Okuyucuların Soruları
Havva’nın ve daha sonra da Âdem’in yediği iyilik ve kötülüğü bilme ağacının meyvesi elma mıydı?
Bunu bilemeyiz. Birçok kişi ‘yasak meyvenin’ bir elma olduğunu düşünmüş ve yüzyıllar boyunca sanatçılar bunu bu şekilde resmetmiştir. Fakat Mukaddes Kitap ağacın veya meyvesinin adını belirtmiyor. Havva bundan sadece “bahçenin ortasında olan ağaç” olarak sözetti.—Tekvin 3:3.
Bu konuda Insight on the Scriptures adlı kitapta “Elma” başlığı altında yazılanlar ilginçtir:
“İbranice tap·puʹah sözcüğüyle hangi ağaç ve meyvenin kastedildiğine dair çok tahminler yürütülüyor. Sözcüğün kendisi güzel kokusuyla ayırt edilen bir şeyi ima ediyor. Sözcük, ‘üflemek; solumak; nefes nefese kalmak’ anlamındaki na·fahʹ kökünden gelir. (Tekvin 2:7; Eyub 31:39; Yeremya 15:9) Bununla ilgili olarak M. C. Fisher şöyle yazdı: ‘[Na·fahʹ] sözcüğüyle bağlantısı ilk başta anlamsal olarak zorlanmış gibi geliyor, ancak “soluk alıp vermek” ve “koku yaymak” fikirleri bununla bağlantılıdır. Anlamdaşı olan puah sözcüğü hem “üflemek” (rüzgâr için) hem de “güzel bir koku yaymak, mis gibi kokmak” anlamına geliyor.’—Theological Wordbook of the Old Testament, R. L. Harris, 1980, Cilt 2, s. 586.
Elma yerine portakal, limon, ayva ve kayısı gibi çeşitli meyveler önerilmiştir. . . . . Ancak bağlantılı olan Arapça tuffâh sözcüğü esas olarak ‘elma’ anlamına gelir ve bu sözcüğün kullanılmasıyla İbranicede Tappuah, Beyt-tappuah olan kent isimlerinin (herhalde meyvenin o kentlerin dolayında yaygın oluşundan böyle adlandırılmışlardır) anlamlarının Arapça karşılıklarında korunmuş olması dikkate değerdir. (Yeşu 12:17; 15:34, 53; 16:8; 17:8) Bu yerler ovalarda değil, iklimi genellikle biraz daha ılıman olan dağlık bölgedeydi. Ayrıca, geçmişte iklimin de biraz değişik olması olasılığı tamamen gözardı edilemez. Bugün İsrail’de elma ağaçları vardır ve dolayısıyla Mukaddes Kitabın tarifine yeterli derecede uymaktadır. Geçen yüzyılda Suriye ve Filistin’de yıllar geçiren William Thomson, Filistin Ovalarındaki Aşkelon bölgesinde bile elma bahçelerine rastladığını yazıyor.—The Land and the Book, J. Grande tarafından gözden geçirilmiş baskı, 1910, s. 545, 546.
Elma ağacı (Pyrus malus) en fazla Neşideler Neşidesi kitabında geçiyor. Orada Şulam kızının çoban arkadaşının sevgi ifadeleri elma ağacının hoş gölgesine ve meyvesinin tatlılığına benzetiliyor. (Neşideler Neşidesi 2:3, 5) Çoban ise, kızın nefesini elmanın kokusuna benzetiyor. (Neşideler Neşidesi 7:8; 8:5’e de bakın.) Süleymanın Mesellerinde (25:11) yerinde ve uygun bir konuşma tarzı, ‘oyulmuş gümüşün içinde altın elmalara’ benzetiliyor. Elma bunun dışında yalnız Yoel 1:12’de geçiyor. Aden bahçesindeki yasak meyvenin elma olduğuna ilişkin yaygın geleneğin Kutsal Yazılarda hiçbir dayanağı yoktur. Benzer şekilde, ‘gözün elması’ ifadesi King James Version’da geçiyor (Mezmur 17:8; Süleymanın Meselleri 7:2; ve başkaları), fakat bu İbranice bir ifade değildir; harfi tercümesi birinin ‘gözyuvarlarının bebeği’ şeklindedir.”—Insight on the Scriptures, Cilt 1, sayfa 131, 132; 1988’de Yehova’nın Şahitleri tarafından yayımlanmıştır.