silahların, silahlı kuvvetlerin değil, bilim adamlarının istek ve tetkiklerine dayanarak geliştirilmesi, düşündürücü bir gerçektir.” Sir Mark, böylece Avustralyalı bilginlerin cevaplandırması gereken bir soruyu ortaya atmış oldu: Bilginler savaşı karşı koysunlar mı yoksa “insan onurunun ve değerlerinin teknotojik harabiyetine katılsınlar mı?”