Yasal Bir Hamle
NİSAN 1995’te önemli bir hukuk zaferi kazanıldı. Her şey 28 Ocak 1992’de, 24 yaşındaki Luz Nereida Acevedo Quiles’in kendi isteği üzerine bir ameliyat için, Porto Riko’daki El Buen Pastor Hastanesine götürülmesiyle başladı. Hastaneye kabul edildiğinde, hem sözlü hem de yazılı şekilde, Yehova’nın Şahitlerinden biri olarak kan naklini kabul etmeyeceğini bildirdi. (Resullerin İşleri 15:28, 29) Onu tedavi eden doktor da dahil, konuyla ilgili tüm hastane personeli onun isteğinin tam olarak farkındaydı.
Luz, ameliyatından iki gün sonra aşırı miktarda kan kaybetti; kanama yüzünden akut anemi ortaya çıktı. Dr. José Rodríguez Rodríguez, ona yardım etmek için tek yolun kan nakli olduğuna inanıyordu. Bu nedenle, Luz’un bilgisi ya da onayı olmadan kan nakli yapmak üzere bir mahkeme emri istedi.
Luz, tamamen bilinçli ve kendi adına konuşabilecek durumda olduğu halde, Dr. Rodríguez Rodríguez, durumun aciliyeti yüzünden herhangi birinin onayını almaya zaman olmadığı konusunda ısrar etti. Bölge savcısı Eduardo Pérez Soto formu imzaladı ve bölge hakimi Sayın Angel Luis Rodríguez Ramos kan nakli için bir mahkeme emri çıkarttı.
Böylece 31 Ocak 1992’de Luz ameliyathaneye götürüldü; orada kan nakli yapıldı. Nakil sırasında hastane personelinden bazılarının güldüğünü işitti. Diğerleri, yapılanların onun iyiliği için olduğunu söyleyerek kendisini azarladı. Elinden geldiğince karşı koymaya çalıştı, fakat hepsi boşunaydı. Sonunda Luz’a, dört ünite kan verilmişti.
Luz’un davası Porto Riko’da, kan nakli ve Yehova’nın Şahitleriyle ilgili davaların ne ilki ne de sonuncusuydu. Onun deneyiminden önce, Yehova’nın Şahidi olan yetişkinlerin aksi yöndeki isteklerine rağmen kan nakli için en az 15 ve ondan sonra daha pek çok mahkeme emri çıkmıştı. Üzücü olan, bir olayda mahkeme emriyle, baygın bir hastaya zorla kan nakli uygulanmasıydı.
Bununla birlikte, Luz’un mücadelesi ameliyathanede bitmedi. Ekim 1993’te karşı bir dava için Porto Riko Uluslar Topluluğuna başvuruldu. Dava, Yüksek Mahkeme tarafından görüşüldü ve 18 Nisan 1995’te Luz’un lehine bir karar alındı. Mahkeme, kan nakli emri için şunu bildirdi: “Anayasaya aykırı; ve davacıyı hukuk kuralları gereğince dininin gereğini yerine getirme, özel hayatını koruma ve bedenini kendi kendine idare etme hakkından yoksun bıraktı.”
Bu resmi karar, Porto Riko’da bir mahkeme, kan nakliyle ilgili bir davada ilk kez Yehova’nın Şahitlerinin lehine bir karar verdiği için çok önemliydi. Karar muazzam bir tepki yarattı. Önemli gazete, radyo ve televizyon muhabirlerinin katıldığı bir basın toplantısı düzenlendi.
Aynı gece bir radyo programı, Luz’un avukatlarından biriyle yapılan röportajı yayımladı. Dinleyiciler telefonla soru sormaya davet edildi. Birçok doktor ve avukat arayıp davaya olumlu tepki gösterdiklerini ifade etti. Arayanlardan biri şöyle söyledi: “Bilim, bir kan naklinin hayat kurtaracağını ortaya çıkaramamıştır, bu şekilde düşünmek bir yanılgıdır.” Ayrıca şunu da bildirdi: “Yakında kan nakli modern tıbbın en büyük sapmalarından ve hatalarından biri olarak tarihe geçecek.”
Daha sonra, itibarlı bir hukuk profesörü teşkilatın bürosunu arayarak, “müthiş bir zafer” diye tanımladığı bu olaydan duyduğu derin memnuniyetini ifade etti. Ayrıca, mahkemenin resmi kararının sadece Yehova’nın Şahitlerinin değil, bütün Porto Riko vatandaşlarının anayasal haklarını savunduğunu da ekledi.