Dünyaya Bakış
● KANSERİN ÖNLENMESİ
Amerika’daki Ulusal Kanser Enstitüsünün yakın tarihlerde yaptığı bir araştırma, Amerikan halkının yarısının “kanseri önlemek için, kişinin elinden pek bir şey gelmediğini” düşündüğünü gösterdi. Oysa yaygın olan bu fikrin karşıtı olarak, kanserin pek çoğuna yol açan etkenler genellikle kişinin yaşama tarzıdır. Kanserlere yüzde 30 sigara, yüzde 35 yiyecek, yüzde 3 fazla güneş banyosu ve yüzde 3 fazla alkol neden oluyor. Kanseri önlemek yönünden enstitünün önerdiği adımlar arasında şunlar var: Hiçbir şekilde tütün kullanmayın. Alkollü içecekleri ölçülü kullanın. Az yağlı gıda türlerini seçin. Her gün yemek listenize taze meyve, sebze ve kepekli tahıl ürünleri katın. Gereksiz röntgen ışınlarından kaçının. İşlerinizde kullanılması önerilen güvenlik gereçlerini, örneğin, aspratörleri, maskeleri ve koruyucu elbiseleri kullanın, özellikle saat 11.00 ile 14.00 arasında güneşte fazla kalmaktan kaçının.
● BEYNE SERT GELİYOR
Britanya Tıp Derneğine göre, amatör ve profesyonel boksta, beyne zarar verildiğine dair deliller “şüphe götürmez” niteliktedir. Röntgen ışınlı tarama tekniğini kullanan doktorlar, boksörlerin sözleri gevelemek, sendelemek veya hafıza kaybıyla ilgili işaretler vermeden önce, beynin gördüğü zararları saptayabilecek durumdadırlar. Tıp derneği bir raporda, başın tekrar tekrar yumruklanmasıyla beyne gelen zararların arttığını ve normal olarak bunların giderilemeyeceklerini söylüyorlar ve boksörlerin ağır beyin ameliyatları geçirmeden önce hastaların buna razı olduklarını gösteren bir kâğıdı imzalamalarının gerekli kılınmasını öneriyor. Bu yeni araştırmalar, bu sporun yasaklanması için herhalde çaba harcanmasına yol açabilirlerse de, başkaları, örneğin Londra’da yayımlanan The Times gazetesinin bir yazarının söylediği gibi: “İnsanlar bizzat kendi beyinlerine zarar vermek isterlerse, bu, devletin müdahale etmesi gereken bir şey değildir” diyecekler.
● KİMYASAL MADDELER VE SİZ
Bilinen beş milyon kimyasal maddenin 53.500’ünün ticari önemi vardır. Bunlardan acaba kaç tanesi zehirli olup olmama konusunda denenmiştir? Sadece bir avuç kadarı! Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Araştırma Konseyi, beş yıl süren bir inceleme yaptıktan sonra, rastgele araştırdığı 50.000 olağan kimyasal madde, tarım ilacı, kozmetik ve ilaçtan “sadece birkaçının geniş biçimde zehirlilik deneyine tabi tutulduğunu ve pek çoğunun ise, hemen hemen hiç beğenmediğini” bildirdi. Onların meydana çıkardı Zehirlilik Deneyleri: İhtiyaç ve Öncelikleri Saptamak İçin Stratejiler adlı yayına göre, 3.400 kozmetik madde türünün yüzde 74’nün ve yiyeceğe katılan 8.600 yabancı maddenin ise, yüzde 80’inin zehirlilik verileri yetersiz bulundu.
● UZAY YARIŞI
A.B.D. başkanı R. Reagan, 1992’ye doğru, içinde devamlı insan bulunacak bir uzay istasyonunu yörüngeye oturtmak için yapılan bir planı onayladı. Maclean’s dergisine göre, A.B.D, başkanı bunu, “uzayı sömürge haline getirmek için yapılan büyük planları ve milliyetçiliği savunan görkemli sözlerle dolu konuşmasında” söyledi. Bu alanlarda birer uzman olan beş erkek ve iki kadın, uzay istasyonunda çalışan ilk insanlar olacak. Ama uzay istasyonu büyüdükçe, daha fazla insanın da gönderilmesi beklenmektedir. İstasyonun parçalarını ve donatımını yörüngeye oturtmak için uzay mekiği kullanılacak. Ancak bu girişim neye mal olacak? Bunun için ilk olarak 8 milyar dolar ve yüzyılın sonuna doğru ise, 30 milyar doların aşılabileceği tahmin ediliyor. Yapılan bu plana itiraz edenler vardır. Ulusal Bilimler Akademisine göre, uzay istasyonuna “bilimsel yönden bir ihtiyaç” yoktur. Bazıları tasarlanan deney masraflarının cüzi bir kısmıyla, bu deneylerin insansız uydular tarafından yapılabileceği tezini savunuyorlar. Başkaları ise, muazzam bütçe açığı yüzünden sosyal hizmet programlarının kısıtlandığı bir zamanda bu masraflardan yakınıyorlar. Uzay istasyonu için tek gerekçenin milli prestij olduğu söylenmektedir. Başkan R. Reagan şöyle dedi: “İlk yapan biz olduğumuz için, en büyük biz demekten kıvanç duyabileceğiz.”