Dünyaya Bakış
● YAYILAN BİR TEHLİKE
Korkunç ve öldürücü AİDS hastalığı dehşet ağını yaymaktadır. Asiaweek dergisine göre, bu hastalık dünya çapında 16 ülkede teşhis edildi. Olayların sayısı (şimdiye kadar 2.500) her altı ayda iki misline çıkmaktadır. Her ne kadar Asya’da birinin AİDS’e yakalandığı kesinlikle söylenmiyorsa da, ikisi Tayland ve biri Hong-Kong’da olmak üzere üç şüpheli olay için araştırma yapılmaktadır. Tıp otoritereleri, bu hastalığın herhangi bir belirtisi için eşcinselleri, hemofililileri, ve eroinmanlıları yakından izlemektedirler. Japonya’daki eşcinsellere ait hamamlar kapılarını yabancılara kapamışlardır, ama Tokyo’nun 300 eşcinsel barı, her zamanki gibi “işlerini sürdürüyorlar.”
● SİGARAYA KARŞI DAHA FAZLA UYARILAR
İngiltere hükümetinin yaptırdığı bir ankete göre, 11 ila 16 yaşları arasındaki lise öğrencileri yılda aşağı yukarı 90 milyon dolar değerinde sigara içiyorlar. Birinci yılda öğrencilerin yüzde biri düzenli olarak ve yüzde 3’ü ise, arasıra sigara içiyor. Beşinci yılda ise, muntazaman sigara içenlerin sayısı %27’ye çıkıyor; onlar ortalama haftada 47 sigara içiyor, yüzde 10’u arasıra içiyor. Bu sorunla başa çıkmak için bazı okullar içenlere kliniklerini açıyor ve sigara satan dükkânlardan çocuklara sigara verilmemesini istiyorlar. Bazı haberlere göre, sigaralar çocuklara tek tek otuz liradan satılıyor.
Geçenlerde Amerika’da yapılan bir araştırma hakkında bir rapor veren Science dergisi, “erkekle kadın arasında ömür farkını belirleyen başlıca etkenin sigara olduğu” fikrini destekledi. A.B.D. sigorta şirketlerinin istatistikleri, kadınların ömrünün erkeklerinkinden halen 7,5 yıl daha uzun olduğunu gösteriyor. Ama araştırıcılar, hiçbir zaman sigara içmeyen erkekle kadının “hemen hemen aynı” ömrü yaşayabileceğini bulmuşlardır. Bir araştırmacının söylediği gibi “yeni inceleme, erkeklerin daha erken ölmesinden stresin bir rol oynayabileceği görüşüne aykırı olmayabilir, çünkü stres, erkeğin sigara içmesine yol açabilir; böylece her ikisi de katkıda bulunabilir.” Başka uzmanlar, yeni bulgulara karşı şüphe duymaktadır; ama büyük ihtimalle “sigara içmenin mevcut farkın yarısının hesabını verdiği”ne inanıyor. Durum ne olursa olsun, araştırmacılar, bugün genç kadınların genç erkeklere oranla daha fazla sigara içmeye başladıklarından dolayı, pek yakında daha uzun ömür beklentilerini yitirecekleri görüşündedirler.
● KANSIZ AMELİYAT
Associated Press ajansının bir haberine göre, önceleri sadece Yehova’nın Şahitleri için kan nakli yapılmaksızın uygulanan açık kalp ameliyatı tekniği, New York Buffalo şehrinin Childern’s Hospital’da hemen hemen yüz çocuk üzerinde başarıyla kullanılmıştır. Kalp ameliyatı bölümünün baş operatörü şöyle dedi: “Bu [Yehova’nın Şahidi olan] hastalar için bu kadar iyi sonuç veriyorsa, neden bunu diğer hastalar için yapmayalım, diye düşündük.” Uygulanan teknikte çocuğun vücut ısısı normal olan 37°C’den 24°C’ye indiriliyor. Bunun sonucu olarak, kan akımı normal oranının yarısına düşeceği için kan kaybı azalıyor. Çocuğun kanına da, aynı veya daha büyük hacimde bir mineral ile besleyiciler solüsyonu karıştırılıyor. Normal oksijen taşıma kapasitesi ancak üçte biri olduğu halde, bu sulandırılmış kanın, sulandırılmamış kandan daha iyi dolaştığı ve ameliyat sırasında akciğerleri ve böbrekleri daha az yorduğu anlaşılmıştır. Bu bulgular doktorları “bir ölçüde şaşırttı.”
EVLİLİK ŞİŞMANLATICIDIR
Evlendikten sonra gerçekten kilo aldınız mı? Weight Watcers dergisinin 15.000 okuyucuyla yaptığı anket buna evet demektedir. 13 yıldan beri evli olan kadınlar ortalama 10 kilo, kocalar ise 8 kilo aldılar. Bununla beraber kişinin evlilik hakkındaki görüşü de fark oluşturuyor. Örneğin evliliklerinde mutsuz olduklarını söyleyen kadınlar ortalama 25 kilo, mutlu olduklarını söyleyenler ise sadece 11 kilo şişmanladılar.
“SESSİZ” EVLİLİKLER
Bir çiftin evliliği ne kadar uzun ise, eşler birbirleriyle o kadar az konuşurlar. Altı yıl boyunca Alman çiftlerin “iletişim davranışlarını” inceleyen Alman bilgini Profesör H. W.Jürgens bu sonuca vardı. Almanya’nın Mainz şehrinde çıkan Allegemeine Zeitung gazetesine göre, Jürgens, iki yıl evli kaldıktan sonra çiftlerin birbirleriyle günde ancak 30 dakika konuştuklarını söylüyor. Bunun bir açıklaması yaşlı çiftlerin eşlerinin ne düşündüklerini ve herhangi bir mesele de, büyük ihtimalle ne söyleyeceklerini zaten tam olarak bilmeleri şeklindedir. Gazete şunu da ekliyor: “Böyle olması gerekmez, çünkü birçok yaşlı çift birbirleriyle hâlâ uzunca konuşuyor. Fakat inisiyatif kullanan genellikle kadınlardır.”
● DERİN DALANLAR
Sputnik dergisine göre, Kuzey Kutbunda yaşayan alk kuşu, bir deniz küresinde denizin derinliklerini araştıran Sovyet biyologlarını şaşırttı. Dalgıç aletinin dikiz penceresinden bakan araştırmacılar, balık yakalamak için 80 metre derinliğe kadar inebilen bir alk kuşunu gördüler. Bundan önce kuzey yarım küresinin bu sakininin 10 metreden fazla derine dalamadığı sanılırdı. Alk kuşunun dalgıçlıkla ilgili hünerleri hayret verici ise de, güney yarım küresinde yaşayan kuzeni olan imparator pengueni ondan üstündür. İmparator penguenlerinin 200 metreden daha derine dalabildikleri biliniyor.
● YENİ ENERJİ KAYNAKLARI
Brezilya ülkesi arabalarında yakıt olarak “gasohol” kullanılmaktadır; ama motorlarda gerekli ayarlama yapılması gerekmektedir. South dergisinin bildirdiğine göre, Brezilya’daki araştırmacılar, ayarlama yapmadan, bitkisel yağ ile şimdi 13 tonluk kamyonları yürütmeyi başardılar. South dergisinin söylediği gibi, “hurma yağı ve soya fasulyesi, yer fıstığı, kolza ve ayçiçeği yağları disel yakıtı yerine veya disel yakıtına ek olarak eşit randıman verir şekilde kullanılabilir.” Bu yağları üretme teknolojisi daha basittir. Bu arada Brezilya’nın başarısından teşvik alan Irak, hurmalarından üretilen alkolü yakıt olarak kullanma denemeleri yaptı. Yüksek şekere sahip olan ve Zuhdi olarak adlandırılan yakıt türü en iyi sonucu verdi. Hurma, Irak’ın ikinci büyük ihraç malıdır. Amerika Birleşik Devletlerinde, çiftçiler elektrik üretmek için inek gübresini kullanıyorlar. Yakıt olarak gübre kullanan “sindirici” bir alet, elektrik santralına bile satılan elektrik üretiyor. Yararlı yan maddeleri ise, metan gazı, sıvı gübre ve başka katı maddelerdir.
● PİYANGOLAR ZARARLI OLABİLİR
Toronto Star gazetesine göre, “birçok Kanadalı piyangolar için harcadıkları parayı bizzat ailelerini geçindirmek için harcasalardı daha uygun olacaktı. Piyango bileti alanların büyük çoğunluğu mali güçlükleri en az olanlardır.” Makalenin belirttiği gibi, her kazanana karşılık, yüz binlerce kaybeden vardır. Büyük ikramiyeyi almayı umarak bilet alan birçok kişi piyango müptelası olmuştur. Bilet için haftada beş bin dolar harcayan 34 yaşındaki bir banka veznedarı, yakalanmadan önce kasadan 183 bin dolar çalmıştı. Star gazetesine göre, bu veznadarın kazandığı 80 bin doları daha fazla bilet almak için harcadığı tesbit edilmiş. Ona hüküm giydiren yarğıç şöyle dedi: “Bence, piyangolar, duygusal bir istikrarsızlığı geliştirebilir; ve gerçekleştirilmesi hemen hemen imkânsız olan bir rüya veya umut gibidir.”
● DOĞUMDAN DAHA ÇOK KÜRTAJ VAR
Toronto’nun (Kanada) Globe and Mail gazetesine göre, “Toronto şehri sakinleri arasında doğum oranından daha fazla kürtaj olayı var.” 1981 yılında Toronto’da (Kanada) doğan çocuk sayısı 7597 idi; oysa aynı yılda 8.313 kürtaj yapıldı.1975’te “sağ doğanların sayısı ... kürtaj olayının hemen hemen iki katıydı.” Bazı kadınlar kürtaj için altı hafta beklemek zorunda olabilirler. Çıkan habere göre, kürtajların yüzde 28’i evli veya bir erkekle nikâhsız yaşayanlardan, yüzde 63’ü ise, tek başına yaşayan kadınlardandı. “Diğerleri, ayrılmış, boşanmış veya dul kalmış olarak kayıtlı bulunuyordu.” Yirmi yaşından küçükler arasındaki kürtajın sayısı ise, 1975’ten 1981’e kadar iki katına çıktı.
● EN İYİ ANTREMAN ZAMANI AKŞAM MIDIR?
İndustry Week dergisinin haberine göre, “kilo vermek isteyenler için en iyi antreman zamanı akşamdır.” Yemekten önce yapılan sıkı egzersizler birkaç saat için iştahınızı bastırabilir. Aynı zamanda, günün geç saatlerinde genellikle yavaşlayan metabolizmayı da hızlandırabilir; böylece daha fazla kalorinin yakılmasına katkıda bulunur.” Makalenin belirttiği gibi, koşunun akşamları yapılması daha iyi olabilir. Zira makalede, sabahları yapılan koşularda daha çabuk sakatlıklar oluştuğunu gösteren bir araştırmaya değinildi. Bunun sebebi acaba nedir? Günün geç saatlerinde kas dokuları iyice gerilmiş durumdadır; vücut sıvısı daha çok ayaklarda toplanmıştır ve koşu darbelerinin hızını daha iyi kesebilir.