İyi Haberi İlan Etmeye Arzulu Musun?
1 Bugün insanlık, tarihteki en büyük felaketle karşı karşıyadır. Önümüzde “kısaltılmamış olsaydı, hiç bir adam kurtul”mayacağı “büyük sıkıntı” var. (Mat. 24:21, 22) Birçok yakının o sıkıntıda yok olacağını bilseydin, onlara yardım etmeye arzu duymaz mıydın? Hezekiel’in gördüğü rüyetteki belinde kâtip dividi olan adama yalnız onun işaretleyeceği kişilerin Yeruşalim’in harabiyetinde sağ kalacakları söylendi. Onun karşılığı ne olmuştur? “Bana emrettiğin gibi yaptım, diye haber getirdi.” (Hez. 9:1-11) Sen, İsa’nın Matta 28:19, 20’de verdiği emre aynı arzuyla karşılık veriyor musun? Bu görev hayat kurtarıcı bir iştir. Bu mesaja karşılık vermeyip İsa’nın bir şakirdi olmayan herkes, Tanrı’nın hükümlerini yerine getiren melekler tarafından yok edilecektir.—II. Sel. 1:6-8.
2 Öyle ise, sen durumun acil olduğunu fark ediyor musun? İyi haberi ilan etmeye arzulu musun? “Arzu”, “bir şeyle uğraşma isteği”dir. Arzulu kişinin bir hedefi vardır. Ona varmak için düşünce ve faaliyetini yönlendirir ve karşılaştığı her engeli aşmak üzere elinden geleni yapar. Pavlus bu arzuya sahipti; onu örnek almalıyız. (I. Kor. 4:16) Romalılar 1:13-16’yı düşün. Pavlus: “Aranızda bir semerem ol”sun, diyor. Roma’daki kardeşleri daha çok ‘ruhun meyvelerini’ meydana getirmeye mi teşvik etti? Hayır, Pavlus Roma’da Hıristiyan olmayanlar arasında Krallığın meyvelerini elde etmek istedi. Bu nedenle şöyle dedi: “Sizlere, elimden geldiği kadar incili vâzetmeğe hazırım.” Bir Mukaddes Kitap bilgininin söylediği gibi: “İncili vaaz etmek onun kanındadır, bundan vazgeçemez, asla ‘görev dışında’ değildir.” Pavlus kendisini insanlara iyi haberi vaaz etmeye borçlu hissediyordu. (Rom. 1:14) Sen de öyle düşünmüyor musun?
3 Pavlus, Tanrı’nın kendisine gösterdiği hak edilmemiş inayeti çok takdir ediyor ve bunun boşuna olmamasını istiyordu. (I. Kor. 15:9, 10) Bu nedenle şöyle dedi: “İncilden utanmam.” (Rom. 1:16) İsa’nın takipçileri, yaşadıkları toplumda sevilmeyen hatta hor görülen kişilerdi. (I. Kor. 4:13) Fakat Pavlus, iyi haberden utanmayıp mesajını Roma İmparatorluğunun merkezine bile götürmeyi arzu ediyordu. İyi haberi vaaz ederken kayıtsızlık, hakaret, hatta muhalefetle karşılaştığımız zaman, Pavlus’un bıraktığı örneği düşünelim. Tanrı’nın bize verdiği sorumluluğu yerine getirelim ve sona kadar imanımızı koruyalım.—I. Kor. 9:16; II. Tim. 4:7.
4 Bize verilen görev kolay değilse de, hayat kurtarıcı bir iştir. Ama bu işte ne kadar etkili çalışıyoruz? Mümkün olduğu kadar çok insanı şakirt edebilmek için bu işi muntazam ve sistematik olarak yerine getirmeli ve iyi haberi bildirmek için hiçbir fırsatı kaçırmamalıyız. Herkese ulaşabilmek için iyi notlar tutmalı ve insanların kapılarına değişik zamanlarda tekrar tekrar gitmeliyiz. Ayrıca kişilerin yüreklerine erişebilmek için yüzeysel şekilde önceden hazırladığımız bir mesajı iletmek veya bir yayın vermek yeterli değildir. İnsanların ihtiyaçları ve kaygıları, korkuları ve önyargıları, sevdikleri ve sevmediklerini fark etmeye gayret etmeliyiz. Bu bizden düşünceli, gayretli ve arzulu olmayı gerektirir.
5 “Kendini Allaha makbul ve utanılmaz bir işçi olarak takdim etmeye gayret et.” (II. Tim. 2:15) Pavlus’un bu sözleri üzerinde düşünürken, Yehova’ya daha dolgun bir şekilde hizmet etmenin mümkün olduğunu görebiliyor musun? Tabii, içinde bulunduğumuz şartlar kişiye göre değişmektedir. Fakat öncülere bir bakarsak, aralarında gerçekten her türlü durum ve şarta sahip kişilerin bulunduğunu görüyoruz. Ama önemli olan etken onların bu koşulların kendilerinin öncülük yapmasını engellemesine izin vermemeleridir. (II. Kor. 11:29, 30; 12:7 ile karşılaştır.) Onlar Tanrı’nın kendilerine gösterdiği sevgiye sevgiyle karşılık vermektedirler. Gerçek sevgi gerçek iman gibi hareketlerle gösterildiği için bulundukları şartlarda bir ayarlama yaparak öncülük hizmetine başladılar. Sen aynısını yapabiliyor musun?—Mat. 22:27, 38; I. Yuh. 4:9; 5:3.
6 İsa’nın Matta 25:14-30’da verdiği meseli de düşün. İlk iki köle çok çalışarak efendilerinin çıkarlarını çoğalttılar. ‘Utanılmaz işçiler’ olduklarını ispat ettiler. Üçüncüsü ise, kendisine emanet edilenle verimli bir şey yapmadı. Aslında onun, efendisine karşı gerçek sevgisi yoktu Efendisinin “sert bir adam” olarak görüp, çok çalışmaktansa, durumu idare etmeye çalıştı. İşine göre karşılık aldı. Öyle ise Tanrı’nın koyunları toplama işini hazırlandığı bu günlerde, O’nun tasvibini kazanmak için bütün gereksiz yükleri bırakarak etkili şekilde iyi haberi ilan edelim.