Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • w26 Temmuz s. 26-30
  • Yehova’nın Ellerinde Şekilleniyorum

Bu kısım için bir video yok.

Üzgünüz, video yüklenirken bir hata oluştu.

  • Yehova’nın Ellerinde Şekilleniyorum
  • Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur (İnceleme)—2026
  • Altbaşlıklar
  • Benzer Malzeme
  • ÇOCUKKEN TANRI’YI ARIYORUM
  • ÖNCÜLÜK YAPMAK İÇİN ÜNİVERSİTEYİ BIRAKIYORUM
  • BROOKLYN BEYTELİ BENİ ŞEKİLLENDİRİYOR
  • “JAPONCA ÖĞRENMELİSİN!”
  • JAPONYA BÜROSU VE SAHADA HİZMET
  • YEHOVA’NIN ELLERİNDE DAHA DA ŞEKİL ALMAK İSTİYORUM
  • Sizin İçin En İyi Yaşam Tarzı Bu Olabilir mi?
    Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—2001
  • Açık Davet!
    Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—2010
  • Tamgün Hizmet Sayesinde Tattığım Nimetler
    Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—2014
  • Sadakatle Hizmet Eden Biraderlerle Çalışmak Bir Nimetti
    Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur (İnceleme)—2017
Daha Fazla
Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur (İnceleme)—2026
w26 Temmuz s. 26-30
Ken Kiuçi.

YAŞAM ÖYKÜSÜ

Yehova’nın Ellerinde Şekilleniyorum

ANLATAN, KEN KİUÇİ

BROOKLYN Beyteli’ndeki (New York, ABD) matbaada çalışmaya başladığım ilk günü hiç unutamıyorum. Matbaaya girer girmez durmadan çalışan makinelerin gürültüsü başımı döndürmüştü. Havada kâğıt tozları uçuşuyordu ve her yere keskin bir makine yağı kokusu sinmişti.

Orada dikkatimi çeken birçok şey vardı, ama beni en çok insanlar etkiledi. Genç biraderler ve hemşireler tekdüze görünen bir iş yapıyordu ve arka planda çalışıyordu. Yine de mutluydular işlerinden doyum aldıkları belli oluyordu. Onların bu tutumu bana Tanrı’ya alçakgönüllü bir şekilde hizmet etmenin ne demek olduğunu öğretti.

Yehova, O’na daha iyi hizmet edebilmem için yıllar boyunca beni hep şekillendirdi. Ama önce size Budist olduğum dönemde hakikati nasıl aradığımı anlatmak istiyorum.

ÇOCUKKEN TANRI’YI ARIYORUM

ABD’nin Illinois eyaletinde, Chicago’da doğdum ve büyüdüm. 4 çocuğun en büyüğüydüm. Anne babam Amerika’nın fırsatlar ülkesi olduğunu düşünerek Japonya’dan Chicago’ya göç etmiş. Çocuklarının olabilecek en iyi eğitimi almasını ve hayatta başarılı olmasını istiyorlardı.

Anne babam dindar Budistlerdi. Annem, arazisinde Budist tapınağı olan bir evde büyümüştü. Babası ve 2 erkek kardeşi Budist rahiplerdi. Yani çocukluğumda, Budizmin hayatımızda önemli bir rolü vardı. Okuldan eve döner dönmez ilk yaptığım şey buhur yakmak ve evimizdeki puta su ve pirinç sunmak olurdu. Pazar günleri Budist tapınağına giderdik ve evimizdeki puta benzeyen, sadece ondan daha büyük ve altınla kaplı bir puta ilahiler söylerdik.

Yaklaşık 7 yaşındayken, evimizdeki puta bakıp “Öldükten sonra bana ne olacak?” diye düşündüğümü hatırlıyorum. Budizm inancı bana öldükten sonra ruhlar âleminde bir yerlerde yaşamaya devam ettiğimizi öğretmişti. O anda hayatımın bir gün sona ereceğini fark ettim. Belki bir ruh olarak yaşamaya devam edecektim ama insan olarak hayatım sona erecekti. Bu beni çok üzdü. Bir anda içimi büyük bir çaresizlik kapladı.

Yerine getirdiğim Budist adetleri yaklaşık 15 yaşındayken bana boş gelmeye başladı. Hayatımda bir şeyin eksikliğini hissediyordum (Mat. 5:3). Aslında içten içe her şeye gücü yeten, yaşayan bir Tanrı olduğuna inanıyordum ve O’nu tanımak istiyordum. Belki de sorularımın cevabı Kutsal Kitap’tadır diye düşündüm ve ikinci el bir Kutsal Kitap aldım. Hem de bir Budist bayramının kutlandığı bir yerden!

Ken Kiuçi gençken, ona hakikati öğreten Wilson Bashou’yla birlikte.

Bana hakikati öğreten Wilson Bashou’yla birlikte

17 yaşında bir gün sokakta köpeğimi gezdirirken Wilson Bashou isimli birader yanıma geldi ve bana “Tanrı’nın gelecekle ilgili bize neler vaat ettiğini biliyor musun?” diye sordu. Bu sorunun üzerine Kutsal Kitap’la ilgili derin bir sohbete başladık. Wilson Vahiy 17:1’i okudu ve bana “Bu ayette fahişenin üzerinde oturduğu ‘sular’ neye atfediyor biliyor musun?” diye sordu. Hiçbir fikrim yoktu. Sonra bana 15. ayetten “sular”la halkların kastedildiğini gösterdi. Yehova’nın Şahitlerinin Kutsal Kitap’ı yine Kutsal Kitap’taki sözlerle açıklaması beni çok etkiledi. Ayrılmadan önce Wilson bana Hayata Sevk Eden Hakikat kitabını verdi. Ve bu küçük mavi kitap hayatımı değiştirdi.

10 gün sonra ilk kez bir İbadet Salonunda ibadete katıldım. Salondaki kardeşlerin beni ne kadar sıcak bir şekilde karşıladığını asla unutamam. O günden sonra ibadetlere hep katıldım. Ayrıca Wilson’la birlikte Kutsal Kitap’ı incelemeye başladım. Kutsal Kitap’tan bilgi almayı o kadar sevdim ki bazen tetkiklerimizin 8 saat sürdüğü oluyordu. Ama anne babam panik olmuştu, Kutsal Kitap’ı incelememe şiddetle karşı çıktılar. Fakat ben, inceleme yaptıkça öğrendiklerimin hakikat olduğuna daha çok ikna oldum ve 1983 yılında vaftiz edildim.

ÖNCÜLÜK YAPMAK İÇİN ÜNİVERSİTEYİ BIRAKIYORUM

Vaftiz edildiğim dönemde çok iyi bir üniversitede tıp okuyordum. Bu eğitimi alabilmem için anne babam çok büyük özverilerde bulunmuştu. Aslında üniversite eğitimime devam edebilirdim. Fakat Yehova’ya elimden gelenin en iyisini vermek ve O’na tamgün hizmet etmek istiyordum.

Babam “Üniversiteyi bırakırsan bu evden gidersin!” diyerek beni uyarmıştı. Bunu duyunca çok üzülmüştüm ve kafam karışmıştı. Anne babamı çok seviyordum ve onları hayal kırıklığına uğratmak istemiyordum. Bu yüzden kampüsteyken sık sık gece geç saatte dışarı çıkıp yıldızlı göklerin altında Yehova’ya “Lütfen bir karar vermeme yardım et” diye dua ediyordum. Sonunda üniversiteyi bırakmaya karar verdiğimde babam evden gitmemi istedi. Wilson’ı arayıp ona neler olduğunu anlattım. O da bana büyük bir iyilik yaparak kendisiyle birlikte kalabileceğimi söyledi. Bütün eşyalarımı bir çantaya doldurup, onun evine gitmek üzere otobüse bindim. İçimi tarif edemeyeceğim bir sakinliğin kapladığını hatırlıyorum. Doğru kararı verdiğimden emindim.

Kendimi kafesinden kurtulmuş bir kuş gibi hissediyordum. Sonunda hizmete tamamen odaklanabilecektim. Böylece 1984’te öncülüğe başladım.

Daimi öncülük yaptığım yıllarda Yehova değerli nitelikler geliştirmeme yardım etti. Bunlardan biri pes etmemekti. Bir gün hizmete çıkacaktım ama çıkmamak için bir sürü geçerli nedenim vardı. O öğleden sonra bir hizmet arkadaşı bulamamıştım, bu yüzden cesaretim kırılmıştı. Fakat yine de hizmete gittim. Birkaç saat sonra son bir kapı çalmak için bir binaya girdim. Kendimi yorgun ve yalnız hissediyordum. Ayrıca yağmur yağacak gibi görünüyordu. “Acaba hizmeti bıraksam mı?” diye düşündüm. Üçüncü kata çıkarken Filipinli bir gençle karşılaştım. İçimden “Eminim hakikatle ilgilenmez” diye geçirdim. Fakat çok yanılmıştım. O gençle inceleme yapmaya başladık ve sonradan bu genç bir kardeşimiz oldu.

BROOKLYN BEYTELİ BENİ ŞEKİLLENDİRİYOR

2 yıl Wilson’la yaşadıktan sonra 1985 yılında Brooklyn Beyteli’ne davet edildim. Başta sözünü ettiğim gibi matbaada çalışmaya başladım. Bir gün ciltleme makinesinde çalışırken yaptığım bir hata yüzünden yüzlerce kitap kapağı mahvoldu. Kardeşler durumu gözetmene açıklamamı istediler. Ben de hatama yol açan bütün sebepleri açıkladım. Ama önemli bir şey eksikti. Gözetmenim nazik bir şekilde “Özür dilemek her zaman iyidir” diyerek bana bir hatırlatmada bulundu. O anda, hatalarımı kabul etmenin ve özür dilemenin önemini anladım.

Ken Brooklyn’deki matbaada kitap kapaklarını tutuyor.

Brooklyn’deki matbaada tur yaptırırken

Beytel ailesinin sadakatle hizmet eden yaşça daha büyük fertlerini gözlemlemek, başkalarına hizmet etmekle ilgili bakış açımı şekillendirdi. Bir gün Yönetim Kurulu’nun bir üyesi olan Milton Henschel birader öğlen yemeğinde bizim masamızda oturuyordu. O gün yemekhane çok kalabalıktı. Bu yüzden garsonluk yapan kardeşler yemek servisini yetiştirmek için koşturuyordu. Masada oturan biz gençler servisin yavaşlığından dolayı sessizce söyleniyorduk. Henschel birader tek bir kelime bile etmeden masadan kalktı ve garsonluk yapan kardeşlerle birlikte masalara su sürahilerini ve ekmekle tereyağının bulunduğu tabakları koymaya başladı. Onun bu alçakgönüllü davranışı bana İsa’nın elçilerine nasıl hizmet ettiğini hatırlattı ve zihnime kazındı (Yuhn. 13:3-5).

“JAPONCA ÖĞRENMELİSİN!”

Miçiko Oda ve kocasıyla

1987’de Japonya’ya gittim, oradaki kardeşlerin gayretinden ve alçakgönüllülüğünden çok etkilendim. Onlara yardım etmek istedim fakat bir sorun vardı, Japonca öğrenmemiştim. Beytel’de hizmet eden Miçiko Oda isimli bir hemşire gözlerimin içine bakıp bana “Japonca öğrenmelisin!” dedi. Ben de öğrendim. O zamanlar bilmiyordum ama hemşirenin o sözleri hayatımı değiştirecekti.

Birkaç ay sonra New York’taki Japonca konuşan bir cemaate geçtim. Japonca öğrenmek Yehova Tanrı’ya hizmet ederken önümde birçok fırsatın kapısını açtı. 1989’da Kaliforniya’nın Los Angeles şehrinde ilk kez bir Japonca kongreye katıldım. O kongredeki temsilde oynayan Mivako Onami isminde daimi öncü bir hemşire dikkatimi çekti.

Mivako’yla 1992’de evlendik ve birlikte Brooklyn Beyteli’nde hizmet etme ayrıcalığına sahip olduk. Mivako çok düşünceli ve şefkatli biridir. Her zaman insanlara yardım etmeye hazırdır. Onun başkalarına nasıl davrandığını gözlemlemek, bu konuda kendimi geliştirmeme yardım etti. Mivako benim için Yehova’dan bir hediye. Onunla birlikte olmak bana sonsuz bir mutluluk ve huzur veriyor.

Ken ve Mivako Kiuçi’nin evlendiği gün.

Evlendiğimiz gün

JAPONYA BÜROSU VE SAHADA HİZMET

Zaman içinde Mivako’nun hem annesi hem de babası ağır şekilde hastalandı. Japonya’da yaşıyorlardı. Yakınlarında olup onlara yardım edebilmek için Japonya bürosuna transfer olmak istedik. Bu istediğimiz kabul edildi ve 1999 yılında Japonya’ya taşındık.

Japonya’daki Beytel ailesi bize kucak açtı ve kısa süre içinde yeni evimize alıştık. Japon kardeşleri örnek almak benim daha da şekillenmeme yardım etti, çünkü onların harika nitelikleri var. Örneğin çok cömert ve konuksever insanlar. Konu çalışmak olduğunda yaptıkları işi ciddiye alıyorlar ve işlerine odaklanıyorlar. Ayrıca bir ekip olarak çalışmayı da çok iyi biliyorlar. Çünkü Japon kültüründe kişisel başarılar için tek başına çalışmak yerine herkesin iyiliği için uyum içinde işbirliği yapmaya önem verilir. Japon kardeşlerin güzel örneği beni alçakgönüllü bir şekilde başkalarıyla birlikte çalışmaya teşvik etti ve küçük de olsa payımın Yehova’nın amacına nasıl bir katkı sağladığını görmeme yardım etti.

Yine de kültürel farklılıklar nedeniyle bazı şeylerin neden belli bir şekilde yapıldığını anlayamadığım zamanlar oluyordu. Sabırlı olmayı ve aşırı tepki vermemeyi öğrenmeliydim. Zaman içinde bakış açımı değiştirdim ve Yehova’nın teşkilatından gelen rehberliğe itaat ettiğimiz sürece onun her kararı destekleyebileceğini gördüm. Sonuçta başarılı olmamızı sağlayan Yehova’dır.

Beytel’de aldığım eğitimi Musa Peygamber’in aldığı eğitime benzetiyorum. Yehova Musa’nın, çobanlık yaptığı 40 yıl boyunca yumuşak başlılık geliştirmesine yardım etti. Musa gibi ben de yüksek eğitim almıştım ve bu eğitimin beni gururlu ve kendine fazla güvenen biri haline getirmesine izin vermiştim. Beytel bana alçakgönüllü olmayı ve Yehova’ya güvenmeyi öğretti. Yehova nasıl Musa’yı sabırla şekillendirdiyse, yıllar boyunca aynı şeyi benim için de yaptı.

Ken masasında otururken.

Japonya bürosunda çalışırken

Mivako’nun anne ve babasıyla, onların ölümüne kadar yaklaşık 24 yıl boyunca ilgilendik. Bu süre içinde defalarca acil telefonlar aldık, kaygılı anlar yaşadık ve hastaneye gidip gelmemiz gerekti. Mivako’nun annesi Masako’nun sağlığı öyle bir noktaya geldi ki, artık ayağa kalkıp yürümekte bile zorlanır olmuştu. Onun için ibadetlere gitmek ya da hizmete çıkmak çok zordu. Son haftalarında tekerlekli sandalye kullanması gerekti. Yine de Yehova’ya duyduğu sevgi asla azalmadı. Ne zaman hakikatten bahsetse yüzü sevinçle ışıldardı. Onun Tanrı’ya hizmet etmek konusundaki gayreti ve hangi koşulda olursa olsun elindekiyle yetinmeyi bilen, mutlu biri olması bana müthiş bir örnek oldu.

Ken ve Mivako özel öncü olarak hizmet ederken.

Mivako’yla Okinawa’da hizmet ederken

2024’te hayatımızı kökten değiştiren bir gelişme oldu. Beytel’de 30 yılı aşkın bir süre hizmet ettikten sonra sahaya tayin edildik. Şu anda Okinawa Adası’nda özel öncü olarak hizmet ediyoruz ve yakınımızdaki askeri üste yaşayan ailelere iyi haberi duyurma ayrıcalığına sahibiz. Beytel’de aldığımız harika eğitim sayesinde yeni tayinimize daha kolay bir şekilde alıştık. İyi bir günlük program yapıp buna bağlı kalmaya çalışıyoruz. Ayrıca hizmete odaklanıp çok çalışarak zamanımızı en iyi şekilde değerlendiriyoruz. Kutsal Kitap’ı birlikte incelediğimiz ve ailemiz gibi olan birçok kişi var. Onlar Yehova’dan bize hediye. İnsanları sevmenin ne kadar önemli olduğunu şimdi daha iyi anlıyoruz. Bu güzel tayin için Mivako’yla birlikte Yehova’ya her gün teşekkür ediyoruz.

YEHOVA’NIN ELLERİNDE DAHA DA ŞEKİL ALMAK İSTİYORUM

Ailem artık hakikate karşı değil, ama henüz Yehova’ya hizmet etmiyorlar. Öyle de olsa, İsa onu takip etmek için ailesini bırakanlara ruhi anlamda 100 kat fazla aile vereceğine söz vermişti (Mar. 10:29, 30). Bunu bizzat ben de yaşadım. Bütün bu yıllar boyunca dünyanın farklı yerlerinde yaşayan, sayamayacağım kadar çok aile bana kucak açıp büyük bir sevgi ve ilgi gösterdi.

Wilson’ın verdiği Hakikat kitabı hâlâ duruyor. O mavi kitaba her baktığımda Yehova’nın sevgiyle bana Kendisini nasıl buldurduğunu hatırlıyorum (1. Tar. 28:9). Yehova’nın ellerinde daha da şekillenmeye ve sonsuz yaşama götüren hakikati öğrenmek isteyenlere yardım etmeye kararlıyım.

    Türkçe Yayınlar (1974-2027)
    Oturumu Kapat
    Oturum Aç
    • Türkçe
    • Paylaş
    • Tercihler
    • Copyright © 2026 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
    • Kullanım Şartları
    • Gizlilik İlkesi
    • Gizlilik İlkesi
    • JW.ORG
    • Oturum Aç
    Paylaş